Derleyen Yapay Zeka ve Fahri Sarrafoğlu – www.hakikatevi.net
Network (1976) Filmi Analizi ve Şahsiyet Gelişimi Açısından Değerlendirme
Filmi izlemek için üstüne tıklayın: 


KONUSU VE GENEL ÇERÇEVE

Network filmi, reytingleri düşen bir haber kanalında, haber spikeri Howard Beale’in sinir krizi geçirip canlı yayında ölüm tehdidi savurmasının ardından nasıl bir medya fenomenine dönüştüğünü anlatır.

Howard Beale, işini kaybedeceğini öğrenince adeta çıldırır ve şu sözlerle isyan eder:
“Artık buna katlanamayacağım!”
Ancak bu çıkışı beklenmedik şekilde halkta karşılık bulur. Kanal yönetimi ise Beale’in bu öfke patlamasından kazanç elde etmeye karar verir: Onu bir şov figürüne dönüştürürler.

Beale, artık “çıldırmış bir peygamber”, gerçekleri söyleyen bir “ekran azizi” olarak sunulmaktadır. Ancak artık bir gazeteci değil, televizyonun yönlendirdiği bir kukladır. Film boyunca medya, gerçeği nasıl manipüle eder, sistem bu sesi nasıl etkisiz hâle getirir, bunu izleriz.


“KIZGIN PEYGAMBER” VE “İKİYÜZLÜLÜĞÜ AÇIĞA VURAN” SÖZLER NE ANLAMA GELİYOR?

Howard Beale karakteri, medya tarafından şöyle tanıtılır:

“Howard Beale is a latter-day prophet, a burning bush for the masses.”
“Howard Beale, son zamanların peygamberidir; kitleler için yanan bir çalı gibidir.”

Bu ifade, Beale’in “çıldırma hâli”nin aslında bir hakikati haykırma olduğunu gösterir. Ancak bu hakikat, sistemin içinde kalmaz; ticarileştirilir.

“He’s a mad prophet denouncing the hypocrisies of our time.”
“Zamanımızın ikiyüzlülüklerini ifşa eden çılgın bir peygamber.”

Howard, hakikati dile getirdiği için önce övülür. Fakat bu övgü, zamanla onun haykırışının üzerini örter. Artık insanlar onun ne söylediğine değil, nasıl söylediğine odaklanır.


“GERÇEĞİ SÖYLEYENİ BULUNCA ONU İLAHLAŞTIRIP YİNE SİSTEMİN İÇİNE ALIYORUZ.”

Howard Beale, gerçeği haykırdığı için ekranlarda yer bulmaz. Onun haykırışı çıplaktır, rahatsız edicidir. Ancak sistem, bu çıkışı ambalajlar, şova dönüştürür ve izleyiciye sunar:

“Eğlenin, ama sorgulamayın. Seyredin, ama harekete geçmeyin.”

Sonuçta, Beale reyting getirisi düştüğünde sistem tarafından öldürülür.
Gerçeği dile getiren önce ilahlaştırılmış, sonra tüketilmiş, en sonunda da yok edilmiştir.


SAHNE: UBS GENEL MERKEZİ – DEV KONFERANS MASASI – GECE

(Uzun bir masanın bir ucunda HOWARD BEALE, diğer ucunda ARTHUR JENSEN oturur. Jensen yavaşça ayağa kalkar ve adeta bir tanrı edasıyla konuşur.)

ARTHUR JENSEN
(Sakin ama yıkıcı bir öfkeyle)
“Howard, sen televizyonu bir vaaz kürsüsüne çevirdin!
Ama bu kürsü ne senin, ne de benim!
Bu, dünyanın en büyük şirketlerine ait!
Senin işin insanları uyandırmak değil, onları uyutmaktır!

(Howard şaşkınlıkla bakar, Jensen’in sesi yükselir.)

JENSEN (DEVAM)
“Sen küçük bir rahip gibi ahkâm kesiyorsun!
Ama bu dinin papazı sen değilsin!
Bizim dinimiz kâr etmek, tanrımız para!
Ve sen o tanrıya ihanet ettin, Howard!”

(Howard’ın yüzünde bir panik ifadesi belirir. Jensen son darbeyi vurur.)

JENSEN (SON)
“Ya bu düzeni benimsersin…
Ya da kovulursun!

(Howard, kapitalizmin acımasız mantığı karşısında çaresizdir. Sahne, onun boşluğa bakışıyla son bulur.)


KUR’AN IŞIĞINDA DEĞERLENDİRME

Kur’an’da da toplumların veya kişilerin önce yüceltilip sonra yüz çevirmeleri, gerçeği dile getirenlerin susturulmaları veya görmezden gelinmeleri sıkça anlatılır.

