Ağlar Baba ve İrşadi Baba

Fahri Sarrafoğlu/

Kuran’ı Kerim evrensel olduğu gibi onun mesajları da evrenseldir. Kur’an’ın anlaşılması, günlük yaşamımızda istifade edilmesi için her devirde onu anlayanlar, yorumlayanlar gelmiştir. Yolumuz bu sefer Bayburt ili Oruçbeyli köyüne düştü. Köyün mezarlığına girdiğimizde iki mezar dikkatimizi çekti. Mütevazı, üzerinde türbesi olmayan iki mezar var. Dede ile torun yan yana yatmaktadır. Aslında ikisinin de ismi  “irşadi” ama birisine küçük irşadi diğerine büyük irşadi denilmektedir. Dede ile torun uzun yıllar “Kur’an’ın yaşam biçimi haline gelmesi için uğraşmışlar. İşte sizlere Bayburt ve çevresinde Ağlar Baba adıyla bilinen Allah dostunu anlatacağız. Detaylar şöyle:

TASAVVUFU AHLAK EDİNMİŞ BİR AİLEDEN GELİYOR
Bayburt’un manevî mimarlarından İrşâdî Bayburdî, 1879 yılında Oruçbeyli (Siptorus) köyünde dünyaya gelmiştir. Çevrede “şeyhler” diye tanınan ailesi tasavvufî meşrepten gelmektedir. Dedesinin adı konulduğundan, dedesi “Büyük İrşâdî”, kendisi de “Küçük İrşâdî” olarak anılır. Genel kanaate göre, atalarının güneyden Irak-Suriye yolu ile önce Konya’ya ardından da Erzincan’a oradan da Bayburt’a gelerek “Seyyid Yakub” köyüne yerleştikleri ifade edilir. Aile Erzincan’da iken Büyük İrşadî Baba, devrin gavsı “Muhammed Vehbi Hayyatî”ye (Terzi Baba) intisâb etmiştir. Ağlar Baba’nın mürşidi, 1848 yılında vefat eden Nakşibendiyye şeyhi Erzincanlı Muhammed Vehbî Hayyatî” olup ona manâda el verdiği zikredilir.
EN BÜYÜK MÜRŞİDİM KUR’ANDIR
Ağlar Baba” lakabıyla tanınan Küçük İrşadî, dinî ve tasavvufî geleneğe sahip bir ailede yetiştiği için bu değerlerle beslenmiş ve düşünce dünyası bu minvalde oluşmuştur. Kendisini Nakşî olarak tanımlamakta ve en büyük mürşidinin Kur’an olduğunu söylemektedir.Çağdaş dinî ve tasavvufî Türk edebiyatının önemli temsilcilerinden olan Küçük İrşadî’nin, “Divân”ı başta olmak üzere eserlerinin tamamını manzum tarzda kaleme alması, edebî kişiliğini ve özellikle de şairliğini ön plana çıkartmıştır. Soy kütüğü İnsanlığın İftihar Tablosu son elçi Peygamber Efendimize (s.a.v.) dayanmaktadır.

ZAMANIN YUNUS EMRESİ
Ağlar Baba, adeta dönemin Yunus Emresi’dir. Sadece Bayburt değil Gümüşhane ve Erzurum illerine de gider. Özellikle insan ahlakının düzelmesi için gayret çaba sarf eder.

Yunus gibi ben ölmüşem
Kendimi bahre salmışam
Batn ı mahiye girmişem
Allah beni utandırmaz

İbrahim Ethem misali
Sanki dünyadan geçmişem
“Temûtî” sırrına erip
Ölmeden sine girmişem
ÖLMEDEN EVVEL ÖLÜNÜZ
Mutasavvıf bu dizelerle tasavvuftaki ölmeden önce ölmek prensibine atıf yaparak, manevî bir denize girdiğini bu hâlinde Allah‟a güvenip, neticede başarılı olmayı beklediğini belirtmektedir. Tasavvufun önemli simalarından İbrahim b. Ethem‟in saltanatı ve şöhreti sırf Allah rızası için terk edişini vererek, kendinin de ölümü ve ahireti düşünüp Hakk’a yöneldiğini anlatmaktadır.

