Kendi mahlasına izafe edilen ve halvetiliğin şubelerinden gülşeniliğin kolu olan Sezaiye tarikatının kurucusu Hasan Sezayi: “Benim Edirne’de beşyüz bin adem, sahib-i ı’yal(çoluk çocuk sahibi, evli) dervişim var.” der.

Kurban Bayramı dönüşü uğradığımız Edirne’de bizi misafir eden Hasan Sezai Vakfı’nın yurdunda kalırken, neden bu yurda ismini veren zatı ziyaret etmiyoruz diye düşündük ve ekip olarak türbesinin bulunduğu yere gittik. İyi ki de gitmişiz. Kısa bir araştırmadan sonra öğrendik ki o da ilmi öğretmeyi seven, insanların aklını kullanmasını isteyen hakikat yolcularından biri. Onun kendi ağzından çıkan söze göre hayata veda ettiği tarihe kadar 500 bin kişinin kalbi eğitimi için emek vermiş. İşte Hasan Sezai Hazretlerinin kısa hayat öyküsü:

GEMİ YOLCULUĞUNDAN TASAVVUF OKULUNA
Adı Hasan b.Ali, mahlası Sezai’dir. Tasavvuf’ı Gülşeniyye yoluna mensup idi. 1080 (m.1669) yılında Gördes’te doğdu. Şehrin bugünkü adı Korent olup, Yunanistan sınırları içinde kalmıştır. 1151 (m.1738) yılında Edirne’de vefat etmiştir. Kendi adıyla anılan dergâhın bahçesinde defnedilmiştir. Hasan Sezai Hazretleri, 18 yaşına kadar doğum yeri olan Gördes’te kaldı. 1687 yılında Venedikliler o beldeyi istila edince, gemi ile Gördes’ten İstanbul’a geldi. Yolculuk sırasında, Halvetiyye yolunun büyüklerinden biri ile tanışıp sohbetinde bulundu. Hasan Sezai Hazretleri, genç ve yakışıklı olmakla, zahir güzelliğine sahip olduğu gibi, edep ve ahlakının fevkalâde olması ve çok iyi terbiye edilmesiyle bâtınî güzelliğe, kalp ve ruh temizliğine sahip idi.

HAKİKATI ÖĞRENMEK İÇİN SEYEHAT GEREKLİ
 Günümüz internet dünyasında bir tıkla bilgiye erişebiliyorsunuz fakat o bilgi doğru mu değil mi emin olamıyorsunuz. Hasan Sezai Hazretleri ise bilgiye ulaşabilmek için günler değil aylarca yolculuk yapmayı göze alıyor ve hakikatin peşinden gidiyordu. Gemi yolculuğu sırasında görüştüğü zatın tesiri ve gördüğü bir rüya üzerine, Âşık Musa Dergâhı’nda bulunan Şeyh Muhammed Sırrı Efendi Hazretle­ri’ne talebe olup, yerine geçen Şeyh Muhammed Lâ’lî Fenâî Efendi Hazretleri’ne bağlandı. Muhammed Lâ’lî Efendi aslen Kastamonu’lu olup, Edirne’de Şeyh Suca’ zaviyesinde talebe yetiştirmekle meşgul idi. Hasan Sezâî Hazretleri’ne dergah vakfının icarlarını toplamak görevi verildi. Bunun için Sezaî Hazretleri’ne “Câbî Dede Efendi” de denilmiştir. Hasan Sezaî Hazretleri o zattan mezun olup, Gülşenî Veli Dede Dergahı’nın şeyhi oldu.

