Bilgiye ulaşmak yalnızca teknolojiyle değil, insanın kendi iç dünyasını keşfetmesiyle mümkündür. Yapay zekâ çağında asıl mesele bilgiye sahip olmak değil; onu doğru kaynaktan, doğru yöntemle ve doğru niyetle alabilmektir. Kur’an’ın ortaya koyduğu ilkeler ışığında bilgi, ego, nazar, irade ve sevgi arasındaki ilişki yeniden düşünülmelidir.

BENZİN HORTUMU VE BİLGİYE ULAŞMANIN İNCELİĞİ

Bilgiye ulaşmanın mahiyetini anlatmak için dikkat çekici bir benzetme yapılabilir. Araba benzin alırken kullanılan hortumla sıvıyı çekme işleminin en hassas noktası, benzini ağza almadan yalnızca aktarabilmektir. Benzin ağza geldiğinde hem boğazı hem de mideyi yakar.

Bilgiye ulaşmak da buna benzer.

Bilgiyi çekerken egoya ve nefse dokunmadan, ondan kendine pay çıkarmadan, yalnızca ihtiyaç kadar almak gerekir.

Tıpkı yolda kalan bir aracın başka bir araçtan benzin alması gibi, insan da zaman zaman başkalarının bilgi ve tecrübelerinden yararlanır. Ancak bu alışveriş sırasında yalnızca faydalı olanı almak, olumsuz yükleri ise taşımamak gerekir.

NAZAR VE ENERJİ ALIŞVERİŞİ

Nazar, yalnızca geleneksel anlamıyla “göz değmesi” olarak değil, insanlar arasındaki enerji alışverişi açısından da değerlendirilebilir.

Nasıl ki benzin aktarılırken ağzımıza benzin /mazot  kaçırılmazsa, insan ilişkilerinde de karşıdaki kişinin kaygısı, kıskançlığı, öfkesi ve olumsuz duyguları kendi dünyamıza taşınmamalıdır.

Bu bakış açısına göre nazar, karşılıklı enerji alışverişinin olumsuz biçimidir.

Buna karşı iki temel korunma yolu öne çıkar:

  • Uyanık olmak; zihinsel ve ruhsal enerjiyi yüksek tutmak.

  • Manevi koruma sağlamak; dua, okuma, rabıta ve benzeri bilinçli uygulamalarla iç dengeyi muhafaza etmek.

    İRADEYİ GÜÇLENDİRMEK ÖNEMLİDİR

    Dua, Felak ve Nâs sûreleri, zikir, okuma ve benzeri uygulamalar yalnızca tekrar edilen sözler değildir.

    Bunlar, insanın ruhunu ve iradesini güçlendiren disiplin araçlarıdır.

    Ancak nihai hedef ritüellerin kendisi değil;

    güçlü bir irade geliştirmektir.

    İrade olgunlaştığında insanın davranışlarını yönlendiren temel güç artık bilinçli tercihler olur.

     

YAPAY ZEKÂ İLE “İKRA” ARASINDAKİ İLİŞKİ

Yapay zekânın günümüzdeki kullanım biçimi ile Kur’an’daki ilk vahiy olan “İkra” (Oku) emri arasında dikkat çekici bir ilişki kurulabilir.

Yapay zekâ, insana sınırsız bilgi sunuyormuş gibi görünür. Ancak onu bilinçsizce tüketmek, insanı bilgi sahibi yapmaktan çok bağımlı hâle getirebilir.  ESAS OLAN BİZİM KENDİMİZİN ARAŞTIRMASI /OKUMASIDIR…HEM KENDİMİZİ OKUMAK -YAŞAMAK VE YAŞATMAKTIR. IKRA =ÖĞREN VE ÖĞRET diyebiliriz. 

Bu nedenle yapay zekâya yönelik en önemli uyarı şudur:

Yapay zekâyı hoyratça tüketmek, bilgiyi sindirmeden biriktirmek anlamına gelir.

Bunun somut örneklerinden biri, tamamen yapay zekâ tarafından üretilmiş sahte kaynaklarla hazırlanan doktora tezlerinin etik kurullar tarafından reddedilmesidir.

Yapay zekâ, sonuçta sınırlı bir veri havuzuyla çalışır.Nitekim bazı sistemlerin “en güncel bilgilerim şu tarihe kadardır” açıklaması da bunun açık göstergesidir.

