EFENDİ ADAMIN TOKSİK KIRILGANLIĞI
Hiç düşündünüz mü; neden bazen “hayır” demek bu kadar zor gelir? Neden birilerini kırmamak için kendi isteğimizden vazgeçer, sonra da içten içe kırılırız? Neden yaptığımız iyiliğin karşılığını beklemediğimizi söylerken, karşılığını göremediğimizde üzülürüz? Hatta bazen “Ben onun için bu kadar şey yaptım, o benim için ne yaptı?” diye düşünürüz.

İşte Robert A. Glover’ın “Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı” kitabı tam da bu noktadan hareket ediyor. İlk bakışta kadın-erkek ilişkileri üzerine yazılmış klasik bir kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında daha geniş bir sorunun peşine düşüyor: İyi insan olmak ile sevilmek, kabul görmek ve onaylanmak için “iyi insan” olmaya çalışmak aynı şey midir?

Belki kitabı okurken kendimize sormamız gereken asıl soru da budur: Yaptığımız iyilik gerçekten iyilik mi, yoksa farkında olmadan karşılığını beklediğimiz görünmez bir alışveriş mi?

KİTABIN KÜNYESİ
Kitabın Türkçe adı Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı. Yazarı Dr. Robert A. Glover. Özgün adı ise No More Mr. Nice Guy: A Proven Plan for Getting What You Want in Love, Sex, and Life. Türkiye’de Epsilon Yayınevi tarafından yayımlanan kitabın Türkçe çevirisini Mehmet Gürsel yaptı. ISBN numarası 978-625-414-198-0 olan eser yaklaşık 238 sayfa.

Kitabın Türkiye’deki ilk baskısı 2022 yılında yapıldı. Kitabın orijinali ise 2000 yılında yayınlandı yani bize gelişi 22 yıl sonra. 

ROBERT A. GLOVER KİMDİR?
Robert A. Glover; evlilik, aile ilişkileri, erkek psikolojisi, kişisel gelişim ve ilişki sorunları alanlarında çalışan Amerikalı bir terapist ve yazardır. Uzun yıllar çiftler, erkekler ve ilişki sorunları yaşayan bireylerle çalışmıştır.

Glover’ın “Efendi Adam” kavramını geliştirmesinde yalnızca danışanlarının değil, kendi hayatının da önemli bir etkisi vardır. Kendi anlatımına göre evliliklerinde yaşadığı sorunlar ve bütün bunlara rağmen kendisini sürekli “iyi bir adam” olarak görmesi, onu kendi davranışlarını sorgulamaya yöneltti.

Zihnindeki soru oldukça basitti ama rahatsız ediciydi:

“Ben bu kadar iyi bir adamsam ilişkilerimde neden sürekli sorun yaşıyorum?”

Terapi sürecinde problemin yalnızca çevresindeki insanlardan kaynaklanmadığını fark ettiğini anlatan Glover, bir noktada “Sorunun ben olduğumu görmeye başladım” sonucuna ulaştığını söyler.

Daha sonra terapist olarak çalışırken erkek danışanlarından da benzer sözleri duymaya başlar:

“Ben iyi bir adamım.”

“Onun için her şeyi yapıyorum.”

“Onu mutlu etmek için elimden geleni yapıyorum.”

“Peki benim sıram ne zaman gelecek?”

Glover zamanla bu ortak davranış kalıplarını “Efendi Adam Sendromu” olarak adlandırdı. 1990’ların başlarında oluşturduğu erkek grupları için hazırladığı çalışma notları da yıllar içinde kitabın temelini meydana getirdi.

PEKİ “EFENDİ ADAM SENDROMU” NEDİR?
Kitabın en kolay yanlış anlaşılabilecek tarafı burasıdır. Glover, “İyi insan olmayın” demiyor. Söylediği şey daha farklı:

İyiliği, başkalarının sevgisini kazanmak, onları kontrol etmek veya karşılığında bir şey elde etmek için kullanmayın.

Glover’a göre “Efendi Adam”ın zihninde çoğu zaman şöyle bir denklem vardır:

“İyi olursam sevilirim. Kimseyi üzmezsem beni terk etmezler. İnsanların ihtiyaçlarını karşılarsam onlar da benim ihtiyaçlarımı karşılar. Her şeyi doğru yaparsam hayatımda sorun çıkmaz.”

