Değerli dostlar ne kadar zordur affetmek. Yok yok, affettim demekle olmuyor sizin için de başkası içinde geçerli bu. Birisinden özür dilediniz affettim dedi, gerçekten affetti mi? Ya da siz birisini affettiniz ya gerçekten affettiniz mi? İşte  affetmenin en kolayı şu : ÖNCE KENDİNİZE İTİRAF EDİN AFFEDİP AFFETMEDİĞİNİZİ VE ÖNCE KENDİNİZE İTİRAF EDİN GERÇEKTEN AFDELİMEK İSTEYİP İSTEMEDİĞİNİZİ.

Affetmek, hem psikolojik iyilik halimiz hem de ruhsal gelişimimiz için vazgeçilmez bir adımdır. Geçmişte yaşadığımız olumsuz deneyimler, duygusal yaralar ve hayal kırıklıkları, farkında olmadan bizi geriye çeker ve yaşam enerjimizi tüketir. Affetmek, bu yükleri bırakmamıza ve içsel özgürlüğümüzü kazanmamıza olanak tanır.

İnsan zihni, travmatik olayları tekrar tekrar işlemeye eğilimlidir. Psikolojide bu duruma ruminasyon (geviş getirme düşüncesi) denir; yani kişi yaşadığı olayı zihninde tekrar tekrar döndürür. Bu, duygusal yorgunluk ve stres üretir.

AYAĞINIZDAKİ ZİNCİRİ KIRIN

Ancak affetmek, bu zinciri kırar. Geçmişte bizi inciten kişileri affettiğimizde, onlara verdiğimiz duygusal gücü geri alırız. Affetme, duygusal bağlanmanın toksik boyutunu keser.

Kur’an’da bu durum şöyle ifade edilir:

“Kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.”(Şûrâ Suresi, 40. ayet)

Bu ayet, affetmenin zayıflık değil, Allah katında ödülü olan bir erdem olduğunu ortaya koyar.
Affetmek, Kişisel Gelişimi Destekler

Kişinin kendisini affetmesi, psikolojide öz-şefkat (self-compassion) kavramıyla ilişkilidir. Öz-şefkat, insanın kendi hatalarına acımasızca yaklaşmak yerine, onları anlayışla karşılamasıdır. Bu yaklaşım, ruhsal denge ve gelişim için gereklidir.

Kur’ân’da şöyle buyrulur: “Eğer Allah’ın lütuf ve merhameti üzerinizde olmasaydı, gerçekten ziyan edenlerden olurdunuz.”
(Bakara Suresi, 64. ayet)

Kendi kusurlarımızı fark etmek, ama onlara takılı kalmadan ilerlemek; hem psikolojik iyilik hali hem de ruhsal olgunluk için gereklidir.

Affetmek, İlişkilerimizi İyileştirir

Duygusal bagajlarımız, özellikle yakın ilişkilerimizde yeniden tetiklenebilir. Bu da aktarım (transference) dediğimiz psikolojik süreci doğurur: Geçmişten gelen kırgınlıklar, bugünkü insanlara yansır. Affetmek, bu zincirleme tepkileri kesip daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlar.
Kur’ân, affetmenin toplumsal barışa katkısını şöyle ifade eder:
“Affetsinler, hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?” (Nûr Suresi, 22. ayet)

Bu ayet, hem bireysel hem toplumsal düzeyde affetmenin yaratacağı huzuru hatırlatır.

Affetmek, Zihinsel ve Fiziksel Sağlığa Katkı Sunar

Modern psikoloji, affetmenin stres hormonlarını azalttığını, tansiyonu düşürdüğünü ve hatta bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Affetme, kortizol düzeyini düşürerek kişide hem zihinsel berraklık hem de içsel huzur sağlar.

Bu bağlamda Kur’ân’da geçen şu dua oldukça manidardır:

“Rabbimiz! Bizi bağışla, bizi affet, bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın.”
(A’râf Suresi, 155. ayet)

KENDİMİZİ VE HAYATI BAĞIŞLAYALIM

Affetmek, sadece başkasını değil, kendimizi ve hayatı da bağışlamaktır.

Sonuç: Affetmek, Zayıflık Değil Güçtür

Affetmek; ne unutmak ne de yapılanı onaylamak anlamına gelir. Aksine, yaşanmışlığı kabul ederek, onu geride bırakmak ve iç huzura yönelmektir. Kur’ân ve psikoloji birlikte gösteriyor ki: Affetmek, hem insan olmanın hem de insanca yaşamanın bir gereğidir.

Geçmişin yüklerini bırakıp geleceğe güçlü adımlarla yürümek isteyen herkes için affetmek, hem bir iyileşme hem de bir yeniden doğuş kapısıdır.
Fahri Sarrafoğlu
(sarrafoglufahri@gmail.com)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website