MİSKİN NE ANLAMA GELİR ?
Miskin, kemal iddiasında bulunmayan bir kâmil sufidir. Bu miskinliği
tanımlamak için başvurulacak anahtar kelimeler tevazu, ben’i daimi
bir noksanlık bilinciyle ele almak ve bunlardan doğan bir
iddiasızlıktır. Ama baştan aşağıya zayıflık imalarıyla dolu bu
niteliklere rağmen miskin manevi bir otoritedir. Bu, miskinliğin
dilemmasıdır: Miskin, gücünü zayıflığından, bilgisini bilmezliğinden,
kemalini noksanlığından alır. Bu noksanlık bilinciyle aşk arasında da
bir ilişki vardır. Aşkın, uzaklıktan, yarımlıktan, noksanlıktan
beslenmesine koşut olarak, miskin de, noksanlığı sebebiyle zorunlu
olarak âşık olur, âşık kalır.
MİKİN SIFATINA SAHİP BİR EREN
Miskin baba da bu sıfatlara sahip bir erendi. Miskin baba eski özbek
hanedanına mensup olup, Ruhuna huzur bulma düşüncesi ile
Buhara’dan ayrılan son özbek prensiydi.
Adakale adasına vardığında 30 yaşında olduğu düşünülmektedir.
Efsaneye göre miskin baba rüyasında bazı vahiyler aldıktan sonra
Allah’ın küçük adaya ulaşmasına yardım ettiği ve miskin babanın çok
bilgili bir adam olduğu dile getirilir. Böylece şehzade bu rüyadan çok
etkilenir, saraya, arkadaşlarına veda eder ve servetinin büyük kısmını
fakirlere dağıtır, kendisine rüyasında gösterildiği gibi Tuna
çağlayanının yanındaki adaya doğru yola çıktı. Osmanlı kapısına
ulaştığı sırada onu krallığına geri döndürülmeye çalışıldı ama şehzade,
hayalinin kendisi için açtığı yoldan geri dönmedi.
Miskin baba, Adakale adasına çıplak ayak, dağınık saçlar, yırtık pırtık
elbiselerle gelmiş ve oraya geliş amacının sorulması ile şöyle cevap
vermiştir. “Bu ada ilahi emirle geri kalanlar için yaratılmıştır. Ruhumun
rahatlığı ve huzur bulması için ,Allah’ın iradesini yerine getirmek için tahtımı ve mallarımı
bırakıp çölün, dağların, ormanların zorlu yollarından geçtim. Bana
göre Allah’ın gerçek mutluluğu iyilik yapmakta yatar.” Miskin baba bu
ada da son derece sade bir hayat yaşadı. Bu adanın çocuklarına Kur’an
okumayı ve erdemli bir şekilde yaşamayı öğretti.Adakale sakinleri üzerinde büyük bir etkisi olmuştur. Mucizeleri
sayesinde bir aziz gibi bir karakter olarak kaldı.

İlahi gücü ile birçok
hastaya şifa vermiş, acı çekenlerin acısını dindirmiştir. Ayrıca
ölümünden sonra da bir sakinin rüyasında göründüğü, Kral
II.Charles’ın adaya gelişini önceden haber verdiği söyleniyor ki bu da
gerçekleşmiştir. Onun isteği üzerine naaşı adaya gömülmüştür. Miskin
babanın mezarı Adakale’nin manevi koruyucusu olarak kabul edilen
kutsal bir mezar haline gelmiştir.

MACARİSTAN’IN KİLİDİ,ROMANYA VE SIRBİSTAN’IN ANAHTARI ”ADAKALE”
Adakale, Tuna Nehri üzerinde bir yerleşim yeri ve ileri karakol
noktasıydı. Adı sanı pek bilinmeyen Adakale, Demirkapı’nın
yukarısında, Orşava’nın aşağısındaydı. Romanya tarafına üç yüz,
Sırbistan tarafına dört yüz metre mesafedeydi. Kâğıt üzerinde, sadece
iki hektarlık, dikdörtgen bir adadan ibaretti.

Buna karşılık muhtevası ve hatırası, yüz ölçümünün kat kat üzerindeydi.
Adakale, “Macaristan’ın kilidi, Romanya ve Sırbistan’ın
anahtarı” olarak kabul edilirdi. Romanya ve Yugoslavya yönetimleri
1967 yılında, Orşova yakınındaki Gura Vaii Burnu’nda, Demirkapı’da
hidroelektrik barajı inşa etme kararı aldılar. Ertesi yıl, ada halkının
tahliyesine başlandı. 1970 yılında barajın inşaatı tamamlandı. Baraj inşaatı tamamlanıp sular yükselince, sadece Adakale değil, yüzlerce yıllık Türk tarihi de sular altında kaldı. Miskin babanın türbesi ise kaynaklara göre Simian adasına taşınmıştır.
DETAYLI BİLGİ İÇİN
Ada Kaleh ( Rumence telaffuzu: [ ˈada kaˈle ] ; Türkçe : Adakale , “Ada Kalesi” anlamına gelir; Macarca : Újorsova veya Ada Kaleh ; Sırpça ve Bulgarca : Адакале, romanize edilmiş : Adakale ) Romanya’da bulunan ve 1970 yılında Demir Kapılar hidroelektrik santralinin inşası sırasında sular altında kalan Tuna Nehri üzerindeki küçük bir adaydı . Ada, Orșova’dan yaklaşık 3 kilometre (1,9 mil) aşağıda , iki kilometreden kısa ve yaklaşık yarım kilometre genişliğindeydi (1,75 x 0,4-0,5 km). Ada Kaleh, Osmanlı İmparatorluğu’nun her yerinden gelen Türk Müslümanlar tarafından iskan edilmişti ve ayrıca Bulgaristan’ın Vidin ve Ruse bölgelerindeki Türk Müslüman nüfuslarıyla dış evlilikler nedeniyle aile bağları vardı .



Ada Kale Adası muhtemelen Demir Kapı barajının inşasının en etkileyici kurbanıdır. 18. ve 19. yüzyıllarda birçok kez el değiştiren bir Osmanlı Türk eksklavı olan adada bir cami ve çok sayıda kıvrımlı sokak vardı ve serbest liman ve kaçakçı yuvası olarak biliniyordu. Adalılar Türk lokumu , baklava , gül suyu , gül reçeli , gül yağı ve incir üretiyorlardı. Türk yağlı güreşleriyle tanınıyorlardı . Ada Kale’nin varlığı, Romanya’da Bağımsızlık Savaşı olarak bilinen Rus-Türk Savaşı’nı çevreleyen 1878 Berlin barış görüşmeleri Kongresi’nde göz ardı edildi ve bu da adanın 1923’e kadar Osmanlı Sultanı’nın fiili mülkü olarak kalmasına izin verdi
KAYNAKLAR:
-https://dunaiszigetek.blogspot.com/2015/06/miskin-baba-turbeje.html
-Yerel kaynaklar