Belki de acelemizin sebebi gerçekten zamanımızın az olması değil; durduğumuz zaman kendimizle karşılaşacak olmamızdır.
Modern insan çoğu zaman planlıyor, hesaplıyor, koşuyor, karşılaştırıyor, geleceğe hazırlanıyor; fakat tam da bunları yaparken şimdiki hayatını kaçırabiliyor.
Sabah kalkıyoruz ve daha gün başlamadan zihnimiz koşmaya başlıyor: Bugün ne yapacağım, nereye yetişeceğim, hangi işi bitireceğim, yarın ne olacak?
Fakat belki sormamız gereken daha önemli bir soru var:
Ben nereye yetişiyorum?
DURMAKTAN NEDEN KORKUYORUZ?
J. Krishnamurti’nin şu sözü düşündürücüdür:
“Korkunun en büyük nedenlerinden biri kendimizle yüzleşmek istememektir.” (1)
Belki de bu nedenle sürekli meşgul olmak bize iyi geliyor. Telefon, sosyal medya, işler, toplantılar, planlar… Çünkü insan durduğu zaman dışarıdaki sesler azalıyor ve kendi içindeki sesi duymaya başlıyor.
HAYATI KONTROL ETMEK BAŞKA, YAŞAMAK BAŞKA
Elbette plan yapmak, çalışmak ve geleceği düşünmek gerekir. Sorun, geleceği hazırlarken bugünü feda etmeye başladığımızda ortaya çıkıyor.
Krishnamurti şöyle diyor:
“Yarın mutlu olacağım, yarın başarıya ulaşacağım, yarın dünya güzel bir yer olacak…” (2)
Biz de çoğu zaman aynı şeyi yapıyoruz: “Şu iş bitsin rahatlayacağım.” “Emekli olayım yaşayacağım.” “Şu sorun çözülsün mutlu olacağım.”
Patrica Muradi’nin 60 Saniyede Yüksek Moral Depolama kitabındaki ifade bunu çok güzel özetliyor:
“Bekliyorum! Olursa mutlu olacağım… Yani şu an mutlu değil… Yani anı yaşayamamak…” (3)
Peki o beklediğimiz gün gelinceye kadar geçen zaman ne olacak?
O zaman da bizim hayatımız değil mi?
GÜNÜ YAKALAMAYA ÇALIŞIRKEN GÜNÜ KAÇIRMAK
Modern hayat bize sürekli hız öğretiyor: Daha hızlı çalış, daha hızlı kazan, daha hızlı tüket, daha hızlı cevap ver…
Fakat hızlı yaşamak ile iyi yaşamak aynı şey değildir.
Muradi, büyük şehir insanını anlatırken günlük koşuşturmalar içinde bazen “panik halde günü yakalamaya” çalıştığımızı söylüyor. (4)
Ne kadar düşündürücü:
Günü yakalamaya çalışırken günü kaçırıyoruz.
Çünkü hayat yalnızca büyük hedeflerden oluşmuyor. İçtiğimiz bir çayın tadı, sevdiğimiz biriyle yaptığımız sohbet, yürürken gördüğümüz gökyüzü, annemizin-babamızın sesi, çocuğumuzun gülüşü de hayatın kendisidir.
Mesele çalışmayı veya plan yapmayı bırakmak değildir. Mesele koşarken neden koştuğumuzu unutmamaktır.
Hayatı kontrol etmeye çalışmakla hayatı yaşamak aynı şey değildir.
Belki zaman zaman durup kendimize sormamız gerekiyor:
Ben şu anda gerçekten hayatımı mı yaşıyorum, yoksa yalnızca bir sonraki güne mi hazırlanıyorum?
Kur’an’ın yaklaşık 1400 yıl önce sorduğu son derece kısa bir soru, modern insanın bu koşuşturmasına da düşündürücü bir ayna tutuyor:
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ
“FE EYNE TEZHEBÛN?”
“ÖYLEYSE NEREYE GİDİYORSUNUZ?”
(Tekvîr Suresi, 26. ayet)
Belki de mesele yalnızca ne kadar hızlı gittiğimiz değildir.
Asıl mesele, nereye gittiğimizi bilip bilmediğimizdir.
KAYNAKLAR
(1) J. Krishnamurti, Değişmek Zorundayız.
(2) J. Krishnamurti, Değişmek Zorundayız.
(3) Patrica Muradi, 60 Saniyede Yüksek Moral Depolama.
(4) Patrica Muradi, 60 Saniyede Yüksek Moral Depolama.