YAŞAM BOYU TEKÂMÜL:
: Modern dünya, bilgiye ulaşmanın en kolay ama bilgiyi “hazmetmenin” en zor olduğu bir dönemden geçiyor. Şahsiyet gelişimi kavramının altının boşaltıldığı, sertifika koleksiyonculuğunun bir moda haline geldiği günümüzde; eğitimi bir “etiket” değil, bir “karakter inşası” olarak gören bir bakış açısına ihtiyacımız var. İletişimin inceliklerinden, “insan mühendisliğine”, kadim kültürümüzdeki gelişim köklerinden, günümüzün “iletişim kazalarına” kadar pek çok konuyu masaya yatırdık. Konu ile ilgili Manevi Şahsiyet Gelişim Uzmanı Fahri Sarrafoğlu ile basında çıkan söyleşilerden bir örnek sunuyouruz:
Neden şahsiyet gelişimi dersek, şahsiyet gelişimindeki bu kadar ısrarın sebebi nedir?
Bitmeyen Okul: Değişen Dünyaya Uyum Sağlama Sanatı
Şahsiyet gelişimi ölene kadar devam eder. Günümüzde üniversiteyi bitirenlerin büyük bir kısmı “bu bilgiler bana yeter” anlayışıyla okumayı bir kenara bırakıyor. Hâlbuki eğitim ya da tekâmül hep sürer; bitmemeli de zaten. İşte, şahsiyet gelişimi kişinin toplumun değişen sosyolojik ortamına ayak uydurmasını sağlar. Gelişen teknolojiler karşısındaki tavrını düzenler. Ergenlik, gençlik, orta yaş gibi her dönemin ayrı bir uyum süreci vardır. Şahsiyet gelişimi bu geçişlerin hasarsız ve verimli bir şekilde geçilmesini sağlar.
Ama sanki şahsiyet gelişimi denince çok lüks veya çok gereksiz gibi de algılanmaktadır.
Moda ve Gerçek: Sertifika Koleksiyonculuğundan Öteye Geçmek
Çok doğru çünkü bir ara aşırı şekilde bir gelişim furyası başladı, Batı’dan gelen bir eğitim modeli gibi algılandı. Gazetelerde, dergilerde bol bol haberler, reklamlar yayınlandı. Çeşitli kurumlar çalışanlarına seminerler düzenlemeye başladı. Başlangıçta iyi niyetle başlamışken sonra bir moda haline geldi. Yani bir sertifika koleksiyonculuğu başladı adeta. Hâlbuki eğitim, kişide mutlaka bir değişim yaratmalıdır.
Siz bu değişimin olmadığını mı düşünüyorsunuz?
Zamanın ve Emeklerin Karşılığı: Eğitimde Fayda Odaklılık
Hayır, onu demek istemedim. Bir dönem sadece eğitime katılmış olmak kişiyi mutlu ediyordu. Ama gerçek öyle değil; hangi eğitim olursa olsun para ve en değerli olan “zamanınızı” veriyorsanız bunun karşılığı bir sertifika değil, hayatınızın sonraki döneminde size bir ışık olmalı. Ben eğitim semineri isteyen her kuruma hemen “evet” demiyorum. Önce beklenti nedir, ona bakılıyor. Eğitim gerçekten bir ihtiyaç mı yoksa mecburiyet mi? Buna göre karar veriyoruz.
Peki sizce şahsiyet gelişimi eğitim seminerlerine katılan hangi düşünceyle katılmalı bu eğitimlere?
Bilgi Oburluğu Uyarısı: Bilgi Size Yük Olmasın
Çok değerli hocalarımız var, bin bir emekle eğitimler veriyorlar. Katılımcılardan ricam şu: Lütfen bilgi yükü olmayın, bilgi size yük olmasın. Bilgiyi kullanın. Kullanılmadığında o bilgi bir müddet sonra yük olur. O eğitimden bu eğitime koştururken bildiğinizi de unutursunuz veya karıştırırsınız.
Biraz daha detaya inersek, günümüzde en büyük eksiklik nedir sizce, yani hangi alanda eğitim verilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
En Büyük İhtiyaç: İletişim Kazalarından Korunma
Olmazsa olmaz diyebileceğimiz eğitim, iletişim ve iletişim kazalarından korunma eğitimidir. Çünkü günümüz dünyasının en büyük sorunu iletişim kazalarıdır ve kurbanları giderek artıyor. Zaman zaman ben de bu hataya düşüyorum ve kendime “Söylediğini uygula” diyorum. Uygulamadığın hiçbir cümleyi anlatma.
