Yazan: Fahri Sarrafoğlu 

Hava alanında telaşlı telaşlı koşuyordu. Telefonunun sesi kesilmiş şarjı bitmiş, acele şarj etmesi gerekiyordu. Çünkü uçak biniş kartı numaraları ve biniş kartı barkodu cep telefonuna gelmişti. Eee şimdi ne olacaktı aman Allah’ım hava alanı bekleme salonunda ki tüm prizler doluydu. Neredeyse salonun tamamını gezmiş ama bir tane elektrik prizi bulamamıştı. Sonunda tuvalete gitti orada var mıdır acaba diye, evet orada vardı ama o da doluydu. Zira kurulama kâğıt verme makinesinin fişi orada takılıydı. Bir müddet fişi çıkardı ama bu sefer tuvaletten çıkanlar kâğıt almak istiyorlar ama makine fişinde telefonu şarj olduğu için alamıyorlardı. Orada da telefonunu şarj edemedi. Ne yapayım diye düşünürken tuvaletin yanındaki temizlik odasının kapısının açık olduğunu gördü ve çok sevindi. Zira orada bir priz vardı ve şükür telefonu nihayet şarj edebilecekti. Evet, rahatlamıştı. Uçağın kalkmasına yarım saat vardı daha. Bu sure içinde rahat rahat biraz da olsa telefon şarj olurdu.

Temizlik odasında telefonu yaklaşık 10 dakika kadar şarj ettikten sonra uçağa binmek için kontuara doğru gitti ve oradaki görevliye cep telefonundaki uçağa biniş barkodunu göstererek uiçeri geçti. Ohh…Derin bir nefes almıştı. Nihayet uçağa binmiş ve yerine oturmuştu. Yanına oturan yaşlı bir teyze konuşkandı: “Ne oldu kızım niye derin bir oh çektin” dedi.  O da başına gelenleri anlattı.  Yaşlı teyzenin  konuşkan ama boş konuşan, sırf konuşmak için konuşanlardan olmadığı belli idi. Güleç bir yüzle: “Canım evladım, şimdilerde  “güç bankası “ diyorlar ondan alsaydın ya çantanda dursaydı. Bak sıkıştığında çantadan çıkartır takardın. Hem de boş yere telaş etmez, seyahatinin tadını kaçırmazsın.” Genç kadın: “Haklısınız efendim”  dedi. “İlk fırsatta alacağım, gerçekten çok haklısınız düşünemedim. Bu kadar telaşa gerek yoktu. Hem de o kadar insan var, hepsinin cep telefonu prizde ve hepsi de telefonlarını şarj etmekle meşgul. Hepsine de acil lazım olduğu için hiç kimse başka birine yardım edecek durumda değil. Gel ben çıkartayım sen tak telefonun şarj olsun demiyor. Diyemez ki zaten.

1

Genç kadın bunları söylerken  birden önceki gün dedesinin ona söylediği sözler aklına geldi. Aman Allah’ım dedesi neler demişti, şimdi söyledikleri tam yerli yerine oturuyordu. Tabi ya.

Dedesi şöyle demişti önceki gün, torununa : “…Evladım insanoğlu akşama kadar koşar yorulur, dünya ile uğraşır, meşgul olur. Para kazanacaktır, iş yapacaktır, öğrencidir, kitap okuyacaktır. Kısaca akşama kadar bir telaş bir telaş sürer gider.  Nasıl sizin telefonunuzun en son model olmasına rağmen şarjı bitiyorsa insanın da biter evladım. Hem de olmadık yerde biter. İşte o zaman yanınızda yedek şarj bulundurmanız lazım.  İnsanoğlunun şarjı farz ibadetlerin ve farz ibadetlerinin dışında gönülden yaptığın diğer ibadetlerdir ki bunların içinde manevi sohbetlere katılmanın da önemi çok büyüktür. Manevi bir sohbet halkasına katılan kişi bir sonraki sohbete kadar, tıpkı yedek şarjı olan telefon gibidir. Sakın manevi sohbetleri katılmayı da ihmal etme güzel kızım….”

Evet, genç kadın bunları düşündü ve birden uçağın kalkış anonsu duyuldu. Huzurlu ve rahat bir şekilde kalkıp –iniş yapabilmeleri için gönülden  dua etti. Evet, ilk fırsatta manevi olarak da kendisine kuvvetli bir şarj bulacaktı. Sohbetleri ihmal etmeyecekti.

 

KISACA : Mü’minin gönlü de kâmil bir îman muhabbetiyle dolduğunda, Rabb’inin ismi onda dâimî bir zikir hâline gelir. Zikir, onun için âdeta bir âb-ı hayat/can suyu olur. Nasıl ki bir balık, sudan ayrı yaşayamazsa, o da zikirsiz huzur bulamaz. Kalpler ancak Allâhʼı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28)

Nitekim Al­lah Ra­sû­lü -sallâllahu aleyhi ve sellem-:

 

“Al­lâh’ı zik­re­den kim­sey­le zik­ret­me­ye­nin mi­sâ­li, di­ri ile ölü gi­bi­dir.” buyurmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website