“İnsan kendi gücünü bilmeli, gücünden korkmamalı. Peki, sürekli şikâyet ettiğimiz bazı şeyler, aslında henüz keşfetmediğimiz gücümüz olabilir mi?”
Fahri Sarrafoğlu
İnsan, kendi içinde taşıdığı gücü tanımadan hayatın karşısında sürekli şikâyet eder. Oysa bazen bir engel, keşfedilmemiş bir imkânın kapısını aralayabilir.
İNSAN ÖNCE KENDİ GÜCÜNÜ TANIMALI
İnsan çoğu zaman kendi gücünü başkalarıyla kıyaslayarak ölçer. Birinin daha başarılı olduğunu görür, kendisini yetersiz hisseder. Bir zorlukla karşılaşır, “Ben bunu yapamam.” der. Bir sorumluluk üstlenir, “Neden hep benim başıma geliyor?” diye şikâyet eder.
Fakat burada kendimize sormamız gereken başka bir soru vardır:
Acaba ben, sahip olduğum gücü gerçekten tanıyor muyum?
Kendi gücünü tanı. Sınırlarını bil. İmkânlarını geliştir. Ama gücünü sınırsız sanma.
SÜREKLİ ŞİKÂYET ETTİĞİMİZ ŞEY, BİZE NE ÖĞRETİYOR?
Burada sizin düşünceniz oldukça dikkat çekici:
“Acaba şikâyet ettiğimiz şeyler, bizim gücümüz olmasın?”
Bu soruyu şöyle açabiliriz:
-
Sürekli sabırsızlığımızdan şikâyet ediyorsak, acaba sabır geliştirmemiz gereken bir alan mı var?
-
Bir sorumluluktan yakınıyorsak, acaba sorumluluk taşıma becerimizi mi geliştirmeliyiz?
-
Bilmediğimiz bir şey karşısında zorlanıyorsak, acaba öğrenme gücümüzü mü kullanmalıyız?
-
İnsanlarla iletişim kurmakta zorlanıyorsak, acaba dinleme ve anlayış yeteneğimizi mi geliştirmeliyiz?
Burada önemli bir ayrım var:
Her şikâyet, gizli bir güç anlamına gelmez. Bazen insanın karşılaştığı sorun gerçekten ağırdır, adaletsizdir veya dışarıdan destek gerektirir. Ancak şikâyet ettiğimiz bir durum, kendimizi geliştirmemiz gereken alanı fark etmemize yardımcı olabilir.
Kur’an’da şöyle buyurulur:
“Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez.” Ra’d Suresi, 11. ayet
Kendimize soralım:
Ben bu durumdan yalnızca şikâyet mi ediyorum, yoksa bu durum karşısında geliştirebileceğim bir yönümü de arıyor muyum?
KENDİNİ SINIRSIZ GÖRMEK DEĞİLDİR
Bir insan çok konuşuyorum diye eleştiriliyorsa, ya da hiç konuşmuyor diye eleştiriliyorsa aslında bu onun gücü olabilir. Nasıl mı? Susmasını hikmet yaparak, konuşmasını anlamlı yaparak. Bize karşı yapılan her eleştiri gerçekten eleştiri mi? Yoksa bize bir yapıcı uyarı mı? O eleştiride dile getirilen konuyu ben düzeltip yararlı hale getirebilir miyim? İşte kirpinin dikenlerinin işlevi de böyle.
Kur’an şöyle buyurur:
“Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder…” Nahl Suresi, 90. ayet
Gücümüzü neden tanımalıyız?
Kendimizi üstün görmek için değil, bize verilen imkânları doğru kullanabilmek için.
İnsanın kendi gücünü bilmesi, gücün kaynağını unutması anlamına gelmemelidir.
Kur’an’da Kehf Suresi’nin 39. ayetinde şöyle bir ifade yer alır:
“Maşallah! Güç yalnızca Allah’ındır.” Bu ifade, kişinin sahip olduğu nimetleri ve imkânları Allah’ın dilemesiyle ilişkilendirerek hatırlamasına yönelik bir anlam taşır.
Burada iki uçtan kaçınabiliriz:
-
Güçsüzlük düşüncesi: “Ben hiçbir şey yapamam.”
-
Sınırsız güç düşüncesi: “Her şeyi yalnızca kendi gücümle başarırım.”
Kur’an’ın bütünlüğü içinde insan hem sorumluluk taşıyan hem de
BEN GÜCÜMÜ NEREDE KULLANIYORUM?
Örneğin:
-
Zamanım yok diye şikâyet ediyorsam, zamanımı nasıl kullandığımı inceleyebilir miyim?
-
Bilgim yetersiz diye üzülüyorsam, her gün bir şey öğrenebilir miyim?
-
İnsanların beni anlamadığından yakınıyorsam, ben onları anlamak için yeterince dinliyor muyum?
-
Hayatın zorluklarından yoruluyorsam, hangi konularda destek almam gerekiyor?