Bazen hayatımızda yaşadığımız küçücük bir olayın, yıllar sonra bile gönlümüzde nasıl bir iz bıraktığını fark ediyoruz.

Bundan yaklaşık 18 yıl önceydi, İstanbul’da öğrenciydim… Fahri Sarrafoğlu Abim beni aradı ve: “Bugün İstiklal Caddesi’ne git, Hacı Abdullah Lokantası’na uğra. Hacı Abdullah Bey ile tanış. Benim selamımı söyle.” dedi.

O gün belki benim için sıradan bir telefon, sıradan bir tanışma gibi görünüyordu. Fakat şimdi geriye dönüp baktığımda, o telefonun ve o tanışmanın hayatımda güzel bir hatıra olarak kaldığını görüyorum. İstiklal Caddesi’ne gittim. Hacı Abdullah Lokantası’nın sahiplerinden, son derece vakur ve nezaketli Hacı Abdullah Korun Bey ile tanıştım. Beni güzel karşıladı, ikramda bulundu. Güzel bir yemek ve güzel bir sohbet nasip oldu.

ARADAN TAM 18 YIL GEÇTİ

İnsan bazen hayatın yoğunluğu içinde bazı insanlarla yollarını ayırıyor. Zaman geçiyor, şehirler değişiyor, hayat değişiyor. Fakat bazı güzel insanlar ve bazı güzel hatıralar insanın gönlünden hiç silinmiyor.

Yıllar sonra bir gece Abdullah Bey’i rüyamda gördüm. Sabah uyandığımda uzun zamandır görmediğim bu insan bir anda zihnimde belirdi. Elbette rüyaların anlamını kesin olarak bilemeyiz. Her rüyayı mutlaka ilahî bir işaret olarak değerlendirmek de doğru değildir. Ancak bazen bir rüya, insana unuttuğunu sandığı bir hatırayı yeniden hatırlatır; gönlünde yıllardır duran bir vefa duygusunu yeniden ortaya çıkarır.

Ben de kendi kendime, “Tam 18 yıl olmuş. Acaba Abdullah Bey şimdi hayatta mı? Ne yapıyor? Beni hatırlıyor mudur?” diye düşündüm. Sonra aklıma Fahri Abi geldi. Kendisini aradım. Önce Abdullah Bey’in hayatta olup olmadığını sordum. Sonra da Fahri Abi’ye: “Abi, yıllar önce beni Hacı Abdullah Bey’e yönlendirmiştin. O gün beni çok güzel karşılamış, yemeğini ikram etmiş ve benimle güzel bir sohbet etmişti. Şimdi rüyamda gördüm ve kendisini arayıp o günkü ikramı ve güzel sohbeti için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.” dedim.

TEŞEKKÜR BORCU

Aslında aradan 18 yıl geçmesine rağmen içimde kalan şey çok basitti: Bir teşekkür borcu…

Belki o gün Abdullah Bey için sıradan bir misafir ağırlamaydı. Belki o gün yaptığı ikramı çoktan unutmuştu. Ama benim gönlümde o güzel karşılaşma 18 yıl sonra bile yaşamaya devam ediyordu. İşte insan burada vefanın ne kadar kıymetli olduğunu anlıyor.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz: “İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?” (Rahmân, 60) buyuruyor. Bazen bir insanın yaptığı iyiliğin karşılığını hemen veremeyiz. Aradan aylar geçer, yıllar geçer, hatta 18 yıl bile geçer. Ama güzel bir davranış, güzel bir söz, bir ikram, bir dostluk ve bir iyilik gönülde yer etmişse zaman onu silemez.

ALLAH’IN GÖNDERDİĞİ GÜZEL VESİLELER

Belki de hayatımızdaki bazı insanlar, Allah’ın bize gönderdiği güzel vesilelerdir. Kimi bir kapı açar, kimi bizi bir insanla tanıştırır, kimi bir işimize vesile olur, kimi soframıza bir tabak yemek koyar, kimi de sadece birkaç güzel söz söyler. Biz o an bunun hayatımızdaki önemini fark etmeyebiliriz. Ama yıllar sonra dönüp baktığımızda, “Demek ki o karşılaşmanın da benim hayatımda bir yeri varmış.” deriz.

Fahri Abimin 18 yıl önce açtığı o telefon da benim için böyle bir vesile olmuş. O telefon sayesinde Abdullah Bey ile tanışmışım.

İYİLİK UNUTULMUYOR

Aradan 18 yıl geçtikten sonra ise bir rüya vesilesiyle o hatıra yeniden gönlüme düşmüş. Ve ben bir kez daha şunu anladım: İyilik unutulmuyor. Belki insan yaptığı iyiliği unutuyor ama iyilik yapılan insan unutmuyor.

Bazen yıllar sonra bir telefon geliyor: “Abi, seni unutmadım. O gün yaptığın iyiliği hâlâ hatırlıyorum. Allah razı olsun.” Bence bundan daha güzel vefa göstergelerinden biri de budur.

VEFA BÜYÜK ZENGİNLİK

Bu olay bana ayrıca şunu düşündürdü: Hayatımızda bize iyiliği dokunan insanları, onları kaybetmeden önce hatırlamalıyız. Hayattalarsa aramalıyız, gönüllerini almalıyız, teşekkür etmeliyiz, “Allah razı olsun.” demeliyiz.

Çünkü bazı teşekkürler zamanında söylenemeyebilir. Ama uzun zaman sonra bile söylenmiş bir “Allah razı olsun”, insanın gönlündeki vefanın hâlâ diri olduğunu gösterir.

“BANA İYİLİĞİ DOKUNMUŞTU”

Zannımca insanın hayatta sahip olabileceği en güzel zenginliklerden biri şudur: Aradan yıllar geçse bile “Bana bir iyiliği dokunmuştu” diyebileceği insanların olması…

Rabbim bizleri iyilik yapan, iyiliği unutmayan ve kendisine yapılan iyiliğin kıymetini bilen kullarından eylesin. Bizi hayırlı insanlarla karşılaştırsın, bizi de başkalarının hayatında hayra vesile olan insanlardan eylesin. Hayatta olan büyüklerimize sağlık ve afiyet, vefat edenlerimize rahmet nasip etsin. Gönlümüzde güzel bir hatıra bırakan insanları zamanında hatırlayıp, zamanında teşekkür edebilmeyi bizlere nasip etsin.

18 yıl sonra gelen bu hatırlayış bana bir kez daha gösterdi ki; bazı iyiliklerin üzerinden yıllar geçse de gönüldeki karşılığı hiç eskimiyor.

Allah razı olsun Fahri Abi… Allah razı olsun Abdullah Bey… Ve bizi birbirimize hayırla vesile eden Rabbimize sonsuz şükürler olsun. Âmin…

(Yazan: Mardin’den Bir Kardeşiniz)

MERAKLISINA NOT: Bazen bizim için sıradan olan bir ikram, güzel bir söz veya samimi bir karşılama, karşımızdaki insanın gönlünde yıllarca yaşayabilir. İyiliğin büyüklüğünü yapan değil, bazen onu hatırlayan gönül gösterir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website