Günlerden bir gün Hoca, Akşehir pazarında heybesini doldurmuş, eşeğine binmiş, ağır ağır evine dönüyormuş. Bir yandan güneşin tadını çıkarıyor, bir yandan da yol kenarındaki çiçekleri seyrediyormuş.

O sırada yanından atını dörtnala süren, ter içinde kalmış, telaşlı bir tüccar geçmiş. Tüccar, Hoca’nın bu sakinliğini görünce atını dizginleyip bağırmış:

— “Aman Hoca! Ne bu halin? Dünya dönüyor, devir değişiyor! Bak, ben sabahtan beri üç şehir dolaştım, beş pazarlık yaptım. Sen hala eşeğin üstünde kaplumbağa gibi gidiyorsun. Ayıptır, günahtır! Bu tembellikle memleket nasıl kalkınacak?”

Hoca, sakalını şöyle bir sıvazlamış, tüccarın kan ter içindeki atına ve adamın patlamaya hazır gözlerine bakmış. İstifini hiç bozmadan sormuş:

— “Peki evlat, bu kadar aceleyle nereye yetişiyorsun?”

Tüccar göğsünü kabartmış:

— “Daha çok mal satmaya! Daha çok altın kazanmaya!”

Hoca sormuş:

— “Peki, çok altın kazanınca ne yapacaksın?”

— “En büyük dükkanı açacağım, yanıma onlarca yardımcı alacağım!”

Hoca yine sormuş:

— “Ya sonra?”

Tüccar heyecanla devam etmiş:

— “Sonra iyice zengin olacağım. İşleri başkalarına devredeceğim. Şöyle şehirden uzak, bahçeli bir ev alacağım…”

Hoca gülümsemiş:

— “Eee, peki o bahçeli evde ne yapacaksın?”

Tüccar rahat bir nefes alarak cevap vermiş:

— “Ne yapacağım Hoca? Şöyle ağacın gölgesine oturacağım, ayaklarımı uzatacağım, huzur içinde dinleneceğim!”

Hoca, eşeğinin üzerinden tüccara sevgiyle bakmış ve taşı gediğine koymuş:

— “Be mübarek! Ben zaten şu an onu yapıyorum… Senin o kadar yolu gidip, o kadar yorulup, o kadar altın harcayıp varmak istediğin yere; ben bir eşekle, hiç yorulmadan vardım bile! Şimdi söyle bakalım; hangimiz daha akıllıca ‘çalışıyor’?”

📌 Ünlü düşünürlerin sözleri
Bertrand Russell:

  • “Modern dünyada ‘çalışmanın’ başlı başına bir erdem olduğuna inanılması, büyük zararlara yol açıyor. Mutluluğa ve refaha giden yol, çalışmanın sistemli bir şekilde azaltılmasından geçer.”

  • Byung-Chul Han:
    “Günümüzün performans toplumu, bir ‘özgürlük’ illüzyonu içinde kendi kendisinin sömürücüsü haline gelmiştir. Artık kimse bizi zorlamıyor; biz kendimizi daha verimli olmak için gönüllü olarak kamçılıyoruz.”

  • Henry David Thoreau:
    “Bir insanın ne kadar çok şeyi olduğu değil, ne kadar çok şeyden vazgeçebildiği onun zenginliğini gösterir. Sadece meşgul olmak yetmez; karıncalar da meşguldür. Önemli olan neyle meşgul olduğunuzdur.”

  • İmam Gazali:
    “Dünya için dünyada kalacağın kadar, ahiret için ise orada kalacağın kadar çalış.”

Peki Türk halkı tembellikten ne anlıyor?

İnsan doğası gereği sürekli üretmek, çalışmak, bir şeyler keşfetmek ister.

Makaleyi okudum ama ilk öncelikle ben kendi bakış açımı yazmak isterim.

Biz köyde büyüdük. Bağımız, bahçemiz, hayvanlarımız vardı.
Belli saatlerde gereken işleri yapardık, sonra komşular gelirdi, birlikte vakit geçirirdik.
Biz çocuklar sokakta oyunlar oynar, çocuk olmanın güzelliğini yaşardık.

﴿ هَـٰذَا مِن فَضْلِ رَبِّي ﴾
“Bu, Rabbimin lütfundandır.”

