Bize bir kahya lazım 

Fahri Sarrafoğlu

Hani güzel bir söz var ya sık sık kullanırız, keyfimizin kahyası mısın? Ya da keyfim yok gibi cümleler kurarız. Psikolojik olarak düşündüğümüzde bunun sıradan, rast gele söylenmiş bir söz olduğunu düşünmüyorum. Onunla ilgili düşüncelerimi kısaca paylaşmak istiyorum:

KEYİF DENİZİNDE SERBESTÇE SALINMAK MI?
Hayat, bazen bir keyif denizinde salınmak, bazen de bir kâhyanın disiplinli ellerinde yön bulmaktır, diye bir yazı okumuştum ama nerden bilmiyorum. Neyse, keyif keyif diyerek haz haz diyerek peşinden koşmak ama nereye kadar? Her hazzın bir sonu vardır. Tekvîr Suresi 26. Ayette “Öyleyse nereye gidiyorsunuz, diye yaratıcı soruyor. Bu ayet, insanın yönünü, yolunu ve varış noktasını hatırlatıp, düşünmemizi istiyor.

BEDEN-RUH-EGO BÜTÜNLÜĞÜ MÜMKÜN MÜ?
İnsanın iç dünyası, bir eve benzetirsek eğer, bu evde sevinçler, hüzünler, düşünceler ve arzular misafir gibi girip çıkar. Psikolojide buna içsel çatışma (aynı anda farklı istek ve düşüncelerin var olması durumu) denir. Bu çatışmanın ortasında iki temel karakter belirir: Keyif ve Kâhya. Ego, keyif ister hem de sıkıldığında yeni keyifler aramayı ister. Ruh ise sonsuzluktan gelmiştir sonsuzluğu arzular. Beden ise kime kulak verecektir. Geçici hazların peşinde egoya mı, dengeli bir haz ile sonsuzluğa davet eden ruha mı? İşte burada devreye kâhya giriyor. KâHYA =İRADE

Kur’an’da nefisle (ego) ilgili şöyle buyrulur:

“Şüphesiz nefis, kötülüğü emredendir; ancak Rabbimin merhamet ettikleri müstesna…” (Yusuf Suresi, 53. Ayet)

Burada sözü edilen nefis, dizginsiz keyif halinin tehlikesine işaret eder.

Kâhya-İrade: İçsel Disiplinin Temsilcisi

Kâhya, irademiz, hayatın düzenini sağlar. Psikolojide bu öz denetim (bireyin duygularını ve davranışlarını kontrol edebilme gücü) olarak tanımlanır. Kâhya, plan yapar, hedef koyar, zamanı gözetir. Aynı zamanda vicdan (doğruyla yanlışı ayırt etme yetisi) ile iş birliği içindedir.

Kâhya’nın sesi bazen şöyle der:

“Şimdi eğlenme zamanı değil, sorumluluklarını yerine getir.”

Ancak unutmamak gerekir: Aşırı öz denetim, katı mükemmeliyetçilik (her şeyi kusursuz yapma baskısı) yaratabilir. Bu da insanı yorar. Kâhya, ne kadar disiplinliyse o kadar da şefkatli olmalıdır.

Denge: Psikolojik Sağlığın Anahtarı

Keyif ve Kâhya arasında bir denge (psikolojide “denge” kavramı homeostaziyle; yani içsel dengeyi sürdürme haliyle ilgilidir) kurmak, sağlıklı bir ruh halinin temelidir. Sadece eğlenceyle yaşam sürdürülemez, ama sadece görevle de ruh yoksullaşır.  Kuran7da  “Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf Suresi, 7:31) dengeli olmamızı istiyor. Kur’an, hayatı dengeyle yaşamanın önemini birçok ayette vurgular: “Dengeyi Biz koyduk. Dengeyi bozmayın.” (Rahmân, 55:7–9)

Hoca Ahmet Yesevî şöyle der:

“Nefsine uyan, yolda kalır; nefsini yenen, Hakk’a varır.”

Beyazıt-ı Bistâmî ise şöyle der:

“Otuz yıl Allah’a ibadet ettim, sonunda nefsimin hâlâ beni kandırmakta olduğunu fark ettim.”

Bu da gösterir ki, iç denetim, sürekli bir farkındalık (psikolojide “mindfulness” – şu anın farkında olarak yaşamak) gerektirir.

Hayat, sadece hazlarla değil; sadece görevlerle de değil, anlamlı ve dengeli bir bütünlükle yaşanmalıdır.

Kur’an şöyle buyurur: “Her nefis, kazandığına karşı bir rehindir.” (Müddessir Suresi, 38. Ayet)

Şimdi soralım: İç dünyamızın evinde kim oturuyor? Keyif koltuğa mı kurulmuş, yoksa Kâhya görev başında mı?

ve bir tebessüm…

Sabahtan beri KEYFİMİZİN yüzü asık .KAHYA bayram iznine çıktığı için. Ne tat var, ne tuz. Pirinç lapası gibi bir şey yaşıyoruz. Bayram sonrası K AHYA gelse de KEYFİMİZİ N de yüzü gülse…
Size de hayırlı bayramlar….
(Deliye Her Gün Bayram Derneği)

Nasreddin Hocamızın notu: ““Sükûtîler bilür zevk‑i sükûtu. Ne bilsin bilmeyen hayvân-ı nâtık.”
Yani, susanlar bu zevki bilirken, konuşmayı alışkanlık edinmişler bunu kavrayamaz .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website