Teknoloji İlerlese de Akıl Kullanılmazsa İnsan Neden Geriler?
Uzay Yolu (Star Trek: The Original Series), 1966 yılında başlayan ve insanlığın geleceğini, bilimi, teknolojiyi, ahlakı ve evreni keşfetme arzusunu işleyen bilimkurgu tarihinin en önemli dizilerinden biridir. Kaptan James T. Kirk ve mürettebatının USS Enterprise gemisiyle çıktığı yolculuklar; yalnızca uzay maceralarını değil, aynı zamanda insanın karşı karşıya kaldığı felsefi ve toplumsal sorunları da ele alır.
“Bilgisayar Öldün Diyor ve Ölüyorsan…“
Bu yazımızda, dizinin 1967 yılında yayımlanan “A Taste of Armageddon” (Armageddon’dan Bir Parça) adlı bölümünü inceleyeceğiz. Bu bölümde iki gezegen 500 yıldır savaşmaktadır. Ancak savaşlar bilgisayarlar tarafından simüle edilmekte, bilgisayarların belirlediği zayiat ve ölümler ise insanlar tarafından gerçek şekilde uygulanmaktadır.
Yanlış okumadınız; diyelim ki bilgisayarda sanal bir saldırı gerçekleşti ve 500 kişinin öldüğü hesaplandı. Bu 500 kişi hemen, gönüllü bir şekilde “kırım odasına” giderek kendi hayatına son veriyor. Bunu da inançları ve kabulleri gereği yapıyorlar. “Daha büyük bir savaş olmasın, medeniyetimiz yıkılmasın, konfor alanımız bozulmasın” düşüncesiyle hareket ediyorlar. En garibi ise toplumdan en ufak bir itirazın yükselmemesi. Hatta gezegenin liderinin eşi de sanal saldırı listesinde yer aldığı için kendi isteğiyle ölüm odasına gidiyor. Eminyalılar, 500 yıllık savaşlarından bahsederken gururlu bir kibir sergiliyorlar. Her iki dünya da bunu normal kabul etmiş durumda; daha yüksek bir iyiliğe çarpık bir teslimiyet gerektiren “yüksek bir görev bilinci” içindeler; onlar için kültürleri, şehirleri ve altyapıları hayatın kendisinden daha önemli.
Teknoloji Geliştiğinde Sorgulama Yeteneği Azalıyor mu?
İlk bakışta son derece gelişmiş bir teknolojiye ve düzenli bir topluma sahip bir medeniyetle karşı karşıyayız. Fakat biraz dikkatle baktığımızda çok önemli bir soruyla yüzleşiyoruz:
Teknoloji geliştiğinde insanın aklı ve sorgulama yeteneği de aynı ölçüde gelişiyor mu? Yoksa insan, gelişmiş sistemlerin ürettiği yanlış kabullere teslim olarak kendi sorumluluğunu kaybediyor mu?
İşte bu bölümden hareketle; hurafelerin, sorgulanmayan kabullerin ve aklın devre dışı bırakılmasının insan hayatına verebileceği zararları ele alacağız. Teknoloji ilerleyebilir; fakat insan aklını, sorgulama yeteneğini ve hakikat arayışını sürdürmüyorsa, eski hurafeleri yeni teknolojiler vasıtasıyla uygulamaya devam edebilir.
Peki, 60 Yıl Sonra Değişen Ne?
Uzay Yolu’nun bu bölümünde insanlar, bilgisayarın verdiği kararı sorgulamadan gerçek ölüme gidiyor. Yaklaşık 60 yıl önce çekilmiş bu bölüme bakıp “Yok canım, o kadar da değil” deyip geçebilir miyiz? Günümüzde de yanlış inançlar, temelsiz kabuller ve sorgulanmadan benimsenen düşünceler insan hayatını tehlikeye atabiliyor.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Her inanç hurafe değildir. Hurafe derken; hakikate dayanmayan, delil ve akıl süzgecinden geçirilmeyen, buna rağmen kesin doğru gibi sunulan kabulleri kastetmekteyiz.
İNSANLIK SAVAŞTAN VAZGEÇEBİLİR M?
Dizi de Kaptan Kirk, tüm insanlığın böyle olduğunu belirtir: Türümüzün tamamı iğrenç şeyler yapmıştır ve her insan kötü seçimler yapabilir. Ancak fark şudur ki, bilinçli olarak seçmek zorunda kalsalar bile, iyilik yapmaya çalışırlar.
Kirk: Bizler, milyonlarca yıllık vahşiliğin kanını ellerimize bulamış insanız, ama bunu durdurabiliriz. Katil olduğumuzu kabul edebiliriz, ama bugün öldürmeyeceğiz. Tek gereken bu. Bugün öldürmeyeceğimizi bilmek.