KENDİSİNE BİLGİ ÖĞRETENİ ÖMÜR BOYU UNUTMADI
Buradaki vazifesi altı ayı doldurunca, Efendi Muhammed Lâ’lî Hazretleri’nin halifelerinden olan Muhammed Hamdi Efendi vefat etti. Bunun üzerine Hasan Sezaî Hazretleri onun yerine geçti. Hasan Sezaî Hazretleri, bir gün müridleriyle sohbet ederken kalp gözü ile efendisi Lâ’lî Hazretleri’nin vefat ettiğini anlayıp, şiddetli üzüntüye kapıldı ve kendinden geçerek yere düştü. Hasan Sezaî Hazretleri daha sonra Mısır’a gitti. Kahire’de Gülşeniyye Dergâhı’nda vazife yapan İbrahim Çelebi tarafından, Gülşeniyye tarikatında ikinci pir olarak kabul edildi. Hasan Sezai Hazretleri, gayet kibar, asil ve heybet sahibi iyi huylu, çok zeki ve yakışıklı bir zat idi. Edirne’deki dergâhında 53 yıl talebe yetiştirdi. Yetiştirdiklerinin beş yüz bini bulduğu ve bunların yiyip içmelerinin bizzat kendi­si tarafından karşılandığı bilinmektedir.
Hasan Sezâî Efendi, ilim ve evliyâlığı yanında çok kuvvetli şiir söyleme kâbiliyetine de sâhip idi. Bu yönü ile kendisine, “Osmanlıların Hâfız-ı Şirâzî’si” ünvânı verilmiştir. Şiirlerinin ekseriyetini ilâhî aşk ve muhabbet ile söylemiştir.

DÜNYA İLE İLGİLİ SÖZLERİ

Derdile dâim yanmakta bu dil,
Aşkın narına olmuşlar fitil
Pervâne-sıfat olmaya vâsıl
Şem-i cemâle sûzâne geldik.

Cismimiz bunda, canımız onda,
Cevherimizin aslı ol kânde,
Sezai, şimdi biz bu dükkanda,
Biraz eğlenip seyrana geldik.

TALEBELERİNE YAZDIĞI MEKTUPTAN BİRKAÇ CÜMLE
“Allahü teâlâ mânevî nîmetlerden hisse almanı nasîb eylesin. Sakın ha. Dünyâ îtibârına aldanıp mânevî yükselmeden geri kalmayasın. Sûret ve görünüşe îtibâr etmeyesin. Zîrâ görünüşteki îtibâr, olsa olsa su üzerinde meydana gelen dalgaya benzer. Su üzerindeki dalganın devamlı olması mümkün müdür ve ona bağlanıp kalmak akıl kârı mıdır? Hak teâlâ mânâ âlemimizi ihyâ eylesin. Bize hidâyet versin. Çeşitli yanlışlara düşerek, mâneviyâtımızın harâb olmasından Allahü teâlâya sığınırız.”

OĞLUNA TAVSİYESİ

“Gözümün nûru evlâdım. Her hâlinle seni cenâb-ı Hakk’a emânet ettim. Kalb gözün açık olsun. Mahlûklara güzel ahlâk ile muâmele edesin. Bütün amellerin en güzeli, güzel huylu olmaktır. Dili tatlı olanın dostu çok olur, buyrulmuştur. Dâimâ insanların aybını gizle. Kimsenin aybını yüzüne vurma. Gadab ve kızgınlığını yenmeye çalış. İhtiyârlara karşı hürmet et. Bir fakir gördüğün zaman, gücün yettiği kadar elinde bulunandan yardımda bulun. Bunlara riâyet edersen ömrün uzun olur, Hak teâlâ her yerde seni azîz eder.

Dâimâ affedici ol. Vasiyetlerimi tutarsan dünyâda rahat ve muhterem, âhirette de mükerrem olur ve rızâmı kazanırsın. Dâimâ îtikâdı düzgün, sâlih kimselerle birlikte bulun. Dünyâ fânîdir. Ne sana kalır ne de başkasına. Bâkî kalacak şey, Allahü teâlâ için olan muhabbettir.”

Kaynak: https://umutrehberi.com/tag/hasan-sezai-gulseni/

https://pozitivenerji.com/yazilar/islam/13766-hasan-sezai-efendinin-menkibe-ve-kerametleri.html

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website