Žižek’in İçimizdeki Putları ve İslam’ın Hakikat Çağrısı

Günümüz insanı, belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar “özgür” olduğunu düşünüyor. Kendi kararlarını verdiğine, dijital dünyada sınırsız seçeneğe sahip olduğuna ve hiçbir ideolojinin dayatması altında bulunmadığına inanıyor. Peki ya bu “özgürlük” hissi, aslında görünmez bir kafesin parmaklıklarıysa?

Kur’an-ı Kerim’de bu duruma işaret eden bir ayet şöyledir:

“Onlara ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler.”
(Bakara Suresi, 11)

İnsan çoğu zaman hakikati değil, kendi inşa ettiği anlam dünyasını yaşar.

Sloven filozof Slavoj Žižek’in üzerinde titizlikle durduğu konu tam da budur: İdeoloji, dışarıdan bize dayatılan kaba bir propagandadan ibaret değildir. Asıl ideoloji, dünyayı “doğal” ve “normal” olarak algılama biçimimizin ta kendisidir. Bu yazıda, Žižek’in bu çarpıcı tespitlerini İslam düşüncesindeki hakikat, nefis muhasebesi ve dünyaya ait yanılgılar üzerinden ele alacağız.

1. Doğal Sandığımız İlişkiler: Putların En Gizlisi

Žižek’e göre ideolojinin en büyük başarısı, kendisini “doğa” olarak gizlemesidir. Biz, içinde yaşadığımız toplumsal düzeni, tüketim alışkanlıklarımızı, statü sembollerini ve hatta özgürlük anlayışımızı sanki bunlar “hep varmış gibi” kabul ederiz. Oysa Kuran-ı Kerim, bu türden bir dünyaya aşırı bağlanmayı ve onun şartlarını sorgulamadan kabullenmeyi “heva” (nefsin arzusu) ve “putperestlik” kavramlarıyla açıklar.

Yüce Allah şöyle buyurur:

“Hevasını (nefsinin arzusunu) kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü?” (Casiye Suresi, 23)

Žižek’in “yüce nesneler” dediği şeyler –devlet, para, marka kimliği, hatta şehir efsaneleri– zamanla o kadar kutsallaşır ki, onları sorgulamak neredeyse tabu haline gelir. Bu, cahiliye döneminde taştan putlara tapmaktan farklı bir şey değildir; sadece daha sofistike ve görünmez bir putperestliktir.

Mevlana Celaleddin Rumi bu durumu nefis muhasebesiyle şöyle özetler:

“Sen sandalın ta kendisisin, deniz değil. Kendini deniz sanıyorsun, oysa bir damla su içinde boğulmaya hazırsın.” (Mesnevi)

2. Bilmeye Rağmen Yapmak: Modern Çelişkinin Kalbi

Žižek’in en sarsıcı tespitlerinden biri şudur: İnsanlar ne yaptıklarını çok iyi bilir, fakat yine de o şekilde davranmaya devam ederler. Sigaranın zararlı olduğunu bilir ama içeriz. Sosyal medyanın bizi mutsuz ettiğini biliriz ama saatlerce kaydırmaya devam ederiz. Haksız bir düzenin parçası olduğumuzu biliriz ama ses çıkarmayız.

Bu durum, İslam ahlakında “nefs-i emmare” (kötülüğü emreden nefis) ve “mukabele” kavramlarıyla doğrudan ilişkilidir. İnsan, bilgi ile eylem arasında bir uçurum yaşar. İşte İslam’ın istediği şey, sadece bilmek değil, “ilim ve amelin bütünleşmesidir.”

İmam-ı Gazali bu çelişkiyi şöyle dile getirir:

“Bilgi, seni amele sevk etmiyorsa, cehalet daha hayırlıdır.” (İhya-u Ulumi’d-Din)

Hacı Bektaş-ı Veli de bu noktada özeleştiriyi buyurur:

“İlimten amele, amelekte ilim gerek. Bilip yapmayan, bilmeyenden daha beterdir.” (Makalat)

3. İdeolojik Haz: Neden Eleştirdiğimiz Düzene Bağlı Kalırız?

Žižek’in en orijinal fikirlerinden biri de “ideolojik haz” kavramıdır. İnsanlar sisteme sadece korkudan veya zorunluluktan bağlı kalmaz; aynı zamanda eleştirdikleri bu düzenin içinde gizli bir keyif de bulurlar. Örneğin, sıkıcı işimizden şikayet ederiz ama o iş bize bir mağduriyet kimliği ve arkadaş ortamında şikayet etme hazzı sunar.

İslam düşüncesi bu durumu “dünya zevklerine aldanma” çatısı altında inceler. Allah Kuran’da şöyle buyurur:

“Kötülüklerin açığını da gizlisini de bırakın. Muhakkak ki günah işleyenler, yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.” (En’am Suresi, 120)

Bu ayet, sadece fiziksel günahları değil; kalpten geçen gizli arzuları, farkında olmadan beslediğimiz kötü alışkanlıkları da hedef alır.

Farabi el-Medinetü’l-Fazıla (Erdemli Şehir) adlı eserinde, insanların cehalet yoluyla kötü bir düzene nasıl alıştığını anlatır. Ona göre erdemli şehrin tam tersi olan cahiliye şehirlerinde insanlar, kendi esaretlerini özgürlük sanırlar. Bu, Žižek’in “özgürlük yanılsaması” ile birebir örtüşür.