DİPLOMATİK HURAFELER DE VAR
“Ben Diplomasimle Hallederim” Kibri ve Oyuna Gelmek
Bölümün gözden kaçırılmaması gereken bir diğer kritik boyutu da diplomatik hurafe ve bürokratik kibirdir. Gezegene elçi olarak gönderilen Federation Büyükelçisi Robert Fox, Eminiar VII halkının tehlikeli uyarılarına rağmen “Büyükelçi diplomasisiyle ben bu işi çözerim” yaklaşımıyla hareket eder. Fox; diplomatik protokollerin, kağıt üzerindeki statülerin ve bürokratik süreçlerin her türlü gerçekliğin üzerinde olduğuna inanmaktadır.
Ancak karşı karşıya kaldığı yapı, onun diplomatik kurallarını ve varlığını hiçe sayan, sorgulamayı reddetmiş irrasyonel bir sistemdir. Gezegen yöneticileri Büyükelçi Fox’un bu saflığından faydalanır; onu ve mürettebatı birer “savaş zayiatı” gibi görüp imha odalarına yönlendirerek oyuna getirirler. Fox, hayati bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu gördüğünde bile hâlâ kuralcı ve prosedüre dayalı “diplomatik hurafesine” sığınmaya devam eder.
Buradaki ana mesaj şudur: Tıpkı teknolojiye duyulan körü körüne güven gibi, şekilci bürokrasiye, statülere ve körü körüne bağlanan kurallara (diplomatik hurafelere) olan inanç da insanı körleştirir. Akıl ve somut gerçeklik devre dışı bırakıldığında, en bilgili veya yetkili diplomat bile sistemin oyununa gelmekten kurtulamaz.
Bilgisayarın Kararı, İnsanın Ölümü
Bölümdeki temel sorun yalnızca teknolojinin varlığı değil; insanın kendi aklını ve ahlaki sorumluluğunu bir sisteme devretmesidir. Süreç şu şekilde işler:
- Delile dayanmayan bir kabul oluşturuluyor.
- Toplum bu kabulü sorgulamadan benimsiyor.
- İnsanların hayatı bu kabule göre düzenleniyor.
- Yanlış olduğu gösterilse bile sistem devam ettiriliyor.
Teknoloji gelişmiş, fakat insanın düşünme sorumluluğu yerinde saymıştır. Bu durum günümüz dünyası için de ciddi bir uyarı niteliğindedir.
Günümüzde Hurafeler Nasıl Ölüme Yol Açabiliyor?
Günümüzde insanları tehlikeye atan yanlış kabuller yalnızca geleneksel biçimlerde karşımıza çıkmıyor. Sosyal medya üzerinden yayılan temelsiz sağlık iddiaları, komplo teorileri ve bilimsel kanıtlarla çelişen yanlış bilgiler de benzer bir işlev görebiliyor.
Örnek: Aşılar hakkında yanlış bilgiler
2026 yılında Health Affairs Scholar dergisinde yayımlanan bir modelleme çalışması, ABD’de 2021 yılı için COVID-19 aşıları hakkındaki yanlış bilgilerin ve aşı tereddüdünün yaklaşık 45.000 önlenebilir ölüme yol açtığını tahmin etmektedir. Bu örnek, yanlış bir düşüncenin yalnızca zihinde kalan masum bir hata olmadığını; insanların davranışlarını etkilediğinde somut sağlık sonuçları doğurabileceğini gösterir.
Kur’an Bizden Ne İstiyor? Aklı Kullanmak ve Bilgiyi Araştırmak
İsrâ Suresi, 36. Ayet:
“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.”
Günümüzde bir sosyal medya paylaşımı veya doğrulanmamış bir iddia karşısında şu soruları sorabilmeliyiz:
- Bu bilginin kaynağı nedir?
- Gerçekten delili var mı?
- Farklı kaynaklar ne söylüyor?
- Bu iddia insanlara zarar verebilir mi?
Hucurât Suresi, 6. Ayet:
“Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse, onu iyice araştırın…”
Bu ayet, bir haberin doğruluğunu araştırmadan hareket etmenin zararlarına dikkat çeker. Bugünkü dijital bilgi ortamında bir iddianın ne kadar hızlı yayıldığı değil, doğrulanmış olup olmadığı esastır.
