BUHARA’DAN GELEN KIRKLARDAN BİR ABDAL
Türkistan ve Buhara bölgesi alimleri ile zahitleri ile ve velileri ile Türk yurdunun manevi anlamda gelişmesinde ciddi faydaları olmuş, halkın manevi irşadına vesile olan kıymetli erenler gönüllerde taht sahibi olmuşlardır.Güldeste sahibi Belîğ’e göre Abdal Murad, Bursa’nın fethinden önce Oğlu Abdal Mehmed ile Buhara’dan Bursa’ya gelen abdallardan biridir. Aslen Buhara doğumlu olan Kutubu-ül Arifin Abdal Murad hazretlerinin kesin doğum tarihi bilinmemekle birlikte, Buhara’da gelen kırklardan yani evliyalık mertebesine erişmiş şahsiyetlerden olduğu bilinmektedir. Bursa’nın fethinde (1326) Orhan Gazi’ye yardım etmiş,fetih sırasında uzunluğu dört arşın (2 metre 64 santim) altmış okkalık ağırlığı olan ve kimse eline alıp sallayamadığı ağaç kılıcı ile çeşitli secaatlar gösterdiği rivayet edilmektedir. Fetihten sonra vefat edince bugünkü türbesinin bulunduğu yere defnedilmiştir.
AVRUPALI SEYYAHLARIN ESERLERİNE KONU OLMUŞ BİR ALİM
Menkıbelere konu olan kocaman kılıcı ile yılan şeklindeki tunç topuzunun ve daha birçok yönü ile dikkat çeken bir alim olan Abdal Murad Hazretleri’nin türbesi , yine Orhan gazi tarafından yaptırılmış , bununla birlikte binden fazla sahan,tencere ve kazan gibi bakır bir çok kap kacak eşyayı tekkeye vakfetmiştir. efsanelere konu olan meşhur kılıcı ve topuzu ise XVII. Yüzyılda türbede bulunduğu söylenmekte ise de XIX. Yüzyılın sonlarında bunların ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Avrupalı seyyahlara dayanarak bilgi veren Hasluck ile Belîğ’in ve Evliya Çelebi’nin kılıçla ilgili rivayetleri farklıdır.
ABDAL MURAD TEKKESİ SADECE TEKKE DEĞİL DİNLENME YERİ
Abdal Murad Tekkesi’yle ilgili ilk detaylı bilgiler Evliya Çelebi’ye aittir. Onun şahitliğine göre tekkede Bektaşi dervişleri muazzam büyüklükteki tekke mutfağında misafirlere hizmet vermişlerdir. Tekkenin bulunduğu bölge padişahların ve ileri gelen ayanların gelip ziyaret ve istirahat ettikleri, şehre nazır bir mesire yeriydi.Bir şiirde şöyle bahsedilmektedir. Şehrengiz-i Bursa adlı manzum eserinde “Arsa-i Abdal Murad” başlığı altında burayı bir ziyaretgâh, sahn-ı işret (eğlence yeri) ve meserret (sevinç) yeri olarak anlatmaktadır. Lamii Çelebi’nin anlatımı şöyledir:
“Yine Abdal Murad’un fezâsı
Bakacak gibi hoş demdür havası
Zeminden hükmeder çerh-i berine
Nigindür kalenin engüşterine
Güneş ucun (evcin) görüp düşmüş zevâle
Felekveş şehre olmuşdur havâle
Ziyaretgâhtır hem sahn-ı işret
Olur ol yerde her yüzden meserret” (Yurtsever, 1984, 112-113; Akkuş, 1987, 103)
EVRENSEL OLUNCA KEŞFİNDE GÜZEL OLUR
1588’de türbenin ilk ziyaretçisi Seyyah Lubenau’dur. Seyyahın Izlenimleri şöyledir: “Şehrin kapısında Roland’ın büyük kılıcı asılı duruyor. Türkler onun da bir Türk olduğunu Ve Orhan’a şehrin ele geçirilmesi sırasında yardım ettiğini iddia ediyorlar ve bu kılıca Çok önem veriyorlar… Kenti gezerken halk tarafından Abdal Murad diye adlandırılan bir Azizin mezarını da ziyaret ettik. Türkçede abdal, aklı başında olmayan anlamına geliyor. Ama Türklere göre aynı zamanda ‘kendini Tanrı’ya adamış’ da demek. Hakkında daha birçok rivayetler bulsana Kutub-ül Arifin Abdal Murad Hazretleri,niyeti ile, ameleleri ile evrensel bir örnek olmuşbaşta Buhara’dan Bursa’ya kadar gelmiş olmalarının yanı sıra buralarda yaptıklarıyla halkın sevgisini kazanmıştır.
TÜRBEDE SON SURUM
Bektaşiliğin 1826 yılında yasaklanması üzerine Abdal Murad Tekkesi yıktırılmış, bırakılan türbe mahallinin idaresi Nakşi şeyhlere devredilmiştir. XIX. yüzyıl boyunca Abdal Murad Tekkesi’nde Bektaşi-Nakşi mücadelesi baş göstermiştir. İstanbul Karyağdı Baba Tekkesi postnişini Necib Baba’nın gayretleriyle tekke yeniden Bektaşi idaresine alınmıştır. Abdal Murad Tekkesi tüm tekke ve türbelerin kapatıldığı 1925’ten sonra kaderine terk edilip bakımsız kalmış, 1933’te yıkılmıştır. Geride yalnızca Abdal Murad Sultan ile oğlu Abdal Mehmed’in mezarı kalmıştır. Yıkılan tekkenin yerine Cumhuriyet döneminde camii yaptırılmıştır.
KAYNAKÇA
1)https://islamansiklopedisi.org.tr/abdal-murad
2)https://hbvdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/TKHBVD




