🌷 Nasreddin Hoca bir gün dostları ile bir mecliste konuşurken:
– Vasiyetim olsun, dedi. Öldüğüm zaman beni baş aşağı gömün!
Onun bu isteği, herkes tarafından garip karşılandı, içlerinden biri:
– Bunu neden istiyorsun Hocam, diye sordu.
Nasreddin Hoca’nın cevabı hazırdı:
– Yarın kıyamet koptuğu zaman, dünya altüst olacak, değil mi? Ben işte o zaman dosdoğru kalkarım.
🌸 Acaba hocamızın 2026’ye mesajı neydi?
🌼 EGO – BEDEN – RUH ÜÇLÜSÜNÜN LİDERİ: İRADEDİR
💐 Tasavvufta asıl olan, insanın kendi “ben” (ego) algısını aşmasıdır. Normalde insan nefsi, başını yukarı kaldırır, kibirlenir, “ben” der. Hoca’nın “baş aşağı gömülme” isteği, nefsin başını yere koyma, onu ayaklar altına alma arzusudur. Kuran’da söylendiği gibi:
“…ego-nefs, Rabbimin merhamet edip koruduğu hariç, şiddetle kötülüğü emreder.” (Yusuf Suresi, 53)
🌻 Gerçek diriliş (kıyamet), nefsin iradeye, öz benliğe itat etmesiyle olur. Baş aşağı gömülmek, nefsin tahtını devirmek, yani Nefs-i Emmâre’den Nefs-i Mutmainne’ye (huzur bulmuş nefis) ulaşmaktır.
🌺 Dünyada herkes başıyla (nefsiyle, makamıyla, malıyla) övünürken, Hocamız başını aşağı koyarak nefsini toprağa (yokluğa) gömmüştür.
🌹 Hocamız demek istiyor ki:
“Ben nefsimi çoktan öldürdüm, başımı dünya hırsına gömdüm. Sizin kıyametiniz benim için bayramdır. Siz nefsinizle çalkalanırken, ben nefsiz bir şekilde Hakk’a yürüyeceğim.”
🌷 İşte bu yüzden Hoca, bir “Molla” değil, tam anlamıyla bir “Arif”dir. Bu fıkra, Hoca’nın ne kadar derin bir tasavvuf erbabı olduğunu gösteren belki de en güçlü kanıttır.
🌸 İslam filozoflarından İbn Arabî’nin şu sözü bu hâli tam anlamıyla açar:
🌼 “Nefsini bilen Rabbini bilir; ama nefsini bilmek, onun kör arzularını değil, hakikatte yokluğunu bilmektir. Baş olmak isteyen, önce ayak olmayı göze almalıdır.”
“Kim nefsini arındırırsa kurtuluşa ermiştir.” (Şems Suresi, 9)
💮 Ve Mevlânâ’nın o veciz sözü de bu fıkranın ruhunu düğümler:
🌻 “Sen sanıyorsun ki yukarı çıkmak büyüklüktür; oysa hakikatte yukarı çıkmak, aşağıda neyi bıraktığına bağlıdır.”
🌺 Hocamız, kıyamet günü “dosdoğru kalkmak” için şimdiden dünyanın altüst oluşunu yaşar. Bugün 2026’ya bakan bizler için mesaj şudur: Hâkimiyet sanılan her şey (ego, makam, mal) bir gün tersyüz olacak. Gerçek hâkimiyet, iradenin nefse değil, nefsin iradeye boyun eğmesindedir. Ve o irade, ancak Hakk’a teslimiyetle kemale erer.


Allah razı olsun
Yolla devam inşallah