Yazan: Fahri Sarrafoğlu

İnsana hikmet belli bir yerden değil Rabbimizin yarattığı birçok insandan, eşyadan gelebilir.  Yani sizi uyandıran bilgi, size bir değer katacak güzel bir mesaj bazen hiç ummadığınız kişilerden veya kişiden gelebilir.  Şimdi diyeceksiniz ki ne oldu yine ilginç bir vaka mı oldu, meraklandırmayacağım bizi de anlatın. Peki, peki sizi meraklandırmadan en son başımdan geçen şu ibretlik olayı anlatayım da tüm okuyanlara, dinleyenlere faydası olur inşallah.

Geçtiğimiz ara tatilde, küçük kızımla ki kendisi 10 yaşındadır. Beraber günü birlik Bursa gezisi yaptık. Baba kız baş başa Bursa’da Osman Gazi’nin türbesi başta olmak üzere hem devlet büyüklerimizi hem de gönül sultanlarının türbelerini ziyaret ettik. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin hocası Üftade hazretlerinin türbesini de ilk önce ziyaret ederek onun manevi eğitim metodu hakkında kızım BErra Deniz Sarrafoğlu’na bilgi verdik. Tabi Bursa’da bulunan birçok müzeleri de gezme imkanı bulduk.

Neyse efendim, günü birlik gezi dedik ya, akşama İstanbul’a dönüş yolundayız artık. Mudanya deniz otobüsü iskelesini geldik. Biletimizi aldık, vakit geldi otobüse bineceğiz bir anons duyduk. Daha doğrusu kızım değil ben duydum. Anons aynen şöyle: “ Değerli yolcularımız Bursa-Yenikapı seferi sırasında deniz otobüsümüz zaman zaman denizin dalgalı olmasından dolayı sallanacaktır. Lütfen yolcularımızın şimdiden tedbirini almalarını önemle rica ederiz! “   Eyvah Eyvah! Aman Allah’ım beni aldı mı bir korku. Niye diyeceksiniz? Daha önce başımdan böyle bir olay geçti ve içim dışıma çıktı. Ağlayanlar, korkanlar(benim gibi) panikleyenler, bağırmalar. Açıkçası korktum. Ve bu korkumu kızıma bakın şöyle dedim:

-“ Deniz yavrum, istersen inelim. “

Kızım, şöyle bir yüzüme baktı ve:

– “ Baba şu an deniz otobüsünün içindeyiz. Ben inelim desem sen gerçekten inip İstanbul’a otobüsle mi gideceğiz. “

-Evet kızım. Baksana anons da yaptılar. Demek ki deniz dalgalı olacak.

İyi de babacığım, burada o kadar insan var. Onlarda anonsu duydular. Bak onlar rahatlar. Sadece biz değiliz ki. Hem bu arada SENİN İMANIN NE OLDU? HANİ İMANIN? Sen hep demez miydin Allah’a güvenelim diye. İşte bizde Allah’a güvenelim. Allah bizi görüyor, biliyor. Biz dua edelim, O bizi korur. Bakarsın dua ederiz, deniz dalga yapmaz, kolaylıkla İstanbul’a ulaşırız….”

Evet, bu satırların yazarı kardeşinizin deniz korkusuna verilecek en büyük cevap bu değil mi: “Hani imanın, hani imanım, hani imnımız? “

Sonuçta Bursa –Mudanya’dan bindiğimiz deniz otobüsü bizi sağ salim ve hiçbir dalgaya da maruz kalmadan yani sallanmadan İstanbul’a getirdi. Allah’a elbette binlerce şükrettik fakat esas şükrümüz, Allah’ın kullarına olan merhameti ve her zaman hikmeti gösterecek, iletecek vasıtalar göndermesiydi.

Kısaca:
“RABBİNİN yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; ve onlara (karşı) öyle bir mücadele yöntemi ortaya koy ki, o en güzeli, en etkilisi olsun! Çünkü senin Rabbin var ya: işte O kendi yolundan sapan kimseyi de, doğru yola yöneleni de en iyi bilendir.” Nahl Suresi 125.ayet

“Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. “(BAKARA SURESİ / 269)

“Kim “ihsan” derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. “ (Bakara 112)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website