Değerli dostlarım Konya’dan bir dostumuzun dedesi ile ilgili bir anısı var. Onu sizlerle paylaşmak istiyorum. Dedesi Konya’da mahalle bakkallığı yapmaktadır. İsmi Osman Eroğlu, İşte onun torunu olan Saliha Eroğlu Hanım, unutamadığı o güzel hatırayı sizinle paylaşmak istiyorum.
Saliha Hanımefendi şöyle devam ediyor: “Küçücük dükkânında herkesin derdine yetişmeye çalışır, çoğu zaman da veresiye yazardı. Raflar sadeydi ama gönlü genişti. Babam anlatırdı:“Başkası olsa çoktan batar, mahvolurdu. Ama dedenizde başka bir bereket vardı…”Gerçekten de insan bazen bazı nimetlerin hesabını dünyalık ölçülerle yapamıyor. Kur’ân’da geçen şu ifade tam da bunu anlatıyor gibiydi:
“Bu, Rabbimin lütfundandır.”
(Neml Suresi, 40)
Aylar geçer, bazı müşteriler borçlarını ödeyemezmiş. Dedem ise akşam dükkânı kapatırken eski veresiye defterini önüne alır, sayfaları tek tek çevirirmiş. Sonra kırmızı kalemle üzerlerini çizerek sessizce şöyle dermiş:
“Murura uğradı… Murura uğradı…” Yani zamanı geçti, Zaman aşımına uğradı diyor.
Çocuk aklımla bunu yıllarca sadece bir esnaf sözü sandım. Büyüdükçe anladım ki dedem aslında bize tasavvufun en derin derslerinden birini bırakmış.
İnsan dünyada ne biriktirse sonunda “mürura uğruyor.” Geçiyor gidiyor.
Kırgınlıklar, alacaklar, hesaplar, hırslar… Hepsi zamanın önünde silinip gidiyor. Geriye sadece kalpte bırakılan merhamet kalıyor.
Belki de dedem, her satırı çizerken aslında kendi nefsini de siliyordu.
“Ben alacağı Allah’a bıraktım” diyordu sessizce.
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:
“Kolaylık gösterene Allah da kolaylık gösterir.”
Bir başka hadis-i şerifte ise:
“Merhamet edin ki size de merhamet edilsin.”
Tasavvuf ehlinin dediği gibi:
“Dünya hesabı bitmez; gönül hesabı ise affetmekle kapanır.”
Şimdi ne zaman bir mesele büyüse, bir kırgınlık uzasa, ailece aynı sözü söyleriz:
“Murura uğradı…”
Çünkü bazı hesaplar defterde değil, Allah katında kapanır.
- Ayet: Allah-u Teala Bakara Suresi 280. ayette şöyle buyurur:
“Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer (borcu) sadaka olarak bağışlarsanız, bu sizin için daha hayırlıdır; keşke bilseniz.”
Dedemiz aslında o defteri silerken, dünyevi bir kaybın değil, uhrevi bir sadakanın ticaretini yapıyordu.
- Hadis: Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:
“Kim bir borçlunun borcunu hafifletir veya tamamını bağışlarsa, Allah da onun kıyamet günü kederlerini hafifletir.” (Müslim)
Hayat, alacak verecek davası değil, gönül yolculuğudur. Kırgınlıklar, öfke, hırs ve hesaplaşmalar – hepsi zamanla “mürura uğrar”, yani anlamını yitirir. Gerçek bereket, defterleri silmekte, affetmekte ve merhamette saklıdır. Unutmayın: Dünyanın defteri kapanır ama gönülden silinen bir alacak, Allah katında sadaka olarak yazılır. Siz de bir kulcağıza, bir dosta kırıldığınızda “murura uğradı” deyin ve geçin. Asıl kâr, affedenin kalbinde büyür.