50 Yaş ve Altın Çağ
Fahri Sarrafoğlu
İnsan 50 yaşından önce gümüş çağını yaşar. Gümüş parlar ama çabuk çizilir. Kur’an’ın dediği gibi: “İnsan gerçekten ziyan içindedir” (1). Ta ki olgunluk vaktine erene dek.
Peki bu “ziyan” nedir? “Mantıklı düşünüp mantıksız davranmak insan yapısının özelliğidir.” (2) İnsan, yapması gereken ve yapabileceği şeyleri neden yapamaz hale gelir? Fazla kilolar, ertelenen hayaller, tüketilen yıllar… İşte budur ziyan.
50 yaşından itibaren altın çağ başlar. Pas tutmaz, değeri asla kaybolmaz. Hadis ne güzel müjdeler: “İnsanın en hayırlı çağı, elli ile altmış yaşları arasıdır.” (3)
Artık daha olgun, daha tecrübeli. “Bireyselleşme süreci kendimiz olabilmek için kendimizle çok açık olarak yüzleşmek cesaretini göstermeyi gerekli kılmaktadır.” (4) Kişiliğimizin beğenmediğimiz karanlık yönlerinden kaçmak, onları dışa yansıtmak ya da değişik maskelerin arkasına saklamak artık anlamını yitirmiştir.
Eskiden dünyayı değiştirmeye çalışırken, bugün dünyasını güzelleştirmeye odaklanır.
“Tasallut haline gelmiş varsayım ve ön kabullerden vazgeçmeden özgürleşmek ve dolayısıyla ‘düşünmek’ mümkün değildir.” (5)
Kendini yoran, enerjisini sömüren her şeye mesafeli durur. “Onlar ki, boş sözlerden yüz çevirirler” (6). Hayır demeyi öğrenir, hiç vicdan azabı çekmeden.
“Ödül beklentisi olmaksızın yaptığımız her şeyin bir hazzı vardır. Hakkını vererek her aksiyonda haz aldığımızı fark ederiz.” (7)
Zaman, elindeki tüm mücevherlerden daha kıymetlidir. Boş tartışmalara, yapmacık gülüşlere harcanacak tek bir saniyesi yoktur.
“Yaptığım şeyler için pişmanlık zamanla geçer… Ne var ki yapmadığımız şeylere pişmanlığın çaresi yoktur.” (8)
“Sağlıklı insan her anı yaşar. Geçmişte kalan veya henüz olmamış olayları düşünüp kaygılanmaz. Yalnızca yaşar. Şimdinin gücüne erişir ve şimdiye odaklanır.” (9)
“Bilgi ve bilgelik aynı şey değildir. Bilgelik bildiğini yaşamaktır.”
“Her talihsiz durum bir şeylerin eksikliğidir. Karanlık, bildiğiniz gibi, gerçek değildir. Işığın yokluğudur.” (10)
Altın çağ, işte bu ışığa yürümektir. Gümüş çağın çiziklerini kabullenip, onlardan ders çıkararak. “Anlam arayışında ilk adım, kritik ve can alıcı soruları sorabilmektir. İkinci adım ise soruların yanıtını aramaktır.” (11)
Ve belki de en önemlisi: “Bir gün siz ve sevdiğiniz herkes ölecek. Son derece kısa bir zaman süresince… yaptığınız ya da söylediğiniz hiçbir şeyin önemi kalmayacak. Bu hayatın huzursuzluk veren hakikatidir.” (12)
Ama işte bu hakikatin tam da ortasında altın çağ parlar. Çünkü:
“Yaşamımı öyle yaşamayı denedim ki ölüm anı geldiğinde korku değil neşe hissedeceğim.” (12)
Kaynaklar:
(1) Kur’an-ı Kerim, Asr Suresi 1-2. Ayetler
(2) Mümin Sekman, Atalet
(3) Tirmizî, Sünen, Zühd 33
(4) Bilal Sambur, Bireyselleşme Yolu
(5) Ali Saydam, Vazgeçmek Özgürlüktür
(6) Kur’an-ı Kerim, Mü’minun Suresi 3. Ayet (mealde 23. ayet olarak geçer)
(7) Don Miguel Ruiz, Dört Anlaşma
(8) Doğan Cüceloğlu, İyi Düşün Doğru Karar Ver
(9) Dr. Zülfikar Özkan, Bilincin Gücü
(10) Robert Collier, Çağların Sırrı
(11) Doğan Cüceloğlu, Savaşçı
(12) Mark Manson, Her Şey Bktan* (aynı yazarın iki farklı alıntısı)
Selamaleykum
2 nci cevap vereyim ; insan daliyor uzaklara ve SONRA diye diye kendini kandiriveriyor. İşlerimizi hemen yapalim
İnşirah Suresi, 7. Ayet:
“فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ”
(Bir işi bitirince hemen diğerine koyul, çalışıp çabalamaya devam
Allah isimizi guzel ve saglam yapanları sever zaten musluma lik budur
Ben katilmiyorum ! Ben bunu yaziyi inan begenmedim. Çünkü bu şart koymaktir. İnsan kendini hemen demeyim de insan kendisini tanıyınca olgun oluyor oluyormu ? Abi ?
Idrak etmek
Esarete girmemek gerekir.
İnsanoğlu nankör dur ve bu nankörlügu bayılıyorum çünkü azla yetinmiyoruz ve bilgiyi öğrendikçe ogrenmek istiyoruz Aciz .