Yazan: Fahri Sarrafoğlu

Remzi Bey, emekliliğin tadını çıkarıyordu. Uzun yıllar çalışmış nihayet emekli olmuştu. Öyle ya birazda gezip, tozsundu canım. Artık torunları da vardı, onlarla daha çok vakit geçirmeyi planlıyordu. İşte bu düşüncelerle Fatih’ten kalktı Eminönü’ne doğru yürümeye başladı. Orada Tahtakale’ye uğrayacak torununa oyuncak alacaktı. Hem de gezmiş olurdu fena mı?

Tahtakale’ye gelince kafası karıştı her tarafta bir bağırış bir çağırış vardı. Görmeyeli burası epey değişmişti. İthal mallarla dolu bir eşya deposu gibiydi. Ne ararsanız var. Bir dükkâna girdi sessiz sakin bir yerdi.  Ama garip! Hiç müşterisi yok. Şaşırdı önce. Diğer dükkânlar dolu ama burada sadece kasada duran orta yaşlı birisi var o kadar. Aaa bir dakika ya dükkânın vitrininde de sadece bir tane küçük uzaktan kumandalı araba var. Zaten onu görüp de girmişti buraya. Yoksa burası oyuncakçı değil miydi?  Remzi Bey, bunları düşünürken işyeri sahibi güler yüzle karşıladı Remzi Bey’i. O’nun daha konuşmasına fırsat vermeden hemen oturttu ve orada semaverde kaynayan çaydan hemen çabucak hazırlayarak ikram etti. Remzi Bey şaşırmıştı. İçinden : “ Adam ne kadar güler yüzlü. Hemen çay ikram etti. Yoksa bu uzaktan kumandalı arabalar çok mu pahalı,” diye düşündü. “ Remzi Bey, bir taraftan çayı yudumluyor bir taraftan da  : “ Belli ki pahalı yoksa bir oyuncak için bu ikram, bu güler yüz. Hem de iş yeri ne kadar sakin. Pahalı olduğu için her halde kimse gelmiyor,” diye içinden kendi kendine konuşmaya devam ediyordu.

Dükkân sahibi güler yüzle konuşmaya başladı: “ Bey efendi bizim uzaktan kumandalı arabalarımız çok özeldir. Sizin düşüncenize göre de hareket eder. Size arabayı sürmeniz için ayrıca kumanda vermiyoruz. Çünkü gerek yok.  Siz sadece konuşun yeter. Sizi duyar veya düşünün o siz ne derseniz onu yapar o tarafa gider. Sizde oynayın torununuz da oynar. “

Remzi Bey sordu, peki fiyatı ne kadar?

Fiyatı mı? Yok, bizim arabalarımız ücretsizdir.

Ücretsiz mi?
Evet,  Beğendiğiniz rengi alıp götürebilirsiniz. Biz ücretini başka yerden, bir şekilde alıyoruz.

Remzi Bey, oyuncak arabaların üzerinde yazan reklamlara baktı üzerinde firma reklamları vardı. Her halde oyuncak arabaların üzerine reklam veren firmaların promosyonu olmalı dedi. Ve bir tane oyuncak araba aldı. İş yeri sahibi hemen oyuncak arabayı güzel bir hediye paketi yapıp kendisine verdi.  Remzi Bey, ne kadar mutlu olmuştu.  Hem hiç para vermemiş, hem oturmuş dinlenmiş, çay içmişti.

Tahtakale’den eve doğru giderken birden aklına orada gördüğü başka bir mağaza gördü terlik satılıyordu. İçeri girdi ve terlik aldı. Hâlbuki evde bir sürü terlik vardı hanımı belki kızacaktı. Birkaç adım attı ki ilerde başka bir ev eşyası satan yerden bu sefer mutfak masası aldı. Derken birden kendini kaybetti ne görse alıyordu Remzi Bey. Cebinde ne kadar para varsa hepsini Tahtakale’de harcadı. Bir sürü ithal eşya almıştı. Ama hepsi de gereksiz şeylerdi. Nasıl oldu, nasıl yaptı kendisi de farkında değildi. Hala anlamıyordu. Cebinde bir kuruş para kalmamıştı.  Üstelik eşyalar elinde ve taksiyle gitmesi gerekiyordu. Nasıl olsa hanımdan alırım diye bir taksiye bindi ve doğru eve geldi.
Bu arada eve giderken iki defa taksiyi durdurup kredi kartı ile pastaneden yaş pastalar aldı. Hem de birkaç tane. Kendisi ve eşinin de hiç sevmediği halde ithal yiyecek satan mağazadan yine kredi kartını kullanarak bir sürü yiyecek satın aldı. Taksinin bagajı ve arka koltuk aldıkları ile dolmuştu iyice.