Fakat hayat böyle işlemiyor.

Kişi kendi ihtiyacını açıkça söylemek yerine karşısındaki insanın bunu anlamasını beklediğinde görünmez bir beklenti doğuyor. Beklenen karşılık gelmeyince de kırgınlık, hayal kırıklığı, öfke ve zaman zaman pasif-agresif davranışlar ortaya çıkabiliyor.

Dolayısıyla kitabın eleştirdiği şey nezaket değil, nezaket görüntüsünün arkasına saklanan beklenti; fedakârlık değil, karşılığı hesaplanmış fedakârlıktır.

KİTABIN EN ÇARPICI KAVRAMI: “GİZLİ SÖZLEŞMELER”
Kitabın belki de üzerinde en fazla düşünülmesi gereken kavramı **“gizli sözleşmeler”**dir.

İnsan bazen karşısındaki kişiyle hiç konuşmadan zihninde bir anlaşma yapar:

“Ben sana iyi davranırsam sen de beni sevmelisin.”

“Ben senin ihtiyaçlarını karşılarsam sen de benim ihtiyaçlarımı anlamalısın.”

“Ben seni üzmezsem sen de beni üzmemelisin.”

“Ben senin için fedakârlık yaparsam sen de benim için fedakârlık yapmalısın.”

Sorun şudur: Karşı taraf böyle bir sözleşmeyi imzalamamıştır. Hatta o sözleşmenin varlığından bile haberi yoktur.

Beklenen karşılık gelmeyince kişi kendisini değersiz, kullanılmış veya haksızlığa uğramış hissedebilir. Oysa beklentisini karşısındakine hiçbir zaman açıkça ifade etmemiştir.

Buradan çıkarılabilecek ders oldukça çarpıcıdır:

İyiliğin ardından gizli bir fatura çıkarıyorsak, yaptığımız davranışın ne kadarının karşılıksız iyilik olduğunu yeniden düşünmemiz gerekir.

KİTABIN 9 ANA BÖLÜMÜ
1. EFENDİ ADAM SENDROMU
Glover ilk bölümde “Efendi Adam”ın temel özelliklerini anlatıyor. Dışarıdan uyumlu, fedakâr, nazik ve yardımsever görünen bir insanın içinde nasıl kırgınlık ve beklenti birikebildiğini sorguluyor. Buradaki problem iyilik değil; iyiliğin kabul görme aracına dönüşmesidir.

2. EFENDİ ADAM NASIL OLUŞUR?
Çocukluk deneyimleri, ebeveyn ilişkileri, terk edilme korkusu ve utanç üzerinde duruluyor. Glover, çocuğun zamanla “Olduğum hâlimle yeterli değilim” inancını geliştirebileceğini ve sevilebilmek için kendisini çevresinin beklentilerine göre şekillendirmeye başlayabileceğini savunuyor.

3. GERÇEKTEN ÖNEMLİ OLAN KİŞİYİ MEMNUN ETMEYİ ÖĞRENMEK
Bu bölüm insanın sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak yerine kendi değerlerini, arzularını ve ihtiyaçlarını tanımasını konu alıyor. Hayatını sürekli “Başkaları benim hakkımda ne düşünür?” sorusuyla yaşayan insanın zamanla kendi kimliğinden uzaklaşabileceği vurgulanıyor.

4. KENDİ İHTİYAÇLARINI ÖNCELİK HÂLİNE GETİRMEK
Kendi ihtiyaçlarını fark etmek ve bunları açıkça ifade edebilmek üzerinde duruluyor. Glover bunu bencillik olarak değil, yetişkin olmanın doğal bir parçası olarak değerlendiriyor.

5. KİŞİSEL GÜCÜNÜ YENİDEN KAZANMAK
“Hayır” diyebilmek, sınır koyabilmek, karar almak, sonuçlarını üstlenmek ve yaşanan her problem için başkalarını suçlamamak kişisel sorumluluğun parçaları olarak ele alınıyor.

6. ERKEKLİĞİNİ YENİDEN KAZANMAK
Kitabın en fazla tartışılan bölümlerinden biridir. Glover, erkeklerin başka erkeklerle sağlıklı ilişkiler kurmasının ve kendi kimlikleriyle barışık olmalarının önemini savunuyor. Bununla birlikte yazarın erkeklik ve modern toplum hakkındaki bazı genellemeleri bilimsel açıdan tartışmaya açıktır. Bu nedenle bu bölüm kesin bilimsel hükümler olarak değil, yazarın klinik gözlemleri ve kişisel yorumları çerçevesinde okunmalıdır.

