MANEVİ GÖREV İLE YOLA ÇIKIYORLAR
Âlâ Sultan şimdi dünyaya yeniden gelse kafasında bazı soru işaretleri oluşur. ”Bu insanlar ne yapıyor ilim irfandan bu kadar mı uzaklaştılar?”diye. Evet şimdiye şartlar durumlar öncesine göre farklı. Hoca Ahmet Yesevi’nin görevlendirdiği Horsan Erenlerinden her biri bir bölgeye manevi bir vazife ile gelmişler bölgenin manevi fethi için Anadolu’nun çeşitli yerlerine dergâhlarını kurmuşlardır. Horasan Erenleri olarak ifade edilen dedeler, babalar ve analar Anadolu’nun fethinde görev almışlar ve onların buralara gelişleri konusunda farklı menkıbeler anlatılmıştır. Bu menkıbelerde velînin iskânlaştırmada bulunacağı bölge, şeyhinin fırlattığı eğsiyi (ucu yanık ağaç parçası) takip sonucunda gerçekleşmiştir. Bu zümreler halk arasında dede, baba ve evliya gibi isimlerle anılmaktadır. Kütahya ve yöresinde de halk arasında bu isimlerle anılan ve Horasan Ereni olarak bilinen şahsiyetlerden biri de Ala Sultan Horasan’dan yola çıkarak kendisine verilen görevi yerine getiriyor.
ÂLÂ NE DEMEK, NEDEN ALA DENİLDİ?
Âlâ aslında çok iyi anlamında “bundan iyisi Şam’da kayısı” sözünün kısa halidir diyebiliriz. Tavşanlı Âlâ Sultan Türbesi’nde yatan Adil Sultan, gösterdiği büyüklük neticesinde “Âlâ” sıfatın almıştır. Günlerde birgün Kocasu taşar, her tarafı sel alır. Pazar Çam’ının olduğu yer bir ada gibi ortada kalır, su günlerce çekilmez, insanlar ve hayvanlar açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bunu güren Adil Sultan mucizevî bir şekilde su üstünden yürüyerek insanlara ve hayvanlara yiyecek götürür. Bu olaydan çok memnun kalan halk, ‘’sen sultan değil, sultanların alasısın’’ diyerek onu överler. O günden bugüne Âlâ Sultan olarak anılır.
MANEVİ KARDEŞLERİ
Bir rivayete göre Mülayim Dede ,Âla Dede ve Karaca Ahmet Dede, aynı medresede eğitim alırken artık birbirileriyle o kadar iyi dost olurlar ki “Kündekari” dediğimiz bir bütün oluştururlar ve kardeş olarak birbirlerini kardeş olarak görürler. Bu üç şahsında da mezarları yapılış bakımından birbirine benzemektedir (Mülayim Dede/ Tavşanlı). Bununla birlikte Ala Sultan’ın , günümüzde türbesinde yine manevi büyüklerden olan Sefer Dede , İsmail Dede ve Süleyman Dede ile aynı kubbe altında bulunmaktadır.
VEFAT ETTİĞİNDE MEZARA KENDİSİ GİDEN ALLAH DOSTU
Kütahya yöresinin dillerden dile aktardığı o efsane vardır. Tabi ki bu efsaneler hem ölen kişiyi yüceltmek hem de inanmak için daha farklı bir yaklaşım aramak için söylenmiştir. Horasan Erenleri ne zaman öleceğini önceden haber verir. Âlâ Sultan ne zaman öleceğini bilir ve ölüm sonrasında bedenine kimsenin dokunmasına izin vermez. Öldüğünde gömüleceği zaman kimseye, elini dahi elletmemiş, mezara kendi girip yattığı söylenir. (Âlâ Sultan/ Tavşanlı).
ERENLERİ ANLATMAK İÇİN KULLANILAN BAZI MOTİFLER
Horasan Erenleriyle ilgili menkıbelerdeki yaygın motifler şunlardır: Tayy-i zaman ve mekân, don değiştirme(doğan, güvercin, geyik) öldürücü ve tahrip edici şeylerden etkilenmeme, maddenin mahiyet ve niteliğini değiştirme, tabiat kuvvetini istediği gibi yönlendirebilme, yerden, taş veya kayadan su çıkartma, hayvanlara söz geçirme, akıldan geçenleri bilme, gelecekte olacakları bildirme, bereket getirme, felaketlere maruz kalanları kurtarma, veliliğine inanmayanlara felaket musallat etmek, hastalık ve vücut arızalarını gidermek. Tabi ki bunlara inanmak isteyenler vardır ama aklını kullanmak hem Allah’ın emri hem de eren ve velilerin en öncekli eğitimidir. Yukarıda geçen olayların fizik ve biyolojik olarak elbette bir açıklaması vardır.
ALA SULTAN TÜRBESİ İLE İLGİLİ BİR DE ANI BULUNUYOR
Şimdi yaklaşık 60-65 yaşlarında bulunan bölge halkında bir abimizin anlattığına göre ,abimiz küçük yaşta iken türbe etrafında oynarmuş. Bir oyun sırasında kendisine yetecek kadar harçlık bulmuş. .Yine birgün türbe çevresinde dolaşırken yerde harçlık bulmuş. O esnada kendisine gelen aksakallı bir efendi ile karşılaşmış. Aksakkalı efendi ağabeyimize kendisinin bu türbe etrafında her ziyaretinde harçlık bulacağını fakat bunu ”sır”olarak tutması gerektiğini söylemiş. Ağabeyimiz yine belli bir süre buradan harçlığın almaya devam etmiş fakat anne ve babası şüphelendiğinde durumu söylemek zorunda kalmış . Daha sonra ise bizlere anlattığı bu durum nihayete ermiş ve tıpkı efendinin dediği gibi kısmetler sona ermiş.Evet . Allah dostlarında hikmetler bitmez , Aramak ile bulunmaz ama bulanlar hep aryanlardır. Bizlerde aramaya , araştırmaya , keşfetmeye devam edeceğiz inşallah. Hayrlara ulaşmak dileği ile.
KAYNAKÇA
1)https://www.gelisimveinsan.com/wp-content/uploads/2016/03/eaday.pdf
2) https://dspace.balikesir.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12462/1796