İNSANIN İÇİNDEKİ SONSUZ BİLGİ KAYNAĞI

Asıl önemli olan ise insanın kendi içinde bulunan bilgi potansiyelidir.

Kur’an’daki: “İnnâ a’taynâkel Kevser” ayeti   insanın ilahî bilgi kaynağına bağlanma imkânı açısından değerlendirilebilir.

Her insan, Levh-i Mahfuz olarak ifade edilen ilahî bilgi alanına yönelme potansiyeli taşır.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için üç temel unsur gerekir:

  • Merak

  • Eğitim

  • İstek

Bilgi alınırken de şu ilke korunmalıdır:

  • Egoya kapılmamak,

  • Kendine üstünlük payı çıkarmamak,

  • Yalnızca ihtiyaç kadar almak.

Bu şekilde elde edilen bilgi kişiyi yormaz; aksine zihni açar, enerji verir ve insanı canlı tutar.

MERAK VE HEYECAN İNSANI YAŞATIR

İnsanı ayakta tutan yalnızca beden değildir.

Asıl yaşatan unsur meraktır.

Merakını kaybeden insan, zamanla yaşam sevincini de kaybetmeye başlar.

Yemekten, içmekten, kokulardan, uykudan ve hayattan alınan zevk giderek azalır.

Bu nedenle şu tespit dikkat çekicidir:

İnsan, heyecanını kaybettiği gün yaşlanmaya başlar.

Merak ise insanı sürekli öğrenmeye ve gelişmeye yönelten en temel güçlerden biridir.

EGOYU YOK ETMEK DEĞİL, YÖNETMEK

Ego insanın ayrılmaz bir parçasıdır.

İyi işler yapılırken de, ibadet edilirken de insanın yanında bulunur.

Asıl mesele onu ortadan kaldırmak değil, zayıf noktalarını tanıyabilmektir.

Sigara, düzensizlik, aşırı uyku, öfke veya benzeri alışkanlıklar çoğu zaman bu zayıf alanları oluşturur.

Çözüm bunlarla savaşmak değil;

onları tanımak ve yönetmeyi öğrenmektir.

RABITA: SEVGİNİN ENERJİYE DÖNÜŞMESİ

Negatif enerjiden korunmanın önemli yollarından biri de sağlam ilişkiler kurmaktır.

Rabıta, yalnızca tasavvufî bir kavram değil; sevgi bağlarını zihinde canlı tutma hâlidir.

İnsanın sevdiği insanları düşünmesi, onların hâlini merak etmesi ve gönül bağını koruması, zihinsel canlılığı artıran önemli bir etkendir.

Bu bağın;

  • hafızayı güçlendirdiği,

  • sinir bağlantılarını canlı tuttuğu,

  • insanın psikolojik dayanıklılığını artırdığı

ifade edilmektedir.

Kısaca;

Rabıta = Sevgi = Enerji

şeklinde özetlenebilir.

YAPAY ZEKÂ EFENDİ DEĞİL, ARAÇTIR

Yapay zekâ doğru kullanıldığında son derece güçlü bir yardımcıdır.

Üretimi hızlandırabilir, metinleri düzenleyebilir, sunum hazırlayabilir ve düşünceleri sistematik hâle getirebilir.

Ancak merkezde her zaman insan bulunmalıdır.

Dayanak Kur’an, güç ise insanın kurduğu bağlar, ekip ruhu ve manevî disiplini olmalıdır.

Bu nedenle temel ilke şudur:

Yapay zekâyı sen yönetmelisin; o seni değil.

 BİLGİYİ ÇEKME SANATI

İnsan bilgiye ulaşırken yalnızca dış kaynaklara yönelmemeli, kendi iç dünyasındaki potansiyeli de keşfetmelidir.

Bu çerçevede üç temel ilke öne çıkar:

  • Bilgiyi alırken egoyu devreye sokma; yalnızca ihtiyacın kadarını al.

  • İnsanın içinde keşfedilmeyi bekleyen büyük bir bilgi hazinesi vardır; ona merak, sevgi ve iradeyle ulaşılabilir.

  • Yapay zekâ güçlü bir yardımcıdır; ancak hiçbir zaman insanın iradesinin ve hakikati arayışının yerine geçemez.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website