“İyiliği küçümseme, kardeşini güler yüzle karşılamak bile olsa.”
(Müslim, Birr, 144)
Kırk Yıl Hatırdan, Bir Ömürlük Hatıraya
Hani derler ya, “Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.”
Benim hikâyem ise bir kahve değil, bir tutam tuz üzerine…
O tuzu 1989 yılında aldım. Aradan 36 yıl geçti, hâlâ unutmadım.
Bornova Günleri
1989 yılı… 209. kısa dönem askerlik görevimi yapmak üzere, 57. Topçu Tugayı’nın İzmir Bornova’daki kışlasına teslim oldum.
Aylardan Ağustos, hava kavurucu sıcak. Muharebe eğitimleri başlamış, ter içinde kalıyoruz. İlk gün öğle vakti yemekhaneye gittik. Masalara oturduk ama bir eksik var: Tuz yok!
O yıllarda neden yoktu bilmiyorum ama yemekler de zaten tuzsuz geliyordu. Çölde susuz kalmış insanın “Su! Su!” diye bağırması gibi biz de “Tuz! Tuz!” diye söyleniyorduk.
Bir Beklenmedik Karşılaşma
Eğitim sonrası tekrar talim alanına dönecekken ismimin anons edildiğini duydum.
Daha kışlaya geleli iki gün olmuştu. “Kim beni arıyor ki?” diye düşündüm, çünkü İzmir’e yalnız gelmiştim. Ailem beni Aksaray’dan uğurlamış, kimseye haber vermemiştik.
Koşa koşa nizamiyeye gittim ve orada bir sürprizle karşılaştım: Ümüş Halamın oğlu Hacı Ali Atılgan abi, bir işi için kışlaya gelmişti. Daha konuşmadan, hal hatır sormadan, heyecanla,
“Abi, koş bana bir paket tuz al gel!” dedim.
O da şaşırdı ama telaşımı görünce hemen nizamiyenin dışındaki bakkala koştu ve elinde bir paket tuzla geri döndü.
Tuz Gibi Aziz Olmak
O bir paket tuz, o an elimde bir hazine gibiydi. Bölüğe döndüm, arkadaşlarımın avucuna birer tutam verdim.
Hani derler ya “Su gibi aziz ol.”
O gün, arkadaşlarım bana “Tuz gibi aziz ol!” diye dua ediyorlardı.
Üç dört gün idare ettik. Sonra mesele çözüldü, yemekhaneye bol miktarda tuz geldi. Meğer tuzun tükenme sebebi, o sıralar askere bolca dağıtılan tuzlu kavrulmuş fındıklar yüzündenmiş.

Hatırın Ömrü
Aradan yıllar geçti… Ne zaman Hacı Ali abimi görsem, bu olayı hatırlarım.
Belki o gün onun yaptığı, kendi gözünde küçük bir yardımdı. Ama bizim için, çölde bulunan su kadar kıymetliydi.
Hayrı Küçük Görmeyin
Hayatta önemli olan, zor zamanda birinin imdadına yetişmektir. Böyle anlar, ömür boyu hatırlanır.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür.” (Zilzal Suresi, 7. ayet)
Ve yine:
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav; o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” (Fussilet Suresi, 34. ayet)
Bazen hayat, bir tutam tuz kadar basit… ama o kadar kıymetli bir hatırda saklıdır.
“Yapılan iyiliğin büyüklüğü, miktarıyla değil, gönülden yapılmasıyla ölçülür.”
(İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn, c.3, s. 256)


Az, yoktan çoktur.
Iyiligin karşiligini sadece allahtan beklemek bunu Allah icin yapmak ve unutmak