İnsan bazen neden gerçeği araştırmak yerine kendisini rahatlatan açıklamalara inanır? Neden çoğunluğa uyar, duyduğu her bilgiyi sorgulamaz veya kendi düşüncesinin yanlış olabileceğini kabul etmekte zorlanır? Bilimsel araştırmalar bu sorulara ilginç cevaplar veriyor.

İnsan Zihni Kolay Cevapları Sever

İnsan zihni, belirsizlikten kurtulmak ve olayları anlamlandırmak ister. Özellikle korktuğumuz, endişelendiğimiz veya kendimizi güvensiz hissettiğimiz zamanlarda basit ve kesin açıklamalar bize daha çekici gelebilir. Ancak bir açıklamanın kolay anlaşılması veya bizi rahatlatması, onun doğru olduğunu göstermez.

Örneğin: Sınavdan korkan bir öğrenci, sosyal medyada “Bu üç yöntemle çalışmadan yüksek not al!” başlıklı bir video görür. Bunun pek gerçekçi olmadığını düşünse de inanmak isteyebilir. Çünkü bazen gerçeklerle yüzleşmek yerine kolay çözümleri tercih ederiz.

Yanlış Haberlere Neden İnanırız?

Psikolog Gordon Pennycook ve David Rand’in 2019 yılında yayımlanan araştırması, bilgiyi dikkatle değerlendiren insanların doğru ve yanlış haberleri ayırt etmede daha başarılı olabildiğini gösteriyor. Ancak korkularımız, alışkanlıklarımız ve önceden sahip olduğumuz düşünceler de kararlarımızı etkileyebilir.

Örneğin: Okul grubunda “Yarın okullar tatil!” diye bir mesaj paylaşılır. Bazı öğrenciler hemen sevinip haberi yayarken, dikkatli bir öğrenci okul yönetiminin veya Millî Eğitim Bakanlığının açıklamasını kontrol eder.

Unutmayalım: Bir haberin çok paylaşılması, onun doğru olduğu anlamına gelmez.

Nasreddin Hoca Bile Kendi Söylediğine İnanmış!

Nasreddin Hoca’ya atfedilen bir fıkrada, Hoca çocukları başından uzaklaştırmak için onlara şöyle der:

— Çocuklar, koşun! Aşağı mahallede büyük bir ziyafet var, herkese yemek dağıtıyorlar!

Çocuklar sevinçle aşağı mahalleye doğru koşmaya başlar. Hoca bir süre onların arkasından bakar. Sonra kendi kendine düşünür:

— Acaba gerçekten ziyafet mi var? Bu kadar çocuk boşuna koşmaz herhâlde!

Ve Hoca da çocukların peşinden koşmaya başlar.

Peki, bu fıkra bize ne anlatıyor?

Asıl düşündürücü olan, Hoca’nın bir yalan söylemesi değil, o yalana inananların davranışından kendisinin de etkilenmesidir.

Günümüzde de sosyal medyada bir haberin binlerce kişi tarafından paylaşılması, insanlarda o haberin doğru olduğu izlenimini oluşturabilir.

Bir yalana çok kişinin inanması, o yalanı gerçek yapmaz.

Neden Çoğunluğa Uyarız?

İnsanlar bazen dışlanmamak veya alay edilmemek için gerçek düşüncelerini söylemekten çekinirler. Özellikle kendi görüşlerinin azınlıkta kaldığını düşündüklerinde sessiz kalabilirler. Bu durum, psikolojide ve iletişim araştırmalarında suskunluk sarmalı olarak açıklanır.

Örneğin: Sınıfta herkes bir filmi çok beğendiğini söyler. Siz ise filmi hiç beğenmemişsinizdir. Ancak “Herkes beğenmiş, ben farklı düşünürsem benimle dalga geçerler” diyerek susmayı tercih edebilirsiniz.

Burada önemli bir ayrıntı vardır: Bir insanın çoğunluğa sessizce uyması, mutlaka çoğunlukla aynı düşündüğü anlamına gelmez.

Korku ve Öfke Düşünmemizi Nasıl Etkiler?

İnsanlar her zaman yalnızca mantıklarıyla karar vermezler. Korku, öfke, heyecan ve güvensizlik gibi duygular da düşüncelerimizi etkileyebilir.