1. İsrailoğulları:

“Andolsun, biz İsrailoğullarına Kitap’ı, hüküm verme yetkisini ve peygamberliği verdik…”
(Câsiye, 45/16)

“Ne zaman bir peygamber, nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şey getirdiyse, ya yalanladılar ya da öldürdüler.”
(Bakara, 2/87)

2. Karun’un Düşüşü:

“Karun, Musa’nın kavmindendi. Onlara karşı azdı…”
(Kasas, 28/76)

“Ben bunlara yalnız ilmim sayesinde kavuştum, dedi…”
(Kasas, 28/78)

“Nihayet biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik…”
(Kasas, 28/81)

3. Firavun’un Musa’yı Önce Sahiplenmesi, Sonra Tehdit Etmesi:

“(Firavun dedi ki:) Biz seni çocukken bağrımıza bastık…”
(Şuarâ, 26/18)

“Eğer Musa’ya ve Rabbine inanırsanız, sizi astırırım!”
(A’râf, 7/124)

Bu ayetler, bir figürün önce yüceltilip sonra sistem tarafından reddedilmesini açıkça ortaya koyar.


SONUÇ

Network filmi, sistemin hakikati nasıl sömürdüğünü çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer:

– Gerçekleri dile getirenler önce yüceleştirilir.
– Ardından sistem tarafından ehlileştirilir.
– En sonunda ya unutulur, ya susturulur, ya da tüketilir.

Film, bu döngüyü trajik bir sonla anlatır:

“Howard Beale, televizyonda reyting uğruna öldürülen ilk adam oldu.”

Bu sadece bir film değil; içinde yaşadığımız gerçekliğin aynasıdır.

 

New York’ta, CCA yönetim kurulu masasının en ucunda Howard Beale oturmaktadır. CCA Başkanı Arthur Jensen (Ned Beatty), Beale’i sert bir dille eleştirmeğe başlar ve onu “doğanın temel güçlerine karıştığı” (yani para ve iş) ile suçlar.

 


TÜRKİYE’DEN ÖRNEKLER

  • Ahmet Kaya – Önce övüldü, sonra linç edildi. Gerçeği söylediği için sistem dışına itildi. Öldükten sonra “sisteme uygun” hâle getirilerek anıldı.

  • Sezen Aksu – Bir dönem toplumun sesi olarak öne çıktı. Daha sonra bir şarkısındaki dinî göndermeler nedeniyle hedef hâline geldi.

  • Haluk Levent – Yardım faaliyetleriyle öne çıktı. Ancak zamanla medya ilgisi ve bazı tartışmalar, yaptığı hizmetlerin önüne geçti.

  • İlber Ortaylı – Ciddi fikirleriyle tanındı. Fakat zamanla sosyal medya “caps”leriyle mesajları sulandırıldı.

  • Cem Yılmaz – Toplumsal eleştiriler yaptı, fakat zamanla yalnızca “komedyen” rolüne indirgenerek sistemin eğlence unsuru hâline geldi.

Medya Figürleri:

  • Uğur Dündar
    • Halk gazeteciliğiyle tanındı.
    • 90’larda Arena programıyla adaletsizliklere karşı güçlü bir ses oldu.
    • Ancak zamanla “reyting baskısı” ve medya patronajı arasında denge kurmak zorunda kaldı.

  • Mehmet Ali Birand
    • Türkiye’de televizyon haberciliğini dönüştüren bir isimdi.
    32. Gün programıyla medya-siyaset ilişkisini ortaya koydu.
    • Başlangıçta bağımsız duruşu varken, ilerleyen yıllarda sistemin içinde “uyumlu” bir aktör hâline geldiği yorumları yapıldı.

    Kaynak:  https://pophistorydig.com/topics/hollywood-film-network-1976/

  • MERAKLISINA NOT:  2000 yılında ABD Kongre Kütüphanesi, kültürel önemi nedeniyle filmi Ulusal Film Arşivi’nde saklanmak üzere seçti.
    Filmdeki en önemli replik:
    Howard Beale, reytinglerde hızla yükseliyor. Yayındaki tutkulu çıkışları ülkeyi harekete geçirdi. Ve bu arada, bazı önemli gözlemlerde bulunuyor:“…[H]erinizin yüzde üçünden azı kitap okuyor! …Herinizin yüzde on beşinden azı gazete okuyor! Çünkü bildiğiniz tek gerçek, bu metrodan öğrendiğiniz şey…”“…Televizyon gerçek değil! Televizyon, kahrolası bir eğlence parkı! Televizyon bir sirk, bir karnaval, gezici akrobatlar, hikaye anlatıcıları, dansçılar, şarkıcılar, hokkabazlar, gösteri manyakları, aslan terbiyecileri ve futbolculardan oluşan bir topluluk. Biz can sıkıntısını gideren bir işteyiz!…

     

    1976 yapımı “Network” filminin afişinde, ağ yöneticisinin ünlü “kurumsal kozmoloji” nutuğundan bir sahne kullanılmış.

One thought on “ASLINDA MEDYA KİMİN SESİ?

  1. Özgürce duşuncelerini soylemek kimsenin hoşuna gitmez
    Bireyseligimizi fark ederek korumamiz lazim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website