İletişim kazası dediniz bunu biraz açar mısınız?
Tanım ve Farkındalık: Mesajın Yanlış Anlaşılma Riski
İletişim; düşünce ve görüşlerin sözlü olarak karşılıklı alışverişidir veya bir “anlama” sürecidir. Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi: “İki birim arasında birbiriyle ilişkili mesaj alışverişidir.” Karşı taraf gönderilen mesajı algılayamazsa veya sadece kendi algıladığı gibi yorumlarsa iletişim kazasının sinyalleri çalmaya başlar.
İletişim nedir, dersek o zaman isterseniz kazadan önce iletişimden başlayalım?
Etkin İletişim: İyi Konuşma Değil, İyi Anlaşılma
İletişim kişiye değil, kişiyle yapılır; yani karşılıklıdır. İletişim bilgi değil, bir harekettir ve tekrarlanamaz. Aynı kelimeleri aynı heyecanla bir daha söyleyemezsiniz. İyi bir konuşma; insanın hazırlandığı veya yaptığı konuşma değildir. Kürsüden indikten sonra “tüh şunu da söyleseydim” dediği konuşma da değildir. İyi bir konuşma, dinleyicinin anladığı konuşmadır!
Hocam, iletişimi kolaylaştırmanın kuralları nelerdir?
İnsan İlişkilerinde Üç Altın Kural: Tenkit, Takdir ve Arzu Uyandırma
Birincisi; insanları tenkit etmeyin, gerekiyorsa yapıcı olun. İkincisi; insanları takdir edin. Kaptan örneğindeki gibi; isyan etmeye gelen tayfasına güvenen ve ona sorumluluk veren kaptan, o kişiyi kazanır. Üçüncüsü; karşınızdakinde arzu uyandırın. 6 yaşındaki çocuğun yatağını kendisi seçtiğinde altını ıslatmayı bırakması gibi; insan kendi seçtiği ve sahiplendiği şeye değer verir.
İletişimde olmazsa olmaz dediğiniz kurallar var mı?
Samimiyetin Gücü: İsmiyle Hitap Etmek ve Gülümsemek
Elbette. Konuşurken kişiye ismiyle hitap edin; dünyadaki en tatlı ses kişinin kendi ismidir. Yapmacık değil, samimi ilgi gösterin. Mutlaka gülümseyin. İyi bir dinleyici olun ve karşınızdakinin ilgilendiği konulardan söz edin.
Çok konuşuyoruz ama dinlemiyoruz diyebilir miyiz?
Aileden İş Hayatına: Seçilmiş Davranışların Önemi
Aynen öyle. İletişim kazasını engellemenin yolu ağızdan çıkanı kulağın duymasıdır. Önce beyin, sonra ağız harekete geçmeli. Aile içi sorunların %99,9’u iletişim kazasından kaynaklanmaktadır. Engellemek için “seçilmiş davranış” sergilemek gerekir; yani neyi, nerede, ne zaman söyleyeceğimizi seçmeliyiz.
Bir de sık sık seminerlerinizde vurguladığınız ‘akıl’ konusu var. Biraz da bundan bahseder misiniz?
Akıl ve Tercih: İyiyi ve Kötüyü Ayırt Etme Sanatı
Akıl hastanesi fıkrasındaki gibi; bazen kovayı değil, tıpayı çekmeyi akıl etmek gerekir. Kuran-ı Kerim’de 800’den fazla yerde “aklınızı kullanın” uyarısı vardır. İmam-ı Azam’a göre akıl sadece iyiyi kötüden ayırmak değildir; iki kötünün arasında hangisi daha az zararlı, iki iyinin arasında hangisi daha hayırlı, bunu seçebilmektir.
İnsanlar kendisine ne kadar güvenmeli. Hani derler özgüvenli ol, özgüvenli çocuk yetiştir. Bu konuda ne diyebiliriz?
Denge Unsuru: Aşırı Özgüven ve İyimserlik Tuzağı
Nobel ödüllü Daniel Kahneman, aşırı özgüvenin pahalıya patlayacağını söyler. İnsan her zaman kusursuz karar veremez. İyimserlik önyargısı ve kaybetme korkusu birer tuzaktır. Dinimiz de bunu tavsiye eder: Her zaman dengede olmak.
Son olarak, bu işin bizcesi yok mu, yani kitaplara bakıyoruz, hep yabancı, ya da söylemler yabancı. Şahsiyet gelişimi sizce Batı’dan mı geldi?
