Kur’an’ın Kurtuluşa Çağrısı

Urvetü’l-Vüska, Hablullah, Sıbgatullah ve Allah’a Firar Etmek

Kur’an, insanı dünya ve âhirette kurtuluşa ulaştıracak temel ilkeleri farklı kavramlarla anlatır. Bunlardan üçü Urvetü’l-Vüska, Hablullah ve Sıbgatullahtır. İlk bakışta farklı anlamlar taşıyor gibi görünen bu kavramlar, aslında aynı ilâhî çağrının farklı yönlerini ifade eder.

Biri sağlam imanı, biri Allah’ın vahyine bağlı kalmayı, diğeri ise Allah’ın dininin insanın hayatına yansımasını anlatır. Bu üç kavram birlikte düşünüldüğünde Kur’an’ın insanı çağırdığı yol açıkça görülür.

Urvetü’l-Vüska: Kopmaz Dayanak

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Dinde zorlamak/tiksindirmek yoktur; iman, Allah’ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmekten; iyi kötüden, güzel çirkinden, doğruluk sapıklıktan kesinlikle iyice ayrılmıştır. O hâlde kim tâğûtu küfreder; onu tanımaz, Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır.” (Bakara 2:256)

Kur’an’a göre iman zorlamayla olmaz. Allah insana akıl vermiş, doğruyu ve yanlışı açıklamış, seçimi de ona bırakmıştır.

Nitekim başka ayetlerde şöyle buyrulur:

“De ki: O gerçek Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” (Kehf 18:29)

“Şüphesiz Biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.” (İnsan 76:3)

Bu nedenle gerçek iman, baskıyla değil; bilinçli tercihle oluşur.

İşte Urvetü’l-Vüska, tağutu reddedip Allah’a iman eden kişinin tutunduğu kopmaz dayanaktır. Bu sağlam kulp; insanlar, gelenekler veya ideolojiler değil, Allah’ın vahyidir.

Hablullah: Allah’ın İpine Sarılmak

Allah şöyle buyurur:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; ayrılmayın.” (Âl-i İmrân 3:103)

Buradaki Hablullah, Allah’ın dini, vahyi ve kullarıyla kurduğu ilâhî bağdır.

Kur’an’ın çağrısı açıktır: Müminler Allah’ın kitabı etrafında birleşmeli, dini ayrılık ve çekişme sebebi hâline getirmemelidir.

Çünkü tefrikanın sebebi vahiy değil, vahiyden uzaklaşmaktır.

Bu yüzden Kur’an şöyle uyarır:

“Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.” (Şûrâ 42:13)

“Dinlerini parça parça etmiş, gruplara ayrılmış kimselerden olmayın.” (Rûm 30:31-32)

Sıbgatullah: Allah’ın Dini

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Allah’ın dinine! Din ortaya koymak konusunda Allah’tan daha güzel olan kimdir? Ve biz, sadece O’na kulluk edenleriz.” (Bakara 2:138)

Bu ayette geçen Sıbgatullah, mecazî olarak Allah’ın dinini ifade eder.

Nasıl boya uygulandığı yerde iz bırakıyorsa, Allah’ın dini de insanın düşüncesinde, ahlâkında ve davranışlarında kalıcı iz bırakmalıdır.

Bu ayet aynı zamanda Hristiyanlıktaki vaftiz anlayışına da cevap vermektedir. İnsanı değiştiren şey bir tören değil, Allah’ın dinini benimseyip onu hayatına taşımasıdır.

Allah’a Firar Etmek

Kur’an, bütün bu çağrıyı tek bir ayette özetler:

“Artık Allah’a firar edin! Şüphesiz ben size O’nun tarafından apaçık bir uyarıcıyım.” (Zâriyât 51:50)

İlk bakışta bu ifade şaşırtıcı gelebilir. Çünkü insan genellikle korktuğu şeyden kaçar. Oysa Kur’an, Allah’tan kaçmayı değil; Allah’a yönelmeyi emretmektedir.

Buradaki firar, bir yerden başka bir yere kaçmak değildir.

Allah’tan uzaklaştıran her şeyi terk ederek O’nun gösterdiği yola yönelmektir.

Yani;

  • şirki bırakıp tevhide yönelmek,

  • tâğûtu reddedip Allah’a iman etmek,

  • bâtılı terk edip vahye sarılmak,

  • Allah’ın dinini hayatın merkezine almaktır.

İşte bu noktada üç kavram yeniden karşımıza çıkar.

Allah’a firar eden kişi önce Urvetü’l-Vüska’ya tutunur.

Sonra Hablullah’a sarılır.

Ardından Sıbgatullah ile, yani Allah’ın diniyle hayatını şekillendirir.

Asr Suresi’nin Mesajı

Kur’an, insanlığın durumunu Asr Suresi’nde şöyle özetler:

“Asra yemin olsun ki insan gerçekten hüsrandadır. Ancak iman edenler, salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.” (Asr 103:1-3)

Bu ayetler, yukarıda ele aldığımız üç kavramı tamamlar.

İman eden kişi Urvetü’l-Vüska’ya tutunmuştur.

Hakkı ve vahyi tavsiye edenler Hablullah’a sarılmıştır.

Salih amellerle yaşayanlar ise Sıbgatullah ile boyanmış, yani Allah’ın dinini hayatlarına yansıtmışlardır.

Sonuç

Kur’an’ın gösterdiği kurtuluş yolu son derece açıktır.

İnsan önce tâğûtu reddederek Allah’a iman edecek, ardından Allah’ın vahyine sımsıkı sarılacak ve Allah’ın dinini hayatının her alanında yaşayacaktır.

İşte Urvetü’l-Vüska, Hablullah ve Sıbgatullah, Kur’an’ın bu çağrısını anlatan üç temel kavramdır.

Kur’an’ın “Allah’a firar edin!” emri de bu üç kavramın kısa ve öz bir özetidir.

Gerçek firar; Allah’tan kaçmak değil, Allah’tan uzaklaştıran her şeyden uzaklaşıp O’nun vahyine yönelmektir. İnsan için en güvenli sığınak da, en sağlam tutamak da Allah’ın gösterdiği bu yoldur.

2 thoughts on “FİRAR ETMEK Mİ? KİME, NEDEN, NİYE?

  1. Teşekkür ederiz bu güzel yazı için emeğinize sağlık 🌹

    İnsan da firar ettiğinde aslında tıpkı toprağa ekilmiş tohum gibi sulanmaya ihtiyacı vardır bilgiye ulaşmak niyetiyle. Zamanla biraz gübreye ihtiyaç duyar köklerin güçlenmesi adına, tipki ruhun beslenmesi gibi. Bambu bir çubuktan bir destek almayı ve yavaş yavaş sararak göğe yükselmeyi ister. Aslında sağlam bir ipe Allah’a götüren yolda açar çiçeklerini bütün güzelliği ile evreni boyar..

    Önemli olan ilk filizlendiğinde gayretle tutunmasıdır güzelliği ile yaşam bulmaya. Yoksa bıraktığı an, firar ettiğini zannettiği yerde kalır hiç farkına varmadan..

  2. Selamlar cok teşekkür ederiz bu guzel yazi icin🌼

    Bagimli toksik iletişimden ALLAHA firar etmek ALLAH’in boyasi ile boyanmak ALLAH’a SIGINMAK

    Vakarli bir duruş ile kararinin arkasinda olmak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website