Remzi Bey eve gelir gelmez hemen taksicinin parasını hanımından bir çırpıda alıp taksiciye verdi. Hamı bir şey anlamamıştı. Remzi Bey eşyaları eve çıkarttı. Hanımı şoktaydı. Uzaktan kumandalı oyuncak araba almaya gitmişti eşi. Ama bir sürü gereksiz eşyalarla dönmüştü.

Remzi Bey, elinde oyuncak araba salona geldi. Salonda çok sevdiği komşuları Hatice Hoca Hanım vardı. Kendisi güngörmüş, geçirmiş Osmanlı Hanımefendisi idi.  Remzi Bey’deki anormalliği hemen fark etti ve ilk işi Remzi Bey’in elindeki uzaktan kumandalı oyuncak arabasını bir çırpıda alıp, doğru çöpe attı. Atarken de pilini çıkarttı.

Remzi Bey, uzaktan kumandalı araba kırılıp, çöpe atıldıktan sonra kendine geldi. Uykudan uyanmış gibiydi. Aldığı onca eşyalara ve yiyeceklere garip garip bakıyordu. Bunları niye almıştı ki.  Olanları hatırlamıyordu bile. Sadece oyuncakçıya girmiş, bedava oyuncak araba almıştı o kadar. Hatice Hoca Hanım sordu: “ Oyuncakçı ne dedi sana?  Remzi Bey:  “ Bu oyuncak için para almıyoruz. Beğendiğiniz rengi alıp götürebilirsiniz. Biz ücretini başka yerden, bir şekilde alıyoruz, dedi. “

Hatice Hanım: “İşte kardeşim aslında uzaktan kumandalı arabayı sana bedavaya sattı ama bak seni uzaktan kumanda ederek sana bir sürü eşya aldırmış. Dolayısıyla seni gereksiz harcama, gereksiz tüketim yapmanı sağlamış. Adam sana yirmi –otuz liraya araba satacağı yerde binlerce liralık harcama yaptırmış. İşte günümüz kapitalist sistemin en büyük özelliği de bu değil mi?  Sana ihtiyacın olmayan şeyi aldırmak. Evimize giren TV dizilerine bakın siz o dizileri bedava izlediğinizi sanıyorsunuz değil mi? TV de sinema izliyorsunuz. Bedava izlediğinizi sanıyorsunuz. Ama orada izlediğiniz rol yapan oyuncular gibi olmak istiyorsunuz. Oradaki yaşam gibi yaşam sürmek istiyorsunuz. Ne oldu, önce bedava veriyor. MODA ile REKLAM ile de destekleyerek o dizi film, ya da o sinema filmi aslında size kaç paraya mal oluyor hiç düşündünüz mü?  Hiç de bunun farkında bile değiliz. Çünkü senin aldığın uzaktan kumandalı araba gibi bizde böyle uzaktan kumanda ediliyoruz. Şunu satın al, şunu ye, şunu giy diyerek. “

Ne dersiniz?  Acaba sizin de evinizde uzaktan kumandalı araba var mı?  Ya da var olup olmadığının bile farkında mıyız?

 Kısaca:                    

“Bunlar AHİRETİ dünya hayatına SATMIŞ kimselerdir “(Bakara Suresi 86.)

“İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki O, İslâm düşmanlarının en yamanıdır.”(Bakara Suresi 204)

Dünya hayatı, inkar edenler için bezendi. (Onlar), iman edenlerle eğleniyorlar. Hâlbuki takva sahibi olan o müminler, kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. (Bakara Suresi 212)

“İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.” (Ali İmran Suresi  22)

Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? (Enam Suresi 32)

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website