Bazıları çim biçen adam gibidir. İşini yapar, tüketir, geçer gider. Varlığı yalnızca kendi ihtiyacını karşılamakla sınırlıdır. Çimi biçer ama toprağa yeni bir hayat bırakmaz. Ardında kalıcı bir eser, anlam veya güzellik oluşmaz. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

Bazıları ise bahçıvan gibidir. Toprağa sadece basmaz; ona emek verir, onu dönüştürür. Ağaç diker, çiçek eker, gölge bırakır. Kendisi bu dünyadan ayrılsa bile yetiştirdiği güzellikler yaşamaya devam eder. Çünkü üretmek, insanın kendi ömrünü aşan bir anlam inşa etmesidir. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

İslam düşüncesinde insan, sadece tüketen bir varlık değil; “imar eden”, “inşa eden” ve “emanet taşıyan” bir varlık olarak görülür. Kur’an’da insanın yeryüzündeki görevi “fesat çıkarmak” değil, yeryüzünü güzelleştirmek ve ihya etmektir. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”
— Necm Suresi, 39

Bu ayet, insanın değerinin yalnızca yaşamasıyla değil; ürettiği, emek verdiği ve ortaya koyduğu eserlerle anlam kazandığını vurgular. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

Bir başka ayette ise:

“Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; düzeltildikten sonra onu güzelleştirin.”
— A‘râf Suresi, 56

Bahçıvan metaforu tam da bu noktada anlam kazanır. Bahçıvan, sadece kendisi için değil; kendinden sonra gelecek insanlar için de üretir. Bu anlayış İslam’daki “sadaka-i câriye” düşüncesiyle örtüşür. İnsan öldükten sonra bile fayda veren işler bırakabiliyorsa, aslında yaşamaya devam eder. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

Hz. Peygamber’in şu hadisi bu düşüncenin en güçlü ifadelerindendir:

“İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak şu üç şey hariç: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat.”
— Müslim, Vasiyyet, 14

Bir ağaç dikmek, bir insan yetiştirmek, bir eser bırakmak, bir fikir üretmek… Bunların hepsi bahçıvan olmaktır. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

Farabi, siyaset ve ahlak felsefesinin başyapıtı olan el-Medinetü’l-Fazıla (Erdemli Şehir) adlı eserinde, insanı ve toplumu adeta bir organizma gibi ele alır. Ona göre ideal bir insan ve toplum lideri, topluma erdem aşılayan, insanların içindeki iyilik tohumlarını yeşerten bilge bir bahçıvan gibidir. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

İbn Haldun’un felsefesinde umranı var eden, onu yeşerten ve ayakta tutanlar gerçek anlamda bahçıvan ruhlu insanlardır; yani zanaat, bilim, mimari ve kalıcı kültürel eserler üretenlerdir. Toplumlar, üretkenliklerini kaybettiklerinde, sadece geçmişin mirasını veya başkalarının ürettiklerini tüketen birer “çim biçen adama” dönüştüklerinde gerilemeye ve tarih sahnesinden silinmeye mahkum olurlar. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

Kur’an-ı Kerim, insanın yeryüzündeki eylemlerinin ve geride bıraktığı mirasın silinmez bir varoluşsal sicile dönüştüğünü şu sarsıcı ayetle beyan eder:

“Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları eserleri (izleri) yazarız…”
— Yâsîn Suresi, 12. Ayet

Ayette geçen ve “eserler/izler” anlamına gelen âsârehum kavramı, tam olarak bahçıvanın diktiği ağaçları, yazdığı kitapları, kurduğu vakıfları ve insanlığın hizmetine sunduğu her türlü güzelliği kapsar. 🌹🌷🌺🌸🌼💐🪻

One thought on “ÖMRÜ AŞAN BİR YAŞAM SÜRMEK DE NEDİR?

  1. Varlik ve yokluk
    Var olup iz brakmak
    Yoksa görev yapsammi yapmassami vakit kaybetmek.

    Müslüman azimli ve dirençli olur.

    Yıldırım Beyazıt :
    Yenileceğinden korkan, daima
    yenilir. Yada
    “Kendini tehlikeye atmaktan korkanın, başkalarını tehlikeye atmaya hakkı yoktur

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website