Tacın Değeri Baştan Gelir

Kendinden emin olan, kulluğunu bilen insanın övülmeye ihtiyacı yoktur.

Bir taş düşünün: Kimi zaman kraliçenin taşı, kimi zaman kralın tacıdır. Fakat şu hakikati gözden kaçırmamak gerekir: Tacın “taç” olabilmesi için bir başa ihtiyacı vardır. Başın taca ihtiyacı yoktur; tacın başa ihtiyacı vardır ki görülsün, anlam kazansın.

Tac, başa konulduğu zaman değerlidir. İnsanlar başın üstündeki taca bakar; fakat asıl mesele tacı taşıyan başın niçin onu taşıdığıdır. Tac öne çıksın diye mi, yoksa başın vakarıyla mı anlam bulsun diye mi?

Maneviyatta esas olan baştır. Eğer o baş kendinden eminse, vakarlıysa, kulluğunun farkındaysa; onun taca ihtiyacı yoktur. Onu taclandıran zaten Allah Teâlâ’dır. Hakiki izzet, makamla değil; kulluk bilinciyle gelir.

Tac daima bir başın üstündedir. Fakat tarih boyunca insanlar bir tac uğruna birbirlerini öldürmüş, zulme sapmışlardır. Oysa bu kavgayı çıkaran tacın kendisidir. Çünkü tac, başa muhtaçtır; baş ise hakikatte taca muhtaç değildir.

Hakikatin Özeti

  1. İnsan tacı giyerek “baş olma” hevesine kapılır; fakat farkında olmadan tacın kölesi olur.
    Tac olmadan da baş, baştır.
    Baş olmadan tac ise hiçtir.

  2. Meşhur bir irfan beyitinde denildiği gibi:
    “Edep bir tâc imiş nûr-i Hüdâ’dan,
    Giy o tâcı, emin ol her belâdan.”

    Eğer bir tac giyilecekse, bu rahmanî bir tac olmalıdır. O tac da edep tacıdır. Talip olunacak makam budur. Masivaya ait olan tac da masivadır; geçicidir, aldatıcıdır.


Kur’ân’ın Ölçüsü

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Onlara de ki: ‘Allah’ı bırakıp da bize fayda da zarar da veremeyen şeylere mi tapalım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra ökçelerimiz üzerinde gerisin geriye mi dönelim? Tıpkı, ‘Bize gel!’ diye doğru yola çağıran arkadaşları varken, şeytanların ayartmasıyla yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşan kimse gibi mi olalım?’
De ki: ‘Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Bize, âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredildi.’”
(En‘âm, 6/71)

Ve Lokman Sûresi’nde edep ve vakar şöyle öğütlenir:

“İnsanlardan yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphesiz Allah, kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.
Yürüyüşünde mutedil ol, sesini alçalt.”
(Lokman, 31/18–19)

Fahri Sarrafoğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website