Kadim Mirasımız: Enderun’dan Tekkelere Şahsiyet Gelişimi
Bu soruya kocaman bir “hayır” diyebiliriz. Şahsiyet gelişimi insanlık var olduğundan beri vardı. Osmanlı’da Enderun başlı başına bir gelişim yuvasıydı. Camilerimiz sadece namaz yeri değil, halkın her kesiminin eğitim aldığı birer “Açık Öğretim Fakültesi” gibiydi. Biz geçmişimizden utanır olduk; Mevlana’yı, Yunus Emre’yi unuttuk. Aslında hazine bizde ama bizdeki “marka hastalığı” yüzünden yabancı kitaplara sığınıyoruz.
Yeri gelmişken bize kitap tavsiye edebilecek misiniz?
Başucu Eserleri: Mesnevi ve İnsan Mühendisliği
Herkes kendi tekâmülüne göre seçebilir ama benim masamdan ayırmadığım iki eser: Bir Testi Su (Osman Nuri Topbaş) ve İnsan Mühendisliği (Nüvit Osmay).
ÖZETLE:
-
Eğitim hayat boyu devam eder, bitmez.
-
Kişisel gelişim ölene kadar sürer.
-
Üniversite bitince okumayı bırakmak yanlıştır.
-
Eğitimden sonra mutlaka değişim olmalıdır.
-
-
Kişisel gelişim bir moda veya sertifika koleksiyonculuğuna dönüşmemeli.
-
Batıdan gelen bir furya gibi algılanmamalı.
-
Sadece eğitime katılmış olmak yetmez; bilgi hayata geçirilmeli.
-
Her eğitim talebine “evet” denmez; ihtiyaç analizi yapılmalı.
-
-
Bilgi kullanılmazsa yük olur.
-
Katılımcılar “bilgi yükü” olmamalı.
-
Eğitimden eğitime koşmak bilgiyi unutturur veya karıştırır.
-
-
Günümüzün en büyük sorunu “iletişim kazaları”dır.
-
İletişim kazalarının kurbanları artmaktadır.
-
En önemli eğitim: iletişim eğitimi ve iletişim kazalarından korunma.
-
-
İletişimin doğru tanımı ve kuralları.
-
İletişim kişiye değil, kişiyle yapılır, karşılıklıdır, bir harekettir, tekrarlanamaz.
-
İyi konuşma, dinleyicinin anladığı konuşmadır.
-
İletişimi kolaylaştıran kurallar: tenkit etmemek (yapıcı olmak), takdir etmek, arzu uyandırmak.
-
-
İletişimde olmazsa olmazlar:
-
İsimle hitap etmek.
-
Samimi ilgi göstermek.
-
Gülümsemek (sırıtmamak).
-
İyi dinleyici olmak.
-
Karşınızdakinin ilgilendiği konulardan konuşmak.
-
-
Aile içi sorunların %99,9’u iletişim kazasından kaynaklanır.
-
Kazayı engellemek için: önce beyin, sonra ağız harekete geçmeli.
-
Yerini, zamanını ve söylenecek şeyi seçmek gerekir.
-
-
Akıl kullanımı üzerinde durulmalı.
-
Kuran’da 800’den fazla yerde akıl vurgusu vardır.
-
Akıl: iki kötüden daha şerli olanı, iki iyiden daha iyi olanı ayırt edebilmektir.
-
Akıl hastanesi fıkrasıyla: problem çözmede basit çözümü (tıpayı çekmek) görmektir.
-
-
Aşırı özgüven tehlikelidir, denge şarttır.
-
Daniel Kahneman’a atıfla: aşırı iyimserlik ve özgüven pahalıya patlar.
-
Dinimiz de dengeyi tavsiye eder.
-
-
Kişisel gelişim Batı’dan gelmedi, bizde asırlardır var.
-
Osmanlı’da Enderun, tekkeler, camiler birer eğitim yuvasıydı.
-
Camiler sadece namaz kılınan yer değil, halka açık okullardı.
-
Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli gibi isimler unutuldu.
-
Batılı kitaplar aslında bizim eserlerimizdeki hikayeleri anlatıyor.
-
-
Önerilen iki kitap:
-
Bir Testi Su (Osman Nuri Topbaş)
-
İnsan Mühendisliği (Nüvit Osmay)
YAZAR HAKKINDA
1966 yılında Aksaray’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini burada tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Uzun yıllar D.K.D (Düşün Konuş Dinle) eğitimlerine katıldı. Londra’da aldığı dil eğitiminin ardından Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirerek “Din Psikolojisi” alanına yöneldi. Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği sertifikalarına sahip olan yazarın eğitim hayatı ve çalışmaları halen devam etmektedir.
RÖPORTAJ: KAAN AKBAŞ
-







