Fahri Sarrafoğlu
www.hakikatevi.net

Zaman zaman Sultanhamam’a uğrar, tekstil işiyle uğraşan dostlarla hâl hatır sorarım. Geçtiğimiz bayram öncesi yine ziyaret ettiğimde, yıllar önce yaşanmış dikkat çekici bir olayı anlattılar. Dinleyince anladım ki bu, yalnızca bir ticaret hikâyesi değil; aynı zamanda uyanıklık, farkındalık ve işine sahip çıkma dersi…

“Aynı Kumaş, Aynı Kalite, Ama Daha Ucuza…”

“20 yıl kadar önce Sultanhamam’da beş kumaşçıydık. Hepimiz benzer kalite ve desenlerde ürün satardık. Fiyatlarımız da neredeyse aynıydı. Kimin yüzü daha gülerse, çevresi genişse, müşteri ona giderdi.

Bir gün piyasaya bir Musevi tüccar girdi. Aynı kumaşı bizden %10 daha ucuza satıyordu. Ne yaptıysak rekabet edemedik.

Sonunda içimizden biri işini değiştirdi, diğerleri de piyasadan tamamen çekildi. Üstüne bir de ‘pahalı kumaşçılar’ damgası yedik.”

Ama nasıl oluyordu da bu tüccar aynı kalite ürünü daha ucuza satabiliyordu? Uzun süre kimse anlayamadı… ta ki yeni bir Musevi tüccar daha gelene kadar. O da fiyatları %20 daha aşağı çekince, merak iyice arttı.

Sır Ortaya Çıkıyor

“Bu iş iyice kafama takıldı. Madem kumaşçıyız, bu sırrı çözmeliydik. Sonunda fark ettik ki:

Kumaş dokunurken her sıraya 30 iplik düğüm atılır. Ancak bu tüccar her sırada 30 yerine 28 düğüm atıyormuş.

Yani 2 düğüm eksik! Gözle fark edilmese de ciddi tasarruf demek.

Daha az iplik, daha kısa üretim süresi, daha az maliyet…

Bu sayede hem daha ucuza satıyor, hem de kâr ediyor.”

Peki Biz Neden Fark Edemedik?

İşte burada durup düşünmemiz gerekiyor:

– İşimize gerektiği gibi sahip çıkmadık, detaylara hâkim değildik.
– Sadece üretime odaklandık, pazarlamayı önemsemedik.
– Kendimizi ifade etmeyi “cambazlık” saydık, sessizliği erdem sandık.
– Reklamın gücünü fark etmedik. Oysa dürüstçe: “Bu kumaşta düğüm sayısı düşük, kalite fark eder” desek belki de piyasayı biz yönlendirecektik.

Unutmayalım: Ticarette sadece dürüstlük yetmez; basiret ve hikmet de gerekir.

Gemiye Taşınan Fabrikalar

Günümüzde bazı ülkeler fabrikalarını gemilere taşıyor.
Kira yok, vergi az, işçilik ucuz, taşıma maliyeti sıfır.
Gemide hem üretim yapılıyor, hem de direkt alıcı ülkeye sevkiyat gerçekleşiyor.

Siz 30’a satmaya çalışırken, o 15’e satıyor.
Ama yine de kazanıyor, çünkü işini çok iyi biliyor.

Son Söz:

Müşteri senin kaç kişi çalıştırdığına, kaç vergi ödediğine değil;
Kaça sattığına ve ne sunduğuna bakar.
İşini takip et. Ama bunu hileyle değil, akılla, dürüstlükle, işin inceliklerine hâkim olarak yap.

Unutma:
Helâl kazanç, sadece alın teriyle değil; akıl teriyle de kazanılır.

Ne Diyor Kur’an ve Hikmet Ehli?

“Allah, sizden emaneti ehline vermenizi ve insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ, 58)

“Allah, sizden biriniz bir iş yaptığı zaman onu en güzel şekilde yapmasını sever.” (Hadis-i Şerif)

“Bilgi güçtür.” — Francis Bacon

Marcus Aurelius’un düşüncesine göre: “Bir işi doğasına uygun yapmak, onu en iyi şekilde yapmaktır.”

2 thoughts on “İşini Takip Etmek Ama Nasıl?

  1. üstadım çok doğru söylersiniz. işin ehli olmak, en ince noktalarını öğrenmek ve uygulamak gerekir. bu ugulamada CENABI ALLAH (CC) RIZASI VE DAHI RASULUNUN GETIRDIGI TICARI METODOLOJI dahiline çıkmadan uygulamak gerek.
    kanaatimce; gayri müslimlerin uygulaması Dürüst esnafımızın yörüngesini (kendi cananlarından) bozdu. Her üretimimiz piyasa meşhur söz olan MÜEAAHHIT İŞİ ne döndü. bunu da 11 ili kapsayan Depremde gördük. diğer yerli üretimlerinde ise avrupalı adam yapar moduna getirdiler.
    Konuyu birde bu acıdan değerlendirir iseniz kıymetli yazınızı INŞAALLAH okuruz
    Vesselam..

  2. – Kendimizi ifade etmeyi “cambazlık” saydık, sessizliği erdem sandık.

    Allah zaten biliyor ben hilleci degilim diye sussardim
    Ne cok şey var iyi yaptigimi zannederken aslinda yöntem eksikligi yaptigim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website