Hurafe Sadece Geçmişin Sorunu Değildir
Hurafeyi yalnızca eski çağlarda yaşayan insanların inanışlarıyla sınırlarsak önemli bir noktayı kaçırırız. İnsan geçmişte yıldızlara veya görünmez güçlere ilişkin temelsiz kabullere bağlanabiliyorken; bugün aynı sorgulamama eğilimi dijital ortamda yayılan komplo teorileri veya sahte bilimsel iddialar şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Bilgisayar Gelişmiş, Fakat Akıl Gerilemişse…
Eminiar VII halkı gelişmiş bir teknolojiye sahipti. Savaşın hesaplamalarını bilgisayarlar yapıyor, sistem düzenli işliyordu. Fakat insanlar, bilgisayarın kararlarını sorgulamadan ölüme gidiyordu.
Bölümün bize yönelttiği temel soru şudur:
“İnsan teknolojiyi mi yönetiyor, yoksa teknoloji adına verilen kararları sorgulamadan mı uyguluyor?”
| Teknoloji | Akıl ve Hikmet |
| Hesaplayabilir. | Hesaplamanın anlamını sorgular. |
| Bilgiyi yayabilir. | Bilginin doğruluğunu araştırır. |
| Karar sürecini hızlandırabilir. | Kararın sonuçlarını değerlendirir. |
| Gücü artırabilir. | Gücün nasıl kullanılacağını sorgular. |
Teknoloji bize daha büyük bir güç verebilir; fakat bu gücü doğru kullanabilmek için düşünmeye, ahlaka ve sorumluluğa ihtiyaç duyarız.
Hurafelerin En Büyük Zararı: İnsanın Sorumluluğunu Elinden Alması
- Bir insan “Böyle söylendi, o halde doğrudur” dediğinde araştırma sorumluluğunu başkasına devreder.
- Bir toplum “Herkes böyle inanıyor” dediğinde doğruluğu sorgulamayı bırakır.
- Bir sistem “Bilgisayar böyle karar verdi” dediğinde ahlaki soruları görmezden gelir.
Oysa insanın değeri yalnızca itaat etmesinde değil; düşünebilmesinde, sorabilmesinde ve yanlış karşısında sorumluluk alabilmesindedir. Hurafelerle mücadele etmek, insanları küçümsemek değil; aksine insanın hakikati arama ve kendi aklını kullanma hakkını savunmaktır.
“Hurafelerin en büyük zararı, insanı yalnızca yanlış bir şeye inandırmaları değil; yanlış olduğuna dair deliller karşısında bile düşünme ve sorgulama sorumluluğundan uzaklaştırmalarıdır. Sorgulamalardan uzak kalanlar ise her ne kadar geçmiş zamanlarda kullanılmış olsa da kendilerine aslında birer modern giyotinler oluşturur.”
KAYNAKLAR
Dizi Kaynağı
- Star Trek: The Original Series, “A Taste of Armageddon”, 1. Sezon, 23. Bölüm, Yayın Tarihi: 23 Şubat 1967.
Bilimsel Kaynaklar
- Health Affairs Scholar, “Misinformation about COVID-19 vaccines cost the United States $2 billion from hospitalizations in 2021”, 2026.
- Dünya Sağlık Örgütü (WHO) – Aşılar ve Yanlış Bilgi İnceleme Raporları.
DergiPark Kaynakları
- Gülçin Salman, “Sosyal Medyadaki Yanlış Bilgiye Yönelik Kullanıcı Doğrulama Davranışlarının İncelenmesi”, 2023.
- Taybe Topsakal, “Dijital Ortamda Yanlış Bilgi ve Haberlerin Yayılması: Koronavirüs Salgın Haberlerine Dair Bir İnceleme”, 2021.
- Recep Ünal ve Ahmet Taylan, “Sağlık İletişiminde Yalan Haber-Yanlış Enformasyon Sorunu ve Doğrulama Platformları”, 2017.
- Göksun Ünlü ve Hakan Aydın, “Kriz Dönemlerinde Dijital Dezenformasyonla Mücadele”, 2026.




Temel problem kişinin düşünme ve sorgulama yetisini yine bir insan yapımı makinaya devretmesi
Çoğu zaman sorumluluklarımızdan kaçarak özellikle düşünme ve sorgulama kabiliyetimizi kullanmıyor hatta bizim yerimize kullansın diye makine ve yapaybzeka yapıyoruz…sebepleri başta tembellik vd.
Fakat ünlü filozofunda söylediği gibi ” kişi kendi aklını kullanabilmek cesaretini göstermelidir”
Diplomatik ayrıntılar ve analizler içinde ayrıca teşekkür ederim…
Emeğinize sağlık
Teknoloji ilerledikce kendimiz geriledik malesef daha uzucu olan bunun farkindayiz
Kendimizi geliştirmek umidi ile