Dizelerinde Ağlarbaba görüldüğü üzere mânevî ölümü işlemektedir. “Ölmeden önce ölünüz” düsturuna uygun olarak vecd içinde olmayı, gönül sahibi olan şahı gözetmeyi emretmektedir. Kalpte Allah zikrinin yer etmesinin diğer sevgi ve isteklerin önüne geçmesinin ihsanı gerçekleştirerek olacağını zikretmektedir.

ÖNCE NEFİS TERBİYESİ ESASTIR
Ağlarbaba yine mecâzî ölüme telmih yaparak, Allah‟a vuslatı isteyenin ancak ölmeden önce nefsini tezkiye edip, kalbini tasfiye etmek şartıyla istediğini gerçekleştirebileceğini anlatmaktadır. Bunun yanında insanın kendini bilmesinin her şeyin başı olduğunu, bu mecâzî ölüm sırrına da anlatılan vasıflarla ulaşılabileceğini belirtmektedir.

Kevn ü makamı fenâdur ayn u bekâya geçer
Sur i İsrafilden evvel ölmeden suri çalar
Mevt ü zaika camından sağ gezer şerbet içer
İç ol şerbeti fenadan sinde sen kendini bul
Dalma hab u gaflete sen ayık ol Ağlarbaba
Ölmeden sen gir kabre eyle dünyadan iba
Ne kadar dünyada kalsan akibet olur heba
Kesretin camını kır da sinde sen kendini bul

Ağlar Baba ve İrşadi Baba
Bayburt

Ağlar Baba ölüm konusunu anlatmaya devam ederek, fenâ makamına ulaşanların bekâya eriştiklerini İsrafil (a) sûru üflemeden (yani kıyamet kopmadan) kendisinin mânen bunu gerçekleştirdiğini anlatmaktadır. İnsanın dünya işlerine dalarak gaflet içerisine girebileceğini ifade eden Ağlar Baba, uyanık olmanın kendini bilmenin ve gayesini unutmadan yaşamanın insanı kurtuluşa götüreceğini anlatmaktadır. Dünyada yaşamanın bir sonu ve neticesi olduğunu bunun ne kadar uzun olursa olsun bir gün biteceğini, kesret âleminin aldatıcı görünüşüne aldanmamanın önemine işaret etmektedir.

ŞİİRLERİNDE KURAN SURELERİ VE AYETLERİ İŞLER
Ağlar Baba dedesi İrşâdî Baba’nın yarıda bıraktığı Kısas-ül Enbiyâ (Peygamberlerin Kıssaları) isimli eseri tamâmlamıştır. Miftâh-ul Kulûb, İnna Enzelna Sûresinin Tefsîri diğer eserleridir. Ağlar Baba’nın şiirleri ayetlerle iç içedir. Birçok şiirindeki ilhamı ayetlerden almaktadır. Gönül eri bu yüce şair ve Allah dostu 13 Temmuz1958 tarihinde bir kuşluk vakti dâr-ı bekaya irtihal etmiştir. Kabr-i şerifi Oruçbeyli köyünde dedesinin kabr-i şerifi yanındadır.

Seyrettim âlemin nokta harfini
Mâhlûkattan ednâ ben beni buldum
Okudum soldaki rakk u kitabı
Cümleden günahkâr ben beni buldum
“Tehte-s-serâ” ilin tekebbür bulur
“Kitab-ı merkuum”e bağlanur kalur
Okur kitâbını pek rezil olur
Rezil, rüsvâ, zelîl ben beni buldum

Kaynak:
1- Ağlar Baba https://www.msxlabs.org/forum/edebiyat-tr/320992-aglar-baba.html#ixzz5B8rGUEGx

2- http://dergipark.gov.tr/download/article-file/257524

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website