7. İSTEDİĞİN SEVGİYE ULAŞMAK
Yakın ilişkiler ele alınıyor. Partnerin ruh hâlini sürekli kontrol etmeye çalışmak yerine dürüst iletişim kurmak, ihtiyaçlarını açıkça ifade etmek ve her çatışmayı ilişkinin sonu olarak görmemek gerektiği vurgulanıyor.

8. İSTEDİĞİN CİNSEL HAYATA ULAŞMAK
Glover cinsellik, utanç, arzular, dürüstlük ve partnerler arasındaki iletişim üzerinde duruyor. Bazı problemlerin kişinin arzularını bastırması veya bunları partneriyle açıkça konuşamamasıyla ilişkili olabileceğini ileri sürüyor.

9. OLABİLECEĞİN EN İYİ KİŞİ OLMAK
Son bölümde konu kadın-erkek ilişkilerinin dışına çıkarak hayat amacı, kariyer ve insanın potansiyeline uzanıyor. Sürekli onay aramanın insanı risk almaktan, üretmekten ve istediği hayatı kurmaktan uzaklaştırabileceği savunuluyor.

KİTABIN ÖZÜNÜ TEK CÜMLEDE TOPLARSAK
Glover’ın temel düşüncesi şu cümleyle özetlenebilir:

“İyi görünmeye çalışmak yerine dürüst, açık, sorumluluk sahibi ve sınırları olan bir insan olmaya çalış.”

Yazarın önerdiği model ne edilgen bir “iyi çocuk” ne de kaba, saldırgan ve başkalarını ezen bir “maço”dur. Glover bunu “bütünleşmiş erkek” olarak tarif eder: Kendi ihtiyaçlarını bilen, bunları ifade edebilen, gerektiğinde “hayır” diyebilen, sorumluluk alan ve aynı zamanda karşısındaki insanın haklarına ve sınırlarına saygı gösteren kişi…

KİTAPTAN DİKKAT ÇEKİCİ ALINTILAR

“Ben iyi bir adamım. Tanıyacağınız en iyi adamlardan biriyim.”
“Sorunun ben olduğumu görmeye başladım.”
“Erkek olmakta bir sakınca yoktur.”
“Çılgının tam tersi yine çılgındır. Kaba saba erkeklerden farklı olduğunuza inanabilirsiniz ama pasif-agresif bir şekilde öfke biriktirmek sizi sağlıklı yapmaz.”
“Efendi adam sorun çözer ve ilgilidir, ancak genellikle almak için verir. Bu bir cömertlik değil, gizli bir ticarettir.”
“Efendi Adamların çoğu şu paradigmayı geliştirir: ‘Eğer iyi olursam, sevilirim, ihtiyaçlarım karşılanır ve sorunsuz bir hayatım olur.’”
“Bir Efendi Adamın yaptığı hemen hemen her şey, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, birinin onayını kazanmak ya da onayını kaybetmemek için hesaplanmıştır.”
“Efendi Adamlar, ihtiyaçlarının karşılanması için başkalarına bağımlıdır. İhtiyaçlarını doğrudan ifade etmek yerine, onları tatmin etmek için örtük sözleşmeler yaparlar.”
“Efendi Adamlar öfkelerini bastırır. Bu bastırılmış öfke, depresyon, kaygı veya pasif-agresif davranışlar olarak yüzeye çıkar.”
“Gerçek özgürlük, başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kendi değerini bilmekle başlar.”
“Efendi Adam Sendromu’ndan kurtulmanın ilk adımı, ‘Ben neden sürekli herkesi memnun etmeye çalışıyorum?’ sorusunu dürüstçe sormaktır.”

BU KİTAP BİLİMSEL BİR PSİKOLOJİ KİTABI MI?
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. “Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı” klasik anlamda akademik veya deneysel bir psikoloji kitabı değildir.

Glover’ın kullandığı “Efendi Adam Sendromu”, DSM veya ICD gibi resmî psikiyatrik sınıflandırmalarda yer alan bir hastalık ya da psikiyatrik tanı değildir.