4. Hakikatin Peşinde: Gözümüzdeki Perdeyi Kaldırmak

Žižek’in felsefesinin belki de en önemli çıkarımı şudur: Saf ve nesnel bir gerçeklik yoktur. Her gerçeklik, içinde bir miktar kurgu barındırır. İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, anlamlandırdıkları gibi görürler. Bu anlamlandırma süreci, eğer sorgulanmazsa, bizi hakikatten uzaklaştırır.

İşte İslam’ın en temel çağrısı olan “Hakikat” arayışı tam da bu noktada devreye girer. Kuran sürekli olarak “akletmiyor musunuz?” , “düşünmüyor musunuz?” , “gözlerinizde bir perde mi var?” diye sorar.

“Onların kalpleri vardır, onunla anlamazlar; gözleri vardır, onunla görmezler; kulakları vardır, onunla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar.” (Araf Suresi, 179)

İbn Sina (Avicenna) , işaret ettiği gibi, insanın en büyük düşmanının alışkanlıklar ve taklit (taassup) olduğunu söyler. Gerçek bilgiye ulaşmak için önce nefsanî arzulardan ve toplumun dayattığı kör kabullerden sıyrılmak gerekir.

İbn Haldun ise Mukaddime’sinde, insanların çoğunlukla atalarından gördükleri şeyleri doğru kabul ettiklerini ve asabiyet (grup bağı) duygusunun onları hakikati görmekten nasıl alıkoyduğunu anlatır. Bu, Žižek’in ideolojinin grup halinde yaşanan bir “haz” olması fikrini tamamlar.

Nasreddin Hoca’dan İbretlik Bir Nükte: “Sen de Haksızsın!”

Nasreddin Hoca bir gün minbere çıkmış ve cemaate sormuş:

  • “Ey cemaat, benim ne dediğimi biliyor musunuz?”

    Herkes: “Bilmiyoruz!”demiş.

    Hoca: “Öyleyse anlatacaklarım boşuna. Siz bilmezseniz ben niye anlatayım?” diyerek inmiş.

Ertesi cuma yine çıkmış:

  • “Şimdi biliyor musunuz ne diyeceğimi?”

    Cemaat akıllanmış: “Evet biliyoruz!”

    Hoca: “Madem biliyorsunuz, anlatmama gerek yok.”demiş ve yine inmiş.

Üçüncü cuma çaresiz kalan cemaat bir kısım “Yarısını biliyoruz, yarısını bilmiyoruz!” demiş.
Hoca: “Aferin! O halde bilenler, bilmeyenlere anlatsın!” diyerek minberden inmiş.

Bu hikayenin Žižek’le ilgisi nedir? İdeoloji tam da böyle işler: Herkes bir şeyleri “yarı yarıya” bilir. Sistemin adaletsiz olduğunu biliriz ama “öbürleri daha beter” deriz. Kendi payımıza düşen bahaneyi üretiriz. Hoca’nın altını çizdiği gibi, sorumluluk ertelemek ideolojinin en sevdiği oyundur.

Sonuç: Gerçekten Özgür müyüz, Yoksa Özgür Olduğumuza mı İnanıyoruz?

Žižek bize şu soruyu haykırır: Ya özgürlük dediğimiz şey, ideolojinin bize armağan ettiği bir oyuncaksa? Modern insan, hangi markayı alacağını seçerken özgürdür ama bu seçimin kendisi bir tüketim ideolojisinin parçasıdır. Düşüncelerimizi özgürce ifade ettiğimizi sanırız ama ifade ettiğimiz şeyler çoğu zaman bize öğretilmiş kalıplardır.

İslam’ın Allah vergisi akıl, “tefekkür” (derin düşünme) ve “tezekkür” (öğüt alıp hatırlama) emri, işte bu noktada devreye girer. Hakiki Müslüman, önce kendi nefsindeki putları devirir, sonra toplumsal ideolojilerin parmaklıklarını fark eder. Ancak o zaman, “Lâ ilahe illallah” (Allah’tan başka ilah yoktur) demenin hakkını verir. Çünkü bu cümle, aynı zamanda “Görünmez putlar da yoktur” anlamına gelir.

Belki de asıl kurtuluş, Žižek’in dediği gibi, rahatımızdan vazgeçip o “ideolojik haz”dan sıyrılmakta yatar. Kendimize şu soruyu soralım:
Bizleri esir alan görünmez zincirlerimiz neler?

www.hakikatevi.net olarak, bu sorunun cevabını birlikte aramaya devam ediyoruz.

Bu Makalenin Filozofu: Slavoj Žižek Kimdir?

Sloven filozof ve kültür eleştirmeni Slavoj Žižek, 1949 yılında Ljubljana’da doğdu. Günümüzün en sıra dışı, en popüler ve en tartışmalı düşünürlerinden biridir. Žižek’i diğer filozoflardan ayıran en büyük özelliği, Alman felsefesi (özellikle Hegel), Fransız psikanalizi (Jacques Lacan) ve popüler kültürü (filmler, çizgi romanlar, dedektif romanları) aynı potada eritmesidir.

One thought on “İDEOLOJİNİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: “Gerçekten Özgür Müyüz? “”

  1. Halk, her şeyini bitirince dinini yemeye başlar. 99

    Victor Hugo

    Egoistlik. Bilincsizlik demedim bilincli sekilde bakmak ile gormek arasindaninin farkındalık olmamak. Bugun etrafimdaki guzelliklerin resmini cekerken hem cekeyim ama once hissetmem lazim diye düşündüm. Bukadar teknoloji ilerliyor evet ama hisller bizi bizden almasin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website