Anlatacağım hikayemiz Aksaray’da benim ortaokul yıllarında geçiyor sene 80’li yıllardı. Aksaray’da şu anda halen hayatta olan ismini vermemi istemedi o abimiz zaman zaman cami önlerinde ekmek dağıtıyordu. O yıllar hatırlayan vardır ekmek kıtlığı vardı. Konya’dan hatta kamyonlarla ekmek geldiğini hatırlarım. Allah rahmet eylesin nur içinde yatsın Aksaray’a düzenli ekmek çıkartan Emin Ekmek sahibi Nevşehirli Ahmet abimiz tarafından kurulmuştu. Neyse efendim, işte bir gün cami önünde ekmek dağıtıldığı günlerden biriydi bende seyrediyorum ekmek dağıtımını. O sırada yanımda Kenan Öztürk var, Sadi Öztürk merhum onun oğlu. Ona diyorum ki ne güzel ekmek sayesinde insanlar camiye geliyor, cemaat artıyor. Çünkü ekmek namazdan sonra dağıtılıyor. O sırada tam arkamda görmedim başında foter şapkası ile Ziya Güvenç hocamız var. Allah rahmet eylesin Acemli Ziya Hoca, beni tanır, kendisi ile her gün görüşürüz çünkü dükkanımızın önünden geçerken babam olsun ya da olmasın mutlaka selam verirdi. Bana dönerek dedi ki : “ Fahri efendi dedi, buna bakıp da aldanma sen. Şeytan sevmez böyle şeyleri. Bak gör yakında nasıl hayır yapanın niyetini değiştirecek.” Dedi ve gitti.
Ben o zaman bir şey anlamadım. Birkaç gün sonra Ziya hocamız bizim dükkânda babamla Mehmet Sarrafoğlu ayak üstü konuşurken o ekmek dağıtan abimiz de onu görüp geldi ve hocam dedi, birkaç gün önce bir rüya gördüm, rüyamda cami yaptırıyordum. İnsanlar camiye gidiyorlardı. Ben karar verdim inşallah cami yaptıracağım. Onu sana haber vereyim dedim. Bizim köyde cami yapılıyormuş, cami yarım kalmış onu ben tamamlayacağım dedi. Ziya Hocamda iyi tamam hayırlı olsun dedi ve o abimiz gitti. Ziya Hocam bana dönerek : “ Demedim mi sana, bak şeytan izin vermez diye. Camiye millet ekmek almak için de olsa geliyor, insanları görüyor, ibadet yapıyor ve cemaatle tanışıyordu. Şimdi ekmek yok, artık gelmezler. Şeytanın işine gelmez tabi bu. Bak ne yaptı etti, ona görüyon mu cami yaptırdı. Halbuki bize camiye gidecek adam lazım. Camiye gidecek adam azalıyor. “
Bu sırada babam söze girdi ve : “ Ya hocam ben de bir rüya gördüm aklıma geldi anlatayım dedi. Rüyamda bizim Fari efendi ile (babam bana fahri değil fari efendi der) camide tesbih topluyorduk. Ha bire bizim oğlan bana tesbih getiriyordu. Ben de onu kızıyordum işimiz gücümüz yok da tesbih mi dağıtacağız niye topluyorsun. Başka hayır yapalım oğlum dedim. Hayır olsun inşallah” Ziya Hoca bu sefer gülerek elini havaya kaldırdı ve dua eder gibi açtı şöyle dedi: “ Valla Rabbim işini biliyon ne diyim. Sana kurban olayım. Büyüksün valla ! İşte ne güzel rüya .Mehmet Efendi inşallah Aksaray’a okul yaptıracaksın. Bu okullar sayesinde insanlar cehalettin kurtulacak. Cahil olandan hayır gelmez. Akıllı olan aklını kullanır camiyi bilir, cemaati bilir. Yoksa öbür türlü sürü gibi gider gelir.”
Babam da güldü, hocam dedi, biliyorsun bizim kasa çalındı, biz sıfırdan başladık. Altın, maltın kalmadı bak saat satıyoruz artık. (Bir yıl önce kuyumcu dükkanımız soyulmuş yaklaşık 8 kiloya yakın altınımız çalınmıştı) Okul yaptırmayı severim de zor be hocam, dedi. Merhum Ziya Hocamız da gülerek her zaman ki gibi Osmanlı temannasını (başını hafifçe öne eğerek) elini yukarı kaldırdı ve “ Ben O’nun işine karışmam, O bilir valla, dedi ve gitti..
Babamın rüyası yıllar sonra gerçek oldu. Aksaray’da iki tane okul yaptırdı şükür. Aksaray’a hizmet eden emeği geçen herkese teşekkürler, uzun ömürler. Tabi ki merhum Ziya hocamıza da Allah’tan rahmet diliyorum.
Haza min fadli rabbi
Allah razı olsun