Yazar, yaklaşımını büyük ölçüde kendi hayatından, terapi danışanlarından, çift çalışmalarından ve erkek gruplarındaki gözlemlerinden hareketle geliştirmiştir. “Efendi Adam Sendromu”nu bağımsız bir klinik bozukluk olarak doğrulayan standartlaştırılmış bir tanı sistemi bulunmamaktadır.

Bununla birlikte kitapta anlatılan davranışların önemli bir kısmı psikolojide bilinen kavramlarla kesişmektedir: onay arayışı, başkalarını memnun etme eğilimi, eşbağımlılık, çatışmadan kaçınma, pasif-agresif davranışlar, sınır koyma güçlüğü, utanç ve bağlanma sorunları.

Bu nedenle kitabı psikiyatrik bir teşhis kitabı olarak değil, klinik gözlemlerle kişisel gelişim arasında duran popüler bir çalışma olarak değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.

AKADEMİK ÇALIŞMALAR NE DİYOR?
Glover’ın “Efendi Adam Sendromu” modelini doğrudan deneysel olarak test eden güçlü ve geniş bir bağımsız akademik literatür oluşmuş değildir. Türkiye’de de doğrudan bu kitabı merkezine alan belirgin bir tez literatürü göze çarpmıyor.

Ancak kitabın ele aldığı başkalarını memnun etme davranışı, eşbağımlılık, bağlanma, utanç, sınır koyma, pasif-agresiflik ve onay ihtiyacı gibi konular psikoloji literatüründe uzun zamandır araştırılmaktadır.

Dolayısıyla ayrımı doğru yapmak gerekir: “Efendi Adam Sendromu” bilimsel olarak kabul edilmiş bağımsız bir psikiyatrik sendrom değildir; ancak kitapta tarif edilen davranışların önemli bir kısmının psikoloji literatüründe karşılığı vardır.

KİTAP NEDEN BU KADAR İLGİ GÖRDÜ?
Kitabın en güçlü taraflarından biri, “iyi insan olmak” ile “insanları memnun etmeye bağımlı olmak” arasındaki farkı görünür hâle getirmesidir.

İkinci önemli nokta “gizli sözleşmeler” kavramıdır. Karşımızdaki insana söylemeden oluşturduğumuz beklentilerin zamanla nasıl kırgınlığa dönüşebileceğini oldukça anlaşılır bir şekilde ortaya koyuyor.

Üçüncü nokta ise sınır koymak. Kitap; “hayır” demenin kötülük, ihtiyaçlarını ifade etmenin bencillik ve çatışmanın mutlaka ilişkinin bozulması anlamına gelmediğini hatırlatıyor.

KİTABA YÖNELİK ELEŞTİRİLER
Kitabın güçlü taraflarının yanında tartışmaya açık yönleri de bulunuyor. Bunların başında Glover’ın zaman zaman kişisel ve klinik gözlemlerinden oldukça geniş toplumsal sonuçlara ulaşması geliyor.

Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasındaki aile yapısı, babaların ailedeki rolü, eğitim ortamları, feminizm ve erkeklik algısının dönüşümü gibi büyük sosyolojik meseleleri “Efendi Adam” tipinin ortaya çıkışıyla ilişkilendirmesi güçlü ampirik verilerle doğrulanmış kapsamlı bir sosyolojik teori olarak görülmemelidir.

Dolayısıyla bu bölümleri “bilim böyle söylüyor” şeklinde değil, “yazar meseleyi böyle yorumluyor” şeklinde okumak daha sağlıklıdır.

Ayrıca kitapta zaman zaman öne çıkan “kadınların onayından kurtulma” meselesini daha geniş düşünmek mümkündür. Çünkü asıl problem yalnızca kadınların değil, başkalarının onayına bağımlı hâle gelmektir. Aynı davranış anne-baba, arkadaş, patron, iş arkadaşları ve sosyal çevreyle ilişkilerde de ortaya çıkabilir.

BU KİTABI NASIL OKUMALIYIZ?
Kitabın her cümlesini tartışmasız bir psikolojik gerçek olarak kabul etmek yerine, insanın kendisini gözlemlemesine yardım eden bir ayna gibi okumak daha faydalı olabilir.

“Ben neden hayır diyemiyorum?”

“Birisini kırmamak adına kendimi mi kırıyorum?”

“İyilik yaparken gerçekten karşılık beklemiyor muyum?”

