Haydi birlikte düşünelim: Diyelim ki dünyanın “en tepe” noktasından, mesela Everest Tepesi’nden, doğrudan aşağıya kazmaya başladık. Yani dünyayı tam ortasından delmeye çalışıyoruz.
İnsanların kazdığı en derin yer, Rusya’daki Kola süper derin sondaj kuyusudur ve derinliği sadece 12 kilometredir. Bu deliğin dibinde bile, insanlar yüzeye göre çekirdeğe sadece yaklaşık %0,3 daha yakındır

Dünya’nın çekirdeği erimiş lav ve yüksek hızlarda sürekli dönen metallerden oluşur. Yaklaşık 6000 santigrat derecelik sıcaklıklar vücudunuzu çıtır çıtır yakmaya ve sonunda buharlaştırmaya yetecek kadar yüksektir. Diğer taraftan canlı çıkmanın bir yolu yoktur.

Dünyanın Diğer Tarafı

Eğer bu sıcak katmanların hepsini bir tünel gibi delmeyi başarabilirsek, Dünya’nın tam zıt tarafına ulaşırız. Yani bir anlamda dünyanın “öteki yüzüne” çıkarız.
Peki Uzaya Çıkabilir miyiz?

Evet! Dünyanın hangi noktasından yukarı doğru çıkarsak çıkalım, yeterince gidersen uzaya ulaşırsın. Aynı şekilde dünyayı delip öteki tarafa ulaştığında da oradan çıkarsan yine uzaya çıkmış olursun.
“Altı” Neresi?

Dünyanın bir altı, bir üstü yok aslında. Uzaydan bakarsan dünya her yönden aynı. “Aşağısı” diye bir kavram, yerçekimi yüzünden bizim algımızda var. Oysa dünyayı her yönden terk edersen, en sonunda uzaya çıkarsın.
Dünyanın altını Mereden kazarsan kaz, öz’e varırsın. Tıpkı insan gibi. Yüzey kazımak yetmez, içeriye inmek gerekir. Orada hem sıcak vardır, hem karanlık. Ama içindeki çekirdeği bulursan, işte o zaman evrenle bağlantını anlarsın.


Yunus Emre de ki:
“Bir ben var bende benden içeri.”
Tıpkı dünyanın içine kazmak gibi; kendine doğru kazarsan, evrenle bir olursun.
İçe Doğru Kazmak: Kendi Dibine Ulaşmak

Tıpkı Dünya’nın merkezine ulaşmak için katmanları bir bir delmemiz gerektiği gibi, insanın da kendi derinliğine ulaşması için yüzeysel kimliklerini, dışa dönük rolleri ve alışkanlıklarını aşındırması gerekir.

Bu anlamda “dibi kazmak”, öz’e ulaşmaktır.

📜 “İnsan zübde-i âlemdir” ne demektir?

“İnsan zübde-i âlemdir” yani:
“İnsan, âlemin özüdür.”

Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tin, 95/4)
Ve
“Kendi nefsinize bakmaz mısınız?” (Zariyat, 21)

Bu sözle anlatılmak istenen:
İnsan, bütün evrenin özü gibidir. Maddî ve manevî olarak içinde kâinatın sırlarını taşır. Dolayısıyla insan, kendini tanıdığında evreni tanımış olur.

🌿 Tasavvuf Büyüklerinden Eklemeler

 Hoca Ahmet Yesevî:

“Sen sanırsın ki ben yalnızım, bende ben yok, bin ben var.”
👉 İç dünyamızda derinleştikçe kendi içimizde çoklukları, yönleri, hikmetleri keşfederiz.

💬 Muhyiddin İbn Arabi:

“Sen kendini bildiğin zaman, Rabbini de bilirsin.”
👉 İnsan kendine doğru derinleştikçe, Allah’a yaklaşır.

💬 Hacı Bektaş-ı Veli:

“İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.”
👉 Sadece teknik bilgiyle değil, kalp bilgisiyle de yola çıkmak gerekir.

 “Bütün cevaplar dışarıda arandıkça, içimizdeki sorular eksik kalır.”
🪞 Kendini Kazan, Kendi Dibini Bulur

  • Jeolojik olarak kazarsak dünyanın merkezine ulaşabiliriz…
  • Ruhen kazarsak, kendi hakikatimize ulaşırız.

O zaman asıl soru şudur:

Sen kendini ne kadar kazıyorsun?
Kendi özüne doğru kaç katmanı deldin?

Zira insanın dibi, sadece çaresizlik değil; bazen hakikatin başladığı yerdir.

Bugün “dünyanın dibini” merak eden bir çocuk gibiysen, sorunun cevabı aslında sensin. Çünkü sen, dünyanın özü, yani zübde-i âlemsin. Kazmaya kendinden başla. Orada göreceğin şey sadece lav ve taş değil; mana ve sır olacaktır.

2 thoughts on “Dünyanın En Tepesinden Kazarsak Nereye Gideriz?

  1. Gercek keşif icerimizden olmali
    Çekirdeğe ulastigimizi nasil anlarim?
    Çekirdeğe ulaşimi en çok engeleyen nelerdir

  2. Kendimi kazimanin yolu kendimi okuyup kesfetmemdenmi geciyor kendini kazimak kendimi fark etmekmi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website