Yazan: Fahri Sarrafoğlu

Belki duymuşsunuzdur İstanbul’da Laleli Semtinde Laleli Camii vardır. Aslında bu camiyi yaptıran Padişah III. Mustafa’dır. Fakat halk arasında Laleli Camii diye bilinmesinin ilginç bir hikâyesi vardır. Kısaca şöyle anlatayım.

Mustafa Han, bu camiyi yaptırırken çevrede “Laleli Baba” namında evliya bir zatın yaşadığını öğrendi ve sohbetinden istifade etmek istedi. Laleli Baba’ya Padişahın kendisini ziyaret etmek istediği haberi ulaştırıldı, o da buyur etti… Padişah, Laleli Baba’nın sohbetinden gerçekten memnun kaldı. İçinde, bu zatla daha sık görüşme arzusu uyandı. Ayrılacağı sırada bir soru sordu:

– Efendi hazretleri, bu dünyada en güzel şey nedir acaba?

– Bu dünyada en değerli şey yiyip içtikten sonra sıkıntısız biçimde def-i hacetini yapabilmektir.

Hükümdar bu cevaptan pek hoşnut olmadı. Başından beri hikmetli konuşmalarıyla herkesi etkileyen bir zata bu cevabı pek yakıştıramadı ve maiyetiyle beraber saraya döndü…

Padişahın kalben yaptığı bu itiraz Laleli Baba’ya malum oldu, “Yakında görürüz, demek illâ bu sıkıntıyı yaşaman lazım” anlamında tebessüm etti…

Ziyaretin ertesi günü padişah şiddetli bir kabızlığa yakalandı. Bir türlü kurtulamıyordu. Başta hekimbaşı olmak üzere herkes seferber oldu, bilinen bütün ilaçları uyguladılar, ancak fayda etmedi. Padişah kıvranıyordu… Düşünürken nihayet sebebini buldu! Bu hâlin Şeyh Efendinin sözüne itirazdan dolayı başına geldiğini anladı. Derhal adamları ile Şeyhin yanına gitti. Hata ettiğini söyledi…

Laleli Baba “Karşılığında ne vereceksiniz?” dedi. “Senin bölgende yaptırdığım o camiyi sana hibe edeceğim”, “Yetmez” dedi Şeyh Efendi. Sultan Mustafa daha birçok şeyler sıraladı… Şeyh, “Bunlar da yetmez” diyordu… En sonunda, “Bu halden kurtulursun ama karşılığında saltanatı [hükümdarlığı] isterim, yoksa kendin bilirsin” dedi.

Sancılar içinde kıvranan Padişah için başka çare yoktu, bir an önce bu sıkıntıdan kurtulmak istiyordu, “Tamam, o da senin” dedi.

Laleli Baba dua etti, sırtını sıvazladı, “Haydi git Allah’ın izniyle kurtulacaksın” dedi… Padişah gerçekten kurtuldu ve çok rahatladı. Fakat saltanat da elden gitmişti! Saltanatı teslim etmek üzere maiyetiyle geldi. Elbette Laleli Baba’nın maksadı Saltanat değildi. Padişah, gerekli dersi almıştı… Şöyle dedi:

-Bir saltanat ki bir def-i hacete değişiliyor, öylesine ucuz bir saltanat bize lazım değil. Bize caminin adı yeter…

zihin-temizleme

Evet, bağırsaklarımızdaki bir tıkanıklık Allah vermesin, bize değil cami bağışlamak koskoca bir hükümdarlıktan bile vazgeçtiriyor. Peki, ya zihnimizdeki tıkanıklığın açılması için ne gerekiyor.

RABBİMİZE ŞÜKÜR BİZE BOŞALTIM ORGANI VERMİŞ FAYDASI OLMAYAN ÇIKIYOR VE YİNE BİR YERLERE GÜBRE OLARAK VEYA BİLMEDİĞİMİZ BİR ŞEYE FAYDALI OLUYOR

 

PEKİ?

YA DÜŞÜNCELERİMİZ? Bize lazım olmayan, lazım olmayacak olan, hatta zararlı olan… Bu düşüncelerimizin boşaltımı nasıl olacak?

Düşünmeyelim demek kolay olur düşünmeyelim. Ya aradan gelen virüsler-düşünce kırıntıları-düşünce dayatmaları-bilinçaltı baskıları bunları nasıl boşaltacağız. Yıllardır zihnimizde bulunan, biriken DÜŞÜNÇE ÇÖPLÜĞÜNÜ NASIL BOŞALTACAĞIZ…

Aslında o kadar zor değil. Kur’an-ı Kerim bunun cevabını çok güzel veriyor. Zihnimizdeki biriken çöplüğü, gereksiz ağırlığı yüce kitabımızın tavsiyesi ile temizleyebiliriz. Ve sağlıklı düşünebiliriz.

Kuran-ı Kerim Enfal Suresi: 22 “Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.”

Yunus Suresi 100.ayet Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler.

Ankebut Suresi “Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.”

Kısaca: Aklımızı kullanarak, gereksiz düşüncelerden kurtulabiliriz. Bize dayatılmaya çalışan gereksiz, faydasız düşüncelere hamallık yapmayarak kurtulabiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website