“İhtiyacımı açıkça söylüyor muyum, yoksa karşımdakinin anlamasını mı bekliyorum?”

“İnsanların beni sevmesi için olmadığım biri gibi davranıyor olabilir miyim?”

Bu soruların cevabı herkeste farklı olacaktır. Fakat insanın zaman zaman kendisine bu soruları sorması bile kitabın asıl faydasını ortaya çıkarabilir.

MERAKLISINA NOT
“Efendi Adam Sendromu” tıbbi veya psikiyatrik bir teşhis değildir. Bu nedenle insanları “Sen Efendi Adam Sendromlusun” şeklinde etiketlemek doğru olmaz.

Belki kitabın en kıymetli tarafı da erkeklere “daha sert olun” demesi değildir. Üzerinde düşünülmesi gereken mesaj şudur:

Kendi ihtiyacını gizleyip karşındaki insanın bunu tahmin etmesini bekleme. İyiliği sevgi satın almak için kullanma. Sınırlarını bil. Ne istediğini dürüstçe ifade et. Başkasını suçlamak yerine kendi hayatının sorumluluğunu üstlen.

SONUÇ: İYİLİĞİN DE BİR NİYETİ VAR
Kitabı kapattığımızda mesele artık yalnızca “Efendi Adam Sendromu” olmaktan çıkıyor. Önümüzde çok daha eski ve çok daha insani bir soru kalıyor: Bir davranışı gerçekten iyi yapan nedir?

Dışarıdan bakıldığında iki insan aynı iyiliği yapabilir. İkisi de yardım edebilir, fedakârlıkta bulunabilir, susabilir, affedebilir. Fakat birinin içinde karşılık beklentisi yokken diğerinin zihninde görünmez bir hesap bulunabilir: “Ben bunu yaptım, şimdi sıra sende…”

İşte insanın kendisiyle yüzleşmesi gereken yer belki de tam burasıdır.

Çünkü iyilik yalnızca ne yaptığımızla değil, bir ölçüde niçin yaptığımızla da ilgilidir.

Başkalarının bizi sevmesini istemek insani bir ihtiyaçtır. Takdir edilmekten hoşlanmak da öyledir. Problem, bütün hayatımızı insanların bizi onaylamasına göre şekillendirmeye başladığımızda ortaya çıkar. O zaman insan farkında olmadan kendi sesini kısmaya, istemediği şeylere “evet” demeye ve çevresinin beklentilerine göre yaşamaya başlayabilir.

Üstelik bunun bedelini yalnızca kendisi ödemez. Söylenmeyen beklentiler zamanla kırgınlığa, kırgınlık öfkeye, öfke de ilişkilerde görünmez mesafelere dönüşebilir.

Belki olgunluk, herkesi memnun edebilmek değildir.

Belki olgunluk; gerektiğinde “hayır” diyebilmek, istediğini açıkça söyleyebilmek, yaptığı iyiliğin karşılığını insanlardan tahsil etmeye çalışmamak ve bütün bunları yaparken karşısındaki insanın hakkını ve özgürlüğünü de koruyabilmektir.

Hakikat arayışı biraz da insanın başkalarının maskelerini değil, kendi maskelerini fark etmesiyle başlar.

Bu yüzden kitabın sonunda başkasını değil, kendimizi karşımıza alıp şu soruyu sormak belki daha anlamlıdır:

“Ben gerçekten iyilik mi yapıyorum; yoksa sevilmek, kabul görmek, onaylanmak ve karşılık almak için ‘iyi insan’ rolü mü oynuyorum?”

Ve belki bunun hemen ardından daha zor bir soru gelir:

“Kimsenin görmeyeceğini, bilmeyeceğini ve bana karşılığını vermeyeceğini bilsem yine de aynı iyiliği yapar mıydım?”

İşte bu soru, kitabın sınırlarını aşarak insanı niyetine, samimiyetine ve kendi iç dünyasına doğru götürüyor. 🌿

KURAN BİZE BU KONUDA NE TAVSİYE EDİYOR? 

 

“Biz sizi ancak Allah’ın rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.”
(İnsan, 76/9)

“De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
(En‘âm, 6/162)

“Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
(Haşr, 59/9)

“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav.”
(Fussilet, 41/34)

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”
(Necm, 53/39)

“Şüphesiz Allah, bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.”
(Ra‘d, 13/11)

“Biz sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsan, 76/9)

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website