HÜDHÜD, HZ SÜLEYMAN VE İNCİ ARAYAN HURDACILAR
“Süleyman olmayan Hüdhüd kuşun dilinden anlamaz.”
Hurdacılar sokak sokak gezer hurda ararlar. Aslında aradıkları başka şeydir ama kimse bilmez. Allah’ın eşyadaki sırlarını ararlar. Allah dostları da hurdacı gibidir. Dünya gezegeni içinde hurdaya atılmış incileri ararlar. Kim mi onlar: “EGOSUNU (nefsini) eğitmeye çalışan insanlardır. Ama onlar da çok azdır. Fakat o azı bulmak için de hurdacı hurdacı diye bağırmak, çöpleri karıştırmak gerekir. Bu da sabır ister, güler yüz ister, biraz da mizah ister. Azıcık da delilik. Aklı başında adam ne işi var çer çöpte ki inci arasın. Gider kuyumcudan alır gider.” (Kaynak: Saatiçi Osman Amca Aksaray 1992 )
Bu söz, Süleyman kıssasına ve Hüdhüd kuşuna işaret eder. Hüdhüd kıssası Kur’an’da Neml 27:20–28 ayetlerinde anlatılır. Hüdhüd hakikati haber getirir, fakat onu anlayacak hikmet Süleyman’a aittir. Neml 27:20’de “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum?” ifadesi geçer. Klasik müfessirler olan Taberî ve Fahreddin Râzî bu kıssayı, hakikati fark eden bilinç ile onu okuyabilen olgunluk arasındaki ilişki olarak yorumlar.
Metindeki hurdacı mecazı tasavvufî bir semboldür. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Mesnevî’de insanın içindeki hakikati toprağın altındaki hazineye benzetir. İbn Arabi ise insanın ilahî isimlerin aynası olduğunu söyler. Tin 95:4’te “Biz insanı en güzel biçimde yarattık”, 95:5’te ise “Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik” buyrulur. İnsan hem inci hem hurda olma potansiyeli taşır. Şems 91:9’da “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir” ayeti, tasavvuftaki tezkiye-i nefs anlayışının temelidir.
Psikolojik açıdan ego eğitimi, kişinin dürtülerini tanıması ve iç çatışmalarını fark etmesidir. Carl Gustav Jung gölge kavramıyla insanın bastırdığı yönlerine dikkat çeker. Çöpleri karıştırmak, bilinçdışına cesaretle bakmaktır. Viktor Frankl ise anlamın çoğu zaman acı ve krizden doğduğunu söyler. Çer çöpte inci aramak, travmadan anlam üretmektir. Bu süreç biraz cesaret, hatta toplum ölçülerine göre azıcık delilik ister.
Metindeki sabır ve mizah vurgusu da önemlidir. Bakara 2:153’te “Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir” buyrulur. Tasavvufta sabır, içsel dönüşüme tahammüldür. Mizah ise nefsin katılığını yumuşatır. Necm 53:39’da “İnsan için ancak çalıştığı vardır” denir. İçimizdeki inci hazır alınmaz; emekle çıkarılır.
Sonuç olarak Hüdhüd hakikati fark eden bilinci, Süleyman onu anlayan hikmeti, hurdacı nefsini eğitmeye çalışan arayıcıyı, inci ise insandaki ilahî cevheri temsil eder. Hakikat vitrinlerde değil, çoğu zaman dağınık görünen kalplerin derinliğinde aranır.