Örneğin: Okul takımı bir maçı kaybettiğinde bazı öğrenciler bütün suçu hakeme yükler. Diğerleri de öfkeye kapılarak maçta gerçekte ne olduğunu araştırmadan aynı düşünceye katılabilir.

Oysa bir sözün bizi öfkelendirmesi, heyecanlandırması veya rahatlatması, onun doğru olduğunu kanıtlamaz.

Bilgili Olmak ile Düşünebilmek Aynı Şey midir?

Kitap okumak ve bilgi edinmek düşüncemizi geliştirir. Ancak öğrendiğimiz bilgileri sorgulamak, farklı kaynaklarla karşılaştırmak ve gerektiğinde kendi görüşümüzü değiştirebilmek de önemlidir.

Örneğin: Tarih ödevi hazırlarken yalnızca sevdiğimiz bir tarihî kişiyi öven kaynakları okur, eleştiren kaynakları incelemeden reddedersek o kişiyi bütün yönleriyle tanıyamayız.

Gerçekten düşünen insan, yalnızca başkalarının yanlışlarını değil, kendi yanılgılarını da fark etmeye çalışır.

Kur’an’ın Düşünme ve Araştırma Çağrısı

Kur’an-ı Kerim’de düşünmeye, araştırmaya ve bilgiyi sorgulamaya yönelik pek çok ayet bulunmaktadır:

  • İsrâ Suresi (36. ayet): Bilgimiz olmayan bir şeyin peşinden gitmememiz konusunda uyarılırız.
  • Zümer Suresi (18. ayet): Söylenenleri dinleyip en güzeline uyanlar övülür.
  • Bakara Suresi (170. ayet): Ataların yolunu düşünmeden ve sorgulamadan takip etmek eleştirilir.

Bu üç ayet birlikte düşünüldüğünde, insanın yalnızca duyduklarına veya alıştıklarına dayanarak karar vermemesi; bilgi edinmesi, düşünmesi ve değerlendirmesi gerektiği anlaşılır.

Yanlış Bilgilerden Korunmak İçin 6 Öneri

  1. Hemen inanmayalım: Özellikle bizi korkutan veya öfkelendiren haberleri paylaşmadan önce düşünelim.
  2. Kaynağı araştıralım: Bilginin kim tarafından ve neye dayanarak paylaşıldığını kontrol edelim.
  3. Çoğunluğa aldanmayalım: “Herkes böyle söylüyor, demek ki doğru” düşüncesine kapılmayalım.
  4. Farklı görüşleri dinleyelim: Bizimle aynı fikirde olmayan insanları da anlamaya çalışalım.
  5. Duygularımızın farkında olalım: Korku, öfke veya aşırı heyecanla karar vermeyelim.
  6. Yanılabileceğimizi kabul edelim: Yeni ve güvenilir bir kanıt gördüğümüzde “Yanılmışım” diyebilmekten çekinmeyelim.

Peki, Biz Hiç Yanılmıyor muyuz?

Başkalarının yanlışlarına dikkat etmek kolaydır. Peki, biz kendi düşüncelerimizi ne kadar sorguluyoruz?

Sevdiğimiz bir insanın söylediği her söze hemen inanıyor muyuz? Kendi düşüncemizi destekleyen haberleri araştırmadan paylaşıyor muyuz? Yanıldığımızı anladığımızda bunu kabul edebiliyor muyuz?

Belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:

“Ben gerçekten doğru olduğu için mi buna inanıyorum, yoksa inanmak istediğim için mi doğru kabul ediyorum?”

Çünkü insan yalnızca başkalarının yanlışlarını görebildiğinde değil, kendi yanılgılarını da fark edebildiğinde düşüncesini geliştirebilir.

 


Kaynaklar ve Bilimsel Araştırmalar
  1. Pennycook, G. ve Rand, D. G. (2019). Lazy, not biased: Susceptibility to partisan fake news is better explained by lack of reasoning than by motivated reasoning. Cognition, 188, 39–50.
    https://doi.org/10.1016/j.cognition.2018.06.011
  2. Noelle-Neumann, E. (1974). The Spiral of Silence: A Theory of Public Opinion. Journal of Communication, 24(2), 43–51.
    https://doi.org/10.1111/j.1460-2466.1974.tb00367.x

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website