Yazan: Fahri Sarrafoğlu

Üniversite öğrencileri ile zaman zaman İstanbul gezileri yapıyoruz. İstanbul’u tanıyarak sahip çıkmalarını istiyorum. Bu gezilerimden birinde istirahat için durduğumuz sırada bir gencimiz yanıma yaklaşarak: “ Fahri hocam, bu yıl mezun oluyorum. Şimdiden iş aramaya başladım. Bana referans olur musunuz? Sizin çevreniz geniştir. İş bulma konusunda bana yardımcı olur musunuz? “ dedi. Kısaca benden iş bulma konusunda araya girmemi, tavassutta bulunmamı istiyor.  Ben böyle biraz garip garip yüzüne baktıktan sonra devam etti: “Birçok arkadaşımın filan partiden, filan kurumdan tanıdıkları var, onlar hemen iş buluyorlar. Benim ise torpilim yok. Bana torpil yapacak kimse arıyorum. Sizin aranızın iyi olduğu bir partili, bir bürokrat var mıdır acaba? “ Bu son cümle açıkçası beni şaşırttı: “ Aranızın iyi olduğu, biri var mıdır?”  Bu kardeşimiz işe girecek ve benden aramın iyi olduğu birini soruyor. Hem de yüksek mevkiden olacak.

Bir müddet sessizce durduktan sonra ona başımdan geçen şu kısa olayı anlattım: “ 1983 yılında Aksaray’da üniversite sınavlarına hazırlanıyordum. Tabi korku var, endişe var, kazanır mıyım? Kazanamaz mıyım diye. Herkesten dua istiyorum. Hatta kazanırsam şunu yapacağım diye kendimce sözler veriyorum. Kısaca adaklar adıyorum. Makine mühendisi Ferhat Peker ağabeyimiz ise o yıllarda Aksaray’da pırlanta işi yapıyordu. Kendisi ile sık sık görüşür, istişare ederdim. Ona da bahsettim ve bana dua eder misin, üniversiteyi kazanayım dedim. Onun verdiği cevap çok ilginçti. “Fahriçiğim neden Allah’tan istemiyorsun?  Allah ile küsmüsün ki? Allah ile aran nasıl? Önce Allah ile aranı düzelt istersen. İlahi yasalara tabi olduktan sonra, evrensel bir insan olma yolunda niyet ettikten sonra, insanlara zarar vermemeyi önceliğine aldıktan sonra zaten evrenin sahibi olan Allah elbette senin için hayırlı olanı sana gösterecektir. Allah senin iradene bakar. Senin için en iyi olanı ister. Ama bunu senin istemen ve iyi niyetle samimi olarak istemen gerekiyor. Unutma bizim ne istediğimiz değil Allah’ın takdiri ve bu takdire de rıza önemlidir. Yaramaz bir çocuk gibi bunu isterim, şunu isterim diye, hayırlı mı hayırsız mı olacağını bilmeden istemek bizi yanlışa götürür. En iyisi sen Allah ile aranı düzelt, ne isteyeceksen ondan iste. “

Kısaca:

RIZIK İÇİN GUSSA YEME
Rızık için gussa (gam-keder) yeme, kimse rızkın kimse yemez,
Rızık için gussa yeme padişah eksik eylemez.

Benden ögüt ister isen, söyleyeyim bildiğimden,
Budur Çalab’ın buyruğu, tutun oruç, kılın namaz.
Yunus çağırarak der ki: Ben kuluyum dervişlerin,
Kim ola ki bu dünyada, sultana kulluk eylemez.
(Yunus Emre)

“(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha Suresi,5)
“…Nerede olursanız olun, O sizinle berâberdir…” (Hadîd, 4)
De ki:’ Allah bana yeter, tevekkül edecek olanlar, O’na tevekkül etsinler.’ (Zümer; 36-38)

2 thoughts on “Hakla aranız nasıl?

  1. Birde bardağın şu tarafından bakmak gerekir ki, Allah ne dilerse o olur belki de sizi vesile kıldı bu iş için, belki isteme şekli yanlış. Bİz ancak Allah tan dileriz, belki o da bizi yada birilerini vesile kılar, saygılar sadece benim fikrim

  2. Fahri abim hatırlarsınız 2003 veya 2004 yıllarında bizde aynı durumda idik (sakaryada deprem yaşamış tabir caizse yarı enkazdan çıkmıştık) o günde (yani herkesin herşeyin e muhtaç (Rabbimiz kimselere aynı durumu yaşatmasin) olunan anda o (belki sizlere göre) küçücük bir yol gösterme idi ama muhtaç kişi açısından nelere bedel olduğunu anlatamam anlatılamaz.
    Ve ben fahri abimi taniyorsam yazılarında geçmişte yaşamış olduğu anısını yazmış olsalar da yinede sözü geçen yegenimize ufukta bir hedef (bir adres) göstereceklerdir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website