Yazan: Fahri Sarrafoğlu

Ünlü armatör Saadettin Bey, yarış atlarına meraklıydı. Yarış atı yetiştirmek onun için bir hobi olmaktan öteye geçmiş artık tutku olmuştu. Öyle ki dünyanın neresinde duyduğu ünlü bir at var onu satın almak için elinden geleni yapar, bir şekilde satın alırdı da. Aldığı atın yarışlara girmesi ve hele yarışlarda derece alması ona o kadar keyif veriyordu ki adeta yarışlarda kendini unutuyordu. Çok para harcamıştı ve harcamaya da devam ediyordu. Tabii yarış atı satın almakla iş bitmiyordu ki aynı zamanda deneyimli jokeye de sahip olmak gerekiyordu.

Dünyanın en iyi atına sahip olabilirsiniz fakat deneyimli jokeye yani iyi bir at binicisine de sahip olmak o kadar kolay değildi. Bu işin mutlaka eğitimini alması gerekiyordu. Jokeylik eğitiminin süresi 2 yıldır. En az İlköğretim Okulu mezunu olmak,  45 Kilo aralığında olmak, 1,30 – 1,55 cm. boy aralığında olmak ve 17 yaşından gün almamış olmak jokeylik mesleğinin şartları arasındaydı. Kursiyerler, iki yıllık eğitimini başarıyla bitirirlerse, Apranti Lisansı almayı hak kazanırlar. 100 yarış kazanan Apranti, Jokey olma hakkına sahiptir. Kazandıkları yarış başına “mont” adı verilen yüzde 10’luk kar payı alırlar.

2

Evet, Saadettin Bey’inde 100 yarış kazanmış deneyimli at binicisi yani jokeyi vardı.  Kendisine çok güveniyordu. En son yapılacak yarış için jokeyde yarışa katılacak olan yarış atı da hazırdı. Engelli koşu yarışı vardı.  Deneyimli jokey her zaman olduğu gibi atına binmiş, engelli yarışa başlamıştı. Ünlü yarış atı engelleri birer birer aşıyordu. Sıra gelmişti en son engele. Bu engel aslında diğerlerine göre daha kolaydı, bu bölümü defalarca atla birlikte çalışmışlardı. Jokeyimizin bir korkusu yoktu. Fakat o da ne? Tam en son engele geldiklerinde o ünlü at, engelin üstünden atlayamadı yanından geçti. Jokey panikledi, atın sahibi Saadettin Bey ise şaşkın ve kızgındı nasıl olur işin sonuna kadar gelmiş tam bitirecekken at en kolay engeli atlayamamıştı. Jokey hemen toparlandı atı tekrar sürdü ikinci defa engelin yanına geldi ama at bu sefer de atlayamadı üstelik engeli düşürdü. Artık son denemesi kalmıştı jokey hızlı ve biraz da sinirli şekilde atı sürdü yarıştaki son engeli aşmak için fakat o an beklenmedik bir şey oldu. At engeli aşamadığı gibi üstelik yılların deneyimli Jokeyini de üstünden atmıştı! Evet, jokey yere düştü… Bu ne demekti diskalifiye yani yarıştan elenmiş, geri çekilmiş oluyordu.
Saadettin Bey, hangisine üzülsün ünlü atın engeli geçememesine mi,  jokeyin düşmesine mi yarışı kaybedişine mi?
Birden kendini kaybetti Saadettin Bey, tansiyonu düşmüştü. Gözünü aştığında evindeydi, önce ne olduğunu kavradı. Yanında çok sevdiği bir dostu vardı. Onu görünce sevindi, yüzü güldü. Olanları tekrar hatırladı. O çok sevdiği dostu ise onun yüzüne gülerek şu önemli ve dikkat çekici konuşmayı yaptı:
“Sevgili dostum, öncelikle böyle bir olay olduğu için Allah’a şükretmelisin. Allah sana senin anlayacağın şekilde çok güzel bir eğitim gösterdi. Senin çok güvendiğin jokeyin çok güvendiğin atın yarışı kazanamadı ve sen üzüldün.  Halbuki onların her birinin bir sembol olduğunu düşün.  At senin nefsindir yani egondur. O sana öyle bir oyun oynar ki tam bitti dediğin anda seni ne kadar deneyimli olursan ol üstünden böyle atar. Hem de çok kolay dediğin engel olmasına rağmen. İşte şu ana kadar 100 yarışı kazanan bir jokeyin var ama o bile atın üstünde duramadı. Niye demek ki atın bazı hilelerini öğrenememiş, demek ki atı tam iyi tanıyamamış, demek ki ata tam hükmedememiş. İşte nefsimiz de öyledir. Biz onu eğittik, biz onu tamam itaat ettirdik dediğimiz anda o bize öyle bir oyun oynar ki hemen bizi tepe takla eder… Sevgili dostum, yarıştan ibret al artık. Sağdan soldan değerli atlar toplamak yerine artık kendi atını yani NEFİS ATINA iyi bir kendin JOKEY olmaya bak. Yoksa bu NEFİS ATI SENİ HEM DÜNYADA SIRTINDAN ATAR HEM DE DÜNYADA VE AHİRETTE YARADANINA BULUŞMANA ENGEL OLUR… Ne diyor Allah Resulü S.a.v nefsini bilen Rabbini bilir. Sende artık egonu yani nefsini tanı. Onu eğitmeye başla. Onu ne kadar ustalıkla eğitirsen o kadar ona hâkim olursun ve Allah ile buluşmaya Allah ile birlikte olmaya doğru hızla  yol alırsın.  Yoksa bir gün dünya ömrün biter ve esas yarışı o zaman kaybedersin…”

Kısaca:  Ey inananlar, kendinize, nefsinize dikkat edin. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde doğru yoldan sapanlar size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Yaptıklarınızı size O haber verecektir.(Maide 105.ayet)

Yunus Suresi 44.ayeat – Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar.

Yusuf Suresi 53 -Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlığadığı müstesna. Muhakkak ki, Rabbim bağışlayıcı ve merhametlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website