Bizim güzel bir düzenimiz vardı.
Okuldan gelirinirdi, yemek yenirdi,  hayvanların yemini verirdik. Onları sever, isim takar, vakit geçirdikten sonra derslerimizi  yapardık.  Sonra da sokağa çıkar arkadaşlarımla oynardık.
Akşam yemekten sonra haberleri dinler, güncel ne olmuş defterime yazardık.  Haber defterimiz vardı ve her sabah arkadaşlarımıza sınıfta okurdum. Özellikle Reha Muhtar’ın haberini yazardık Birçok spikeri dinler ve gerekenleri not alırdık.
Okulu severdik, eğlenceli gelirdi bize.

Şimdi bakıyoruz…
Çalışanlar işlerini sevmiyor, mecburi çalışıyor (maddi olarak gerek).
Öğrenciler okulu sevmiyor; bir iş sahibi olmak için okuyor, sevdikleri için değil.

İnsanlara şehir hayatını modern gösterdiler, köy hayatını küçümsediler.
İnsanlar köylerini bırakıp şehirlere taşındı. Gençler üretmek yerine hazıra konmayı tercih etti.
Üretmek, çabalamak yerine; ithalat yerine çoğunlukla ihracı tercih ettik.

İnsanlar tembel değildir. İnsanları sadece manipüle ettiler ve buna kandılar.
Robot gibi çalışmak, bir programa uygun olmak ve sadece sunulan şartlara göre yaşamak; insanları ruhsuz varlıklara dönüştürdüler.
Çocuklar çocuk değil, gençler genç değil. Burada bize dayatılan sistemin kölesi olmak, halk tarafından kabul görmek için sürekli daha çok kazanıp geçen ömrümüzü boşa harcamak.

Kur’an-ı Kerim’de Allahü Teâlâ bize ne diyor?
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 39)
Bu ayet, emeğin değerini vurgular. Ancak bu, insanın sadece bir üretim aracına dönüşmesi demek değildir.

Kısaca: 

Tembellik dediğimiz şey her zaman karakterle ilgili değildir; bazen sistemin bizi daha fazla “çalıştırmak” için uydurduğu bir etikettir.

Eskiden bir insanın yorulunca dinlenmesi “doğal bir ritim” iken, modernleşmeyle birlikte insan bir “makine parçası” olarak görülmeye başlandı. Eğer makine gibi 7/24 verimli değilsen, devlete veya millete ihanet eden bir “suçlu” ilan edilir.

Biz kendi kendimize “Biz Türkler / Doğulular zaten tembeliz” diyerek bir aşağılık kompleksine hapsedildik. Oysa metin diyor ki: Bu bir karakter özelliği değil, 19. yüzyılda üretilmiş siyasi bir söylemdir.

Eskiden çalışmak “rızık peşinde koşmak” gibi bireysel ve dini bir erdemken, sonradan “makbul vatandaş” olmanın tek şartı haline getirildi.

🧠 1. Bazen yorgun hissetmem veya sistemin hızına yetişememem benim “özünde tembel” olduğum anlamına gelmez.

2. “Ben yapamam, biz zaten böyleyiz” gibi toplumsal kalıpların tarihsel birer “kurgu” olduğunu fark et. Başarı, sadece çok çalışmak değil; anlamlı ve dengeli bir emek vermektir.
3. Modern dünya bana “hiç durma” diyor. Oysa dinlenmek, hayal kurmak ve tefekkür etmek de insan olmanın bir parçasıdır.
4. “Allah’ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma.” (Kasas, 77)
Bu ayet, sistemin seni “daha çok verimlilik” adına ruhsuzlaştırmasına izin vermemen gerektiğini vurguluyor.

Gerçek çalışkanlık; sistemin kölesi olmak değil, kendi potansiyelini doğru ve dengeli bir şekilde hayata katmaktır.

Bu yazı www.hakikatevi.net için hazırlanmıştır.

2 thoughts on “NASREDDİN HOCA VE “MODERN SÜRAT”

  1. Kendimizi yormadan istifimizi bozmadan ic huzurumuzla en büyük zenginligi zaten kazaniyoruz. Rabbimdir rizki veren
    Necm Suresi 29 ayet ne diyor ? Insan icin ancak calistiginin karsiligi vardir. Once kendimize calisalim ve ic huzurla askla isimize koyulalim.
    Sevgiye rizk gelir gecer

  2. Büyüklerimiz “Allah boş duranı sevmez” derdi ancak günümüzün beyhude telaşını görselerdi, insanın kendi aleyhine koşturmasındansa sükunet içinde kalmasını muhtemelen daha evla görürlerdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website