KİTAP İSMİ: ‒Şikâyet Yok! Çare Var!

Ömür boyu ne kadar girift olursa olsun bütün meselelerde şahit olduğum en doğru parola ve şiâr:

‒Şikâyet Yok! Çare Var!

Tekrar ediyorum: Kazanma yolları, ne kadar ağır güçlüklerle dolu olsa da;

‒Şikâyet Yok! Çare Var!

Tekrar ediyorum: Paylaşma yollarında nice engeller önümüze çıksa da:

‒Şikâyet Yok! Çare Var!

Tekrar ediyorum: Sen çözümler bulmak için uğraşırken sana teşekkür edeceği yerde her türlü iftira atanlar, fitne karıştıranlar, ortamı bozanlar ve ortalıkları darmadağın edenler her zaman mevcut olsa da, yine:

‒Şikâyet Yok! Çare Var!

ISBN : 978-605-9214-22-3
Sayfa: 336
Ebat: 14×23

ARZU EDENLER İÇİN KİTABIN ÖZETİ ŞU ŞEKİLDE:

ŞİKÂYET YOK, ÇARE VAR / AHMET ZİYLAN

Yaptığımız meslek sadece para kazanmak için değildir. İnsanlara faydalı olmak, toplum hayatında; ülkesinin, milletinin, şehrinin geleceği için çalışmak gibi birçok manevi gayesi de olmalıdır.

Başarının basamaklarını sayacak olursak: dürüst olmak, çalışkan olmak, güvenilir olmak, işini sevmek ve iyi yapmak, tatlı dilli ve güler yüzlü olmak, araştırmacı ve girişimci olmak, öfkesine hâkim olmak, şikâyet etmemek, sabırlı ve sebatlı olmak, öğrenmeyi ve paylaşmayı bilmek, cömert olmak, ana-baba duası almak ve kanaatkâr olmak. Bunlar başarı için vazgeçilmez meziyetlerdir. Elbette ki Allah’ın yardımı ve lütfu olmadan hiçbir şey olmaz.

Benim başarı yolundaki dönüm noktalarımdan biri de “şikâyeti” bırakmam oldu. Gaziantep çarşısında esnaf arkadaşlarla sık sık bir araya gelip çay içerdik. Bir gün dükkânımda otururken herkes meslekten, ayakkabıcılıktan şikâyet ediyordu. Moralim çok bozulmuştu. O dönemde İstanbul’a gidip geldim ve gördüm ki orada herkes arı gibi çalışıyor. Yıl 1960, biz ise burada oturup birbirimizin moralini bozuyoruz. İşte o gün kendi kendime dedim ki: “Şikâyet yok, çare var!” Bu söz benim hayatımın şiarı oldu.

Millî Şairimiz Mehmet Akif Ersoy Berlin’e gitmiş. Dönüşünde biri sormuş:
– “Berlin’de ne var, ne yok üstad?”
Mehmet Akif şu cevabı vermiş:
– “Ne olsun! Gördüğüm kadarıyla yaşayışları bizim dinimiz gibi, dinleri de bizim yaşayışımız gibi.”

Müşteri çok hassastır. Ona fazla ilgi gösterip sıkarsanız, sıkılır ve kaçar. Müşteri her zaman haklıdır; onunla tartışmak, çekişmek olmaz. Tatlı dil ve güler yüzle yaklaşmak gerekir. Bugün okullarda ticari bilgi, ustalık öğretiliyor ama müşteriye nasıl davranılacağı, edep ve ahlak kuralları (adab-ı muaşeret) öğretilmiyor.

Kimlerle birlikte olduğunuza dikkat edin. Eğer yanlış yapıyorlarsa ya onları düzelteceksiniz ya da onlardan ayrılacaksınız. Ayrılmazsanız, onların yaptığı kötülüklerin vebalini de paylaşma riskiniz vardır. Bir işte beraberlik; o işin sevabında da günahında da ortak olmak demektir.

İş hayatındaki en zor şeylerden biri de işçi çıkarmaktır. Bir işçiyi işten çıkarırken düşünmelisin: Bu adamın evde yiyeceği var mı? Kirasını nasıl ödeyecek? Zorluklarını nasıl aşacak? Onun hakkını tam vermeli, kıdem tazminatı, işsizlik sigortası gibi haklarını eksiksiz teslim etmelidir. Helalleşerek ayrılmalı ve gönlünü almalıdır. “Bir sıkıntın olursa bana gel, elimden geleni yaparım” diyebilmelidir.

Başkalarının düzelmesi önce bizim düzelmemize bağlıdır. Özellikle ikili ilişkilerde, satrançtaki hamleler gibi her söz, her hareket karşı tarafı etkiler. Olumlu adımlar olumlu sonuçlar, olumsuz adımlar olumsuz sonuçlar doğurur. Düşman kazanmak kimseye fayda sağlamaz. Fakat dost kazanmak hem dünyada hem de ahirette berekettir, nimettir.

Kirli diye eleştiriyorsun, peki sen temizlemek için ne yaptın? Cahil diyorsun, peki onu eğitmek için bir adım attın mı?

Büyüklerimiz şöyle derdi: “Yemek zikirle başlamalı, fikirle devam etmeli, hamd ve şükürle bitmelidir.”

Ne yazık ki bugün bir eşyanın değeri kullanışlılığıyla, güzelliğiyle değil; markasıyla, fiyatının pahalılığıyla ölçülüyor. Hâlbuki insan, eşyayı sadece bir vasıta olarak görmeli, onu gaye hâline getirmemelidir. Eşya, şahsiyet sahibi bir insan için sadece bir araçtır; hayatını kolaylaştıran, ihtiyaçlarını karşılayan bir metadır. Asla itibar kazanma, gösteriş yapma, hava atma aracı değildir.

 

One thought on “ŞİKAYET YOK ÇARE VAR

  1. Bir insan bişey gercekten istediginde bunu yapar
    Bahanelere sığınmadan kendini frenlemeden yapmali.

    Insan õnce BEN demeli ben ögreneyim gelişeyim sonra faydam olabilir anca etrafa aksi taktirda tum insanliga hizmet de etse kendi hakina girer.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website