Yazan : Fahri Sarrafoğlu

Bu satırların yazarı olan benim çocukluğum  Aksaray’da çok değerli insanlarla geçti. Bizler tasavvufu, kitaplardan değil insanların hal ve hareketlerinden görerek öğrendik efendim. Evet, tasavvuf terbiyesi çok önemlidir. Ama şu kitabı okuyayım,  şu zatın hayatını inceleyim, diyerek değil,  bizzat yaşayarak öğrendik. Şimdi size  anlatacağım hikâye  bizim Aksaray’da Hacı İsmail Tekerbaş, ya da Akıllı Emmi dediğimiz Anahtarcı Amca ile benim aramda geçen çok ibretlik bir hikâyedir. Akıllı Emminin bana verdiği küçük bir ders ve işte bir tasavvufi eğitim metodu.

Efendim, sene 1979 yılında annem gezmeden dönerken evin anahtarını kaybeder. Anahtarın bir yedeği babamda vardır. Babamda çarşıda esnaf ve bir koşu hem anahtarı babamdan alacağım hem de anahtarcı Akıllı Emmi ’ye anahtarı götürüp bir kopyasını alıp eve götüreceğim. Sonra da dükkâna geri geleceğim.

Peki, diyeceksiniz ki niye Akıllı Emmi diyorsunuz. Efendim, Hacı İsmail Tekerbaş amcamızın elinden her iş gelirdi de ondan.Sadece anahtar işi yapmazdı, mahallemizin muhtarıydı, nerede bir eksiklik var, nerede pratik zekâ lazım hemen çağırın “Akıllı”yı derlerdi. Allah rahmet etsin, nur içinde yatsın. İnsanların ona gidip fikir aldığı, danıştığı bir kimseydi. Hacı İsmail Tekerbaş Küçükbölcek Mahallesinde otururdu.

Evet, bendeniz, anahtarı bir an önce yaptırmak için gittim. Akıllı Emmi acele eder misin ne olur, daha anneme götüreceğim anahtarı kapıda kaldılar dedim. Tamam, oğlum otur dedi acele etme yaparız. O zamanlar tabii ki makine yok,  böyle hemen koy kopyala makineden, hemen çıksın 5 dakikada olmuyor tabi ki.  Yapılacak yeni anahtarla eski anahtarı güzelce yan yana getirdi. Tek tek eğeledi anahtar uçlarını. Ben biraz acele ediyorum ya “tamam oldu işte ver  Akıllı Emmi ver götüreyim artık.  Nasıl olsa birbirine benziyor marka aynı marka değil mi?”

“Oğlum etme, daha bak olmadı, bunun bir eğesi bile önemli. Bir dişi eksik olsa da  geri gelirsin koşa koşa, iki sefer yorulursun sonra.” Neyse ben uf püf yapınca tabi çocukluk da var: “İyi al götür” dedi, “al götür.  Biraz sonra nasılsa geri geleceksin.”  Ben anahtarı yaptı bitirdi diye aldım, koşarak Çerkez Mahallesindeki evimize gittim. Anahtar aynı anahtar, aynı marka hepsi benziyor ama Akıllı Emminin yaptığı anahtar açmıyor kapıyı. Allah Allah ya aynısı nasıl olur da  açılmaz .Annem çok kızdı .Epeydir kapıdalar zaten. Neyse yedek anahtarla kapıyı açtım onlar girdi. Ama yeni anahtar olmadı. Hadi bir daha çarşıya git, tekrar gel, tekrar dene. Ah benim aceleciliğim işte…

Koşarak Akıllı Emmi‘ye tekrar gittim ve “Akıllı Emmi ya yaptın olmamış, açmadı.” ” Eeee, ben sana demedim mi? Acele etme yavaş yavaş bunun tüm dişleri uyacak birbirine ” diye bana kızmadan tebessümle anlattı. Ve Akıllı Emmi sadece tek bir şey yaptı. Nedir o? Bir tek eğe vurdu Bir tek tık yaptı. O kadar. Nasıl ya!  Ben onca yolu senin bu bir tek eğe vuruşun için mi geri geldim. Tüh… Tüh…

“Anahtarı al  git bi dene bakalım açacak mı, sonra gel seninle çay içelim,” dedi. Gittim. Evet, anahtar kapıyı açtı. Tekrar dükkâna geldim ve şu güzel mesajları verdi bana: “ Bak Fahrim” İnsanoğlu oldum der, acele eder ama aslında olmamıştır O bir tık, bir eğe vurulması onu ne yapar,  anahtar haline getirir. Bak evladım sen ileride büyüyeceksin. Baba olacaksın, idarecilik yapacaksın, Aile geçindireceksin. Sakın bunu unutma, bir eğe deyip geçme, bir tık diş uymazsa o kapı açılmaz. Evlilikte de böyledir. Diş ne yapacak, uyacak birbirine. Kırılır. Anahtar içinde kalır sakın zorlama. Bu sefer göbeği sökmek gerekir iş daha da uzar. İleride eğer böyle bir durumla karşılaşırsan kendini törpüle.Kendinde ne çıkıntılar var? Ne çapaklar var? Sakın anahtarın göbeğinin içine vida sokmaya çalışma. Bu anahtar bu anahtara yuvaya uymuyor demek ki. Bende bir çapak var, bir eğe kırıntısı var .Kendimi düzelteyim de evladım.”

Yukarıdaki cümleleri  Akıllı Emmi dedi, bana.  Dedi de bunu 1979’da yani ben daha 14 yaşındayken dedi. Kulağımıza küpe kaldı tabi ki. Evet, her ne olursa olsun oldum demeyeceğiz. Ortada varsa bir hata, bir kusur,, çapak bizdedir o zaman. O zaman ehline gideceğiz, diyeceğiz ki “Beni bir törpüler misin? Benim bu çapağımı alır mısın?”

KISACA: Sevgili anneler, babalar, eşler her iki taraf da sakın anahtar uymuyor diye kızmayalım. Anahtarın kendisini değiştirmeye kalkmayalım. Anahtarda mutlaka çapak vardır. Ehline gidelim düzelttirelim. İşte iş yerinde de öyle efendim. Amiriz, memuruz. Karşı tarafa değil önce kendimize bakalım. Acaba kendimizde bir çapaklık, bir eğelik iş var mı? Allah teala Kuran-ı Kerim’de ne diyor? ” Ben sizi güzel yarattım Ahsen-i takvim üzere yarattım.” Eee, güzel yarattı. Güzel olan Allah cc yarattı bizi. O zaman biz de ne yapacağız, eğitimimizi güzel bir şekilde tamamlayacağız. Kuran-ı Kerim’de Allah Teâlâ diyor ki ” Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Araf suresinde geçer özellikle hiç görenle görmeyen bir olur mu? Her zaman sevgili kardeşler eğiteceğiz birbirimizi ve diyeceğiz ki eğer uymuyorsa eğer anlaşamıyorsak eğer bir sıkıntı varsa o zaman sorun bizdedir.

Şura Suresi 30.ayet: “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.”
İsra Suresi 11.Ayet: “İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.”

2 thoughts on “Anahtar kapıyı niye açmıyor?

  1. Abi 2000-2004 yılları arasında biraz törpülendik ancak eğe vurulacak kıvama geldik mi bilmem.☺☺☺

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website