Yazan: Fahri Sarrafoğlu

İstanbul Boğazının her iki yakasına da inci gibi dizilmiş güzel yalılar vardır. Bu yalıları boğazı gezerken meraklılarına anlatıyoruz ama içine girmek çok azına nasip olmuştu. Geçtiğimiz günlerde ünlü bir iş insanı kardeşimiz birkaç dostu ile birlikte bizi de yalısına bir çay ikramına davet etti. Yalının daha bahçesine girerken kendimi müze de hissettim değişik yerlerden toplanmış bir sürü antika ve ilginç eşyalar vardı. Eşyaların çoğu yıllar öncesine ait eşyalardı. Kimi iki yüz yıllık, kimi seksen yıllık kimi daha yeni elli-altmış yıllık ama eskiydi.
Yalının bahçesinde ev sahibimizle sohbet ederken bunları nasıl satın aldığını sordum. Her yıl Londra’da yapılan dünyanın en pahalı müzayedesine katıldığını bu eşyaların bir kısmını oradan aldığını söyledi. Yurt içi ve yurt dışında önemli müzayedeleri yakından takip ettiğini belirterek en büyük hobisinin böyle tarihe öneme sahip kısaca bir hikâyesi olan eşyaları toplamak olduğunu söyledi. Bundan çok büyük zevk alıyormuş.
Aklım eşyalarda kalmıştı. Bunları birileri kullandı. Onlar için kullanım süresi bitti. Sonrası başkası aldı. Sonra dünyayı dolaşarak şu an burada bu yalının bahçesinde. Belki bundan sonra kim kullanacak belli değil. Ama eşya hikayesi ile hala ayakta duruyor. Eşya yıpransa da bozulsa da antika meraklısı birileri alıyor, biriktiriyor ondan sonra ya mirasçıları ya bir müze yapıp sergiliyor ya da başka bir antika meraklısına satıyor. Ben böyle sessiz, dalmış düşünürken ev sahibimiz yanıma geldi ve kulağıma eğilerek : “Sizde mi antika meraklısınız? Bu eşyaların her birinin ayrı ayrı bir hikâyesi var. Yüz yıl önce Avrupa’da krallar kullanmış. Ünlü iş adamlarının şatolarından gelen eşyalar da var. Bunların şimdi kataloğunu da hazırlatıyorum ki hangi eşya kime ait başından neler geçmiş belli olsun. “

Ev sahibimi kardeşimize gülerek şöyle cevap verdim: “ Yok yok antika meraklısı değilim ama bu eşyaların yıllar önce kimler tarafından kullanılıyordu. Şimdi bakın neredeler. Aklıma yıllar önce merhum Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş hocamızın bir sözü geldi onu size anlatmak istiyorum müsaadenizle. Hocamızın Çatalca’daki mimarisi ile de göz dolduran bir yazlığı vardı. İçindeki eşyaları gezdiği ülkelerden gelirken almış getirmiş.  Yıllar önce oğlu Murat Bey’in daveti ile yazlığı ziyaret ettiğimizde böyle eşyalara meraklı baktığımı gören hocamız bana şunu demişti. “ Sarrafoğlu kardeşim, eşyanın hikâyesi önemli değil. İnsanın hikâyesi önemlidir. Siz dünyada iken güzel bir hikâye bırakabiliyor musunuz? Sizin sözleriniz, kitaplarınız, dünyada iken ahlaklı yaşamınız bir mesajınız varsa işte siz ölmez bir asar-ı atikasınız. “
Sonra ev sahibimin elini tutarak bende onun kulağına şunları fısıldadım: “  Bu eşyaları toplamanız gayet güzel. Bir kültürü tanıtıyorsunuz, tarihi sevmemize yardımcı oluyorsunuz bu da güzel. Ama güzel eser bırakacak, hikâyesi olacak insanların yetişmesine de inşallah destek olursanız ne kadar güzel olur. Allah insanları ahsen-i takvim olarak yarattı. Yani kubbede hoş sada bıraksın. Hakikati, gerçeği kendisinden sonrakilere bırakacak bir şekilde yetişsin. Dünya da hakikat üzere yaşayan, ilahi yasaları bilen, ilahi yasalara uyan kişilerden oluşsun diyen kişilerin de yetişmesine gayret etmeliyiz.”

Kısaca:
Secde suresi:
“(Allah) yarattığı herşeyi güzel yapan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfleyen, size kulaklar, gözler ve gönüller verendir. Öyleyken pek az şükrediyorsunuz.”
Tin suresi: “İncire, zeytine, Sinâ Dağı’na ve şu emin beldeye yemin ederim ki biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.”
Ali İmran Suresi: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
Hadis-i Şerif: ““Sizin en hayırlınız insanlara faydalı olandır.” (Beyhakî, Şuab, VI, 117),”

One thought on “Antika Avcısı

  1. Ne güzel bir anlatım, sıcacık, benimde evimde aileden kalan eski şeyler eşimin annesinden kalan eski bir takım var çok değerli benim için, eski olan eşyalarda ki yaşanmışlık beni çok heyecanlandırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website