“Sanıyor musun?” Ayetleri
- Kıyamet, 36: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?”
- Müminun, 115: “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
- Ankebut, 2: “İnsanlar, ‘İnandık’ demekle hiç denenmeden bırakılacaklarını mı sandılar?”
- Bakara, 214: “Sizden öncekilerin çektiklerini çekmeden öylece cennete gireceğinizi mi sandınız?”
- Ali İmran, 142: “Allah içinizden çaba harcayanları ve sabredenleri ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”
- Hümeze, 3: “O, malının kendisini sonsuzlaştıracağını (ölümsüz kılacağını) sanır.”
AYETLERDE GEÇEN ‘Hasibe’ kelimesi bugün kullandığımız ‘hesap makinesi’ ile aynı kökten geliyor. Allah bu ayetlerde aslında ‘Yanlış hesap makinesi kullanıyorsun, işlem önceliğini karıştırıyorsun; hayatın sonucunu yanlış hesaplıyorsun’ demek istiyor.”
Hayatın “Hesap Makinesi” Analizi
Arkadaşlar, fark ettiniz mi? Bu ayetlerin hepsinde ortak bir kök var: Hasibe. Bu kelime, bugün cebimizdeki “hesap makinesi” ile aynı kökten gelir. Allah bu sorularla bize aslında çok teknik bir uyarı yapıyor:
“Kendi hayat denklemini kurarken yanlış hesap makinesi kullanıyorsun! İşlem önceliğini karıştırıyorsun. Sadece ‘dünya’ rakamlarını topluyor, ‘ahiret’ çarpanını unutuyorsun. Sonuçta hep ‘ERROR’ veriyorsun. Hayatın sonucunu yanlış hesaplıyorsun!”
Pîr-i Türkistan’dan Bir Hikmet (Hoca Ahmed Yesevî)
Bu “hesap” meselesini asırlar önce Hoca Ahmed Yesevî hazretleri şöyle özetlemiş:
“Dünya benim diyenler, cihan malını alanlar, Akbabalar gibi haramı besleyip yiyenler, Hesap günü geldiğinde, o hesabı nasıl verirler?”
Yesevî diyor ki; hesabı sadece bu dünya üzerinden yapanlar, topladıkları malın bir gün “eksi”ye düşeceğini hesaba katmayanlardır. Gerçek akıllı kişi, hesabını son nefese göre yapandır.
Nasreddin Hoca ve “Kayıp Eşek” Hesabı
Meşhurdur ya, Nasreddin Hoca bir gün on tane eşekle yola çıkmış. Binmiş eşeklerden birine, başlamış saymaya: “1, 2, 3… 9.” “Eyvah!” demiş, “Biri kayıp!”
Hemen inmiş aşağı, bir daha saymış: “1, 2, 3… 9, 10.” “Tamam” demiş, tekrar binmiş. Bir daha saymış: “Yine 9!”
En sonunda demiş ki: “Yahu bu eşek beni üzerinden indirince 10 oluyor, binince 9. En iyisi ben yürüyeyim de eşeklerin sayısı eksilmesin!”
Kıssadan Hisse: Arkadaşlar, biz de bazen Nasreddin Hoca gibi yapıyoruz. Hayatı sayarken, parayı sayarken, başarıyı sayarken; üzerinde oturduğumuz nefsimizi ve kendi kusurlarımızı saymayı unutuyoruz. Kendimizi hesaba katmadan yaptığımız her toplama işlemi bizi eksik sonuca götürür.
Hayat tesadüf değildir, bir “hesap” işidir.
- Başıboş değilsin; bir görevin var.
- Sadece sözle değil; duruşunla ve karakterinle sınanıyorsun.
- En büyük hesap hatası; kendini ölümsüz, dünyayı kusursuz sanmaktır.
Farkındalık : İnsan her sabah kalktığında “Ben boş yere mi yaratıldım?” sorusunu kendine sormalı ve hayatını bu farkındalıkla yaşamalıdır.
Sorumluluk: Dünya hayatı bir “tribün izleyicisi” gibi değil, bizzat sahanın içinde sorumluluk alarak yaşanması gereken bir süreçtir.
Saflaşma Süreci : Karşılaşılan zorluklar, dertler ve sınavlar; insanın imanında samimi olup olmadığını ortaya çıkaran, onu “saflaştıran” birer ateştir (potadır).
Eylem Odaklı İman : Gerçek iman; sadece dilde kalan bir söz değil, meyve veren bir ağaç gibi hayata, ahlaka ve amele yansıyan bir disiplindir.
Geçicilik: Maddi imkanların (para, makam, aile) insanı dünyada ebedi kılmayacağı gerçeğiyle yüzleşilmeli, zanlar üzerine değil hakikat üzerine bir hayat inşa edilmelidir.