Eskiden bazı dilekçelerin işleme alınabilmesi için damga pulu gerekirdi. Pulsuz dilekçe adeta yok hükmündeydi; evrak işleme konulmaz, iş uzar giderdi.
Peki, düşünün: Dünyevi bir ihtiyacımız için yazdığımız dilekçe, arzuhal ya da şikâyet dilekçesi bile pulsuz geçerli sayılmıyorsa, Allah’a ettiğimiz dua için de damga pulu gerekiyor olabilir mi? Bilmem, benim aklıma böyle bir soru geldi. Siz ne dersiniz? Dualarımızın gerçekleşmesi için sizce ne yapmalıyız?
Elbette Allah’a dua etmek için gerçek bir pul, bir bedel ya da özel bir işlem gerekmez. Kur’an, Allah’ın kullarına yakın olduğunu ve duaya karşılık verdiğini bildirir. Buradaki “damga pulu” benzetmemi şöyle açıklayayım:
Duanın Birinci Damgası: Samimiyet
Dua, sadece isteklerimizi sıralamak değildir. İnsanın aczini bilerek Allah’a yönelmesi, derdini O’na açması ve kalbini gösterişten uzak tutmasıdır.
Kur’an’da şöyle buyrulur: “Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin.” (A’râf Suresi, 55. ayet)
Bu ayet, duanın sesinin yüksekliğinden önce kalbin içtenliğine dikkat etmemiz gerektiğini hatırlatır. İnsan duasını başkalarına göstermek için değil, Allah’a yönelmek için eder. Samimiyet, duanın ilk damgasıdır.
Duanın İkinci Damgası: Israr ve Sabır
Bazen bir duayı tekrar tekrar ederiz; beklediğimiz sonuç hemen gelmeyebilir. Böyle zamanlarda dua etmeyi bırakmak yerine Allah’a yönelmeyi sürdürürüz. Çünkü dua, Allah’a ne yapması gerektiğini bildirmek değil; O’na güvenerek ihtiyacımızı dile getirmektir.
Kur’an şöyle bildirir: “Bana dua edince dua edenin duasına karşılık veririm.” (Bakara Suresi, 186. ayet)
Bu ayet, her isteğimizin tam istediğimiz zamanda ve biçimde gerçekleşeceği anlamına gelmez. Dua, Allah’la bağımızı canlı tutar; bize umut, sabır ve yön verir. Israr, sonucu zorlamak değil; umutsuzluğa kapılmadan Allah’a yönelmeyi sürdürmektir.
Duanın Üçüncü Damgası: İstikrar
Bir gün dua edip sonra Allah’ı ve sorumluluklarımızı unutmak, duanın ruhunu eksik bırakabilir.
“Andolsun, daha önce Âdem’den söz almıştık; fakat o unuttu. Biz onda bir kararlılık (istikrar/azim) bulmadık.” (Tâhâ Suresi, 115. ayet)
Bu ayet, duanın yalnızca bir anlık bir yöneliş olmadığını; hayat boyu süren bir istikrar gerektirdiğini hatırlatır.
Duanın Dördüncü Damgası: Îsâr ve Gönüllü İyilik
Îsâr, başkasını kendine tercih etmek; diğerkâmlık; insanın kendi ihtiyacı varken bile bir başkasının ihtiyacını gözetebilmesidir. Kur’an, ihtiyaç içinde olsalar dahi başkalarını kendilerine tercih edenleri över:
“Onlardan önce bu yurda yerleşmiş ve gönülden inanmış olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler; onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin tamahından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Haşr Suresi, 59. ayet)
İyilik yalnızca para vermek değildir. Birini dinlemek, yaşlı bir insana yardım etmek, bir öğrencinin önünü açmak, ihtiyaç sahibini incitmeden desteklemek de gönüllü iyiliklerdir. Kur’an, “Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz” buyurur (Âl-i İmrân Suresi, 92. ayet).
Dua Bir Alışveriş Değil, Bir Yöneliştir
“Dualarımıza damga pulu koyalım” derken, Allah’tan bir şey istemek için önce iyilik yapmamız gerektiğini söylemiyoruz. Allah’ın rahmeti bir alışverişe bağlı değildir. Samimiyet, sabır, istikrar ve iyilik; duanın bedeli değil, dua eden insanın taşıyabileceği güzel niteliklerdir.
Bir dilekçe, pulu olmadan işleme konulmayabilir; fakat dua bir devlet dairesindeki evrak değildir. Allah kullarına yakındır. Damga pulu benzetmesi bize yalnızca şu soruyu sordursun: Dilimle dilediğim iyiliğin izini hayatımda da taşıyor muyum?
Ne Anlamalıyız?
- Dua etmek için gerçek bir damga pulu ya da bedel gerekmez; benzetme, duaya eşlik eden güzel nitelikleri anlatır.
- Samimiyet, duanın içten ve gösterişten uzak olmasıdır.
- Israr ve sabır, beklediğimiz sonuç gecikse de Allah’a yönelmeyi sürdürmektir.
- İstikrar, duada istediğimiz iyiliği davranışlarımızda da aramaktır.
- Îsâr ve gönüllü iyilik, başkalarının ihtiyacını gözeterek elimizden gelen desteği sunmaktır.
- Dua bir alışveriş değildir; iyilikler de duanın karşılığını satın almaz. İyilik, inancımızın hayatımıza yansımasıdır.
Meraklısına Not: Damga Pulunun Kısa Tarihçesi
Eskiden dilekçe vermek bugünkü kadar kolay değildi. Bazı dilekçelerin damgalı kâğıda yazılması, senet ve mahkemeye sunulan kimi evrakta da damga pulu bulunması gerekiyordu. Pul eksikse evrak işleme alınmayabiliyor, işlem gecikebiliyordu.
Osmanlı’da resmî evraka damga vurulması için 1845’te bir matbaa kuruldu. 1861’de resmî belgelerle ilgili düzenleme yapıldı; 1873’te çıkarılan Damga Nizamnamesi’yle pul uygulaması yeni bir aşamaya geçti.
Cumhuriyet döneminde 1964’te Damga Vergisi Kanunu kabul edildi. Dilekçelerle ilgili pul zorunluluğu 1985’te kaldırıldı. Damga vergisini fiziksel pul yapıştırarak ödeme uygulaması da 2005’te sona erdi. Yani pul kullanımı kalktı; damga vergisi ise devam etti.
Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
www.hakikatevi.net


