VİTRİNDEKİ MANKEN MİYİZ?

Mağaza vitrinlerinde, üzerinde renkli ve farklı elbiseler bulunan birçok cansız manken görürsünüz. Hatta bazen dayanamaz, “Aa, canlı gibi!” deriz. Oysa onlar nefes almaz, düşünmez ve hissetmezler.

Peki ya biz? Biz de bu dünya vitrininde yaşıyoruz. Yüce Yaratıcı bizi buraya boşuna göndermedi. Öğrenelim, keşfedelim ve bu kısa imtihan dünyasının ardından ebedî hayata hazırlanmak için gönderdi. Âlemlerin Rabbi olan Allah bu gerçeği şöyle bildirir:

“Andolsun ki sizi boşuna yaratmadık ve siz Bize döndürülmeyeceksiniz değil mi?” (Mü’minûn Suresi, 23:115)

Ama biz ne yapıyoruz? Mağaza sahibinin isteği doğrultusunda değiştirilen, giydirilen ve süslenen bir manken gibi mi yaşıyoruz? Sosyal medyanın dayattığı kalıplar, modanın geçici çılgınlıkları ve çoğunluğun sorgulamadan sürüklendiği akımlar… Kendi özümüzü unutup, düşünmeyenlerin dünyasında cansız birer manken hâline geliyoruz. Oysa insan, düşünmek ve anlamak üzere yaratılmıştır. Allah yolunda ilerleyenler ise asla bu düzenin bir parçası olmaz:

“De ki: ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Ancak akıl sahipleri öğüt alır.” (Zümer Suresi, 39:9)

Peki, sonra ne oluyor? Nasıl ki vitrinde eskiyen, kırılan, dökülen mankenler geri alınıp atılıyorsa, kendini geliştirmeyen, yaratılış gayesini unutan insan da bu dünyadan göçüp gidecek. Toprak onu saracak ve geriye ne giydiği ne de dış görünüşü kalacak. Gerçek olan tek şey, kazanılan iyi bir kalp, doğru bir iman ve güzel amellerdir.

Bu yüzden, dünya vitrininde geçici bir süreliğine sergilenen cansız bir mankene dönüşmek yerine; okuyalım, öğrenelim, araştıralım. Bilimin ışığında, ilmin rehberliğinde, Kur’an’ın aydınlığında ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in güzel ahlakının örnekliğinde, sonsuzluk âlemi için dersimize sımsıkı sarılalım. Çünkü gerçek hayat, burada başlayan ve ötede devam eden gerçek kurtuluştur. Rabbimiz buyuruyor ki:

“Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü ecirleriniz eksiksiz verilecektir. Kim ateşten uzaklaştırılıp cennete konulursa, işte o kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.” (Âl-i İmrân Suresi, 3:185)

Gelin, dünyanın geçici vitrininde değil, ebedî hayatın hakiki saadetinde yerimizi alalım.

 

“Dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir…”
(Hadîd Suresi, 57/20)

Vitrindeki manken bir gün eskir; yıpranır, kırılır ve vitrinden kaldırılır. İnsan bedeni de zamanla yaşlanır ve sonunda toprağa döner. Fakat insanı bir mankenden ayıran çok önemli bir gerçek vardır: İnsan akıl, irade, vicdan ve sorumluluk sahibidir.

Bu nedenle mesele, dünya vitrininde ne kadar güzel göründüğümüz değil; bu dünyadan ne öğrenerek, ne üreterek, nasıl bir ahlakla ve hangi amellerle ayrıldığımızdır.

3 thoughts on “VİTRİNDEKİ MANKEN MİYİZ?

  1. Hergun bir şey katmak hayatimiza 2gunu ayni gecirmemek

    Neyi neden yaptiginin farkinda olmak

  2. Selam aleyküm bu güzel yazı için teşekkür ederiz 🌸
    Bizler de fark etmeden o cansız mankenlerden örnek alıp, onlar gibi olmaya çalışmışız. Meraklı ve soru sormayı seven insanlar olmayı, zamanın içinde yaşayarak fark ederek ilerlemeye gayret etmeliyiz.

    Farklı bakış ise, mankenler sabit fakat kıyafetler ise her sezon değişiyor.. Sanki bilgiye ulaşıyor fakat merak edip hangi kumaş, nerede üretilmiş, hangi sezonun ürünü demeden üzerlerinde sadece geçici olarak taşıyorlar.

    Bilgiye ulaşıp da, onu üzerimizde bir kıyafetmiş gibi geçici taşımayalım, onu özümseyelim ve hayatımıza geçirelim..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website