Bir Cuma namazı sonrası Süleymaniye Cami’nin avlusunda bir araya gelen cami müdavimleri, hepsi de emekli olduğu için, namaz sonrası birbirlerine takılıp, sohbet ediyorlardı. Aralarında şakacı olan Mehmet Rıza Efendi, arkadaşlarına dönerek: “Ya arkadaşlar Süleymaniye Cami ben bildim bileli, hep böyle. Yapılalı yüzyıllar oldu ama hala aynı Süleymaniye Cami, niye değişmiyor acaba? Sıkılmamış mıdır ki hep aynı hep aynı. Ya sıkıldım artık, yerimden derse. İçimdeki  çiniler, lambalar, avizeler, kürsüler, mihrap ve minber hep aynı. Eh işte aradan yıllar geçiyor da sadece halımı değiştiriyorsunuz onu da bana sormadan, Mimar Sinan kalksa gelse de şu camiyi değiştirse derse,  ne dersiniz? ”

Mehmet Rıza Efendi’nin bu sözüne gülen arkadaşları da : “Senin başına sıcak geçmiş galiba, gel otur da şurada, biraz dinlen. Bak ne güzel cami işte onu yapan Ustası Mimar Sinan, imzasını atmış, kubbede hoş sada bırakmış işte. Sen seyretmene bak, hiç cami sıkılır mı kendi halinden yahu ? ”

Bu sefer söze Ahmet Remzi Bey, girdi. O da İTÜ Mezunu mimardı.  Yıllar önce emekli olmuş, yaşı 80 yaşını geçmesine rağmen oturaklı, yerinde ve tok konuşurdu. Mimar olduğu için,  konu kendisini ilgilendiriyordu.: “Arkadaşlar, peki hadi diyelim ki, Süleymaniye Camii sıkıldı bu durumdan, yüzyıllardır aynıyım hadi beni değiştirin dedi, hadi nereden bulacağız Mimar Sinan’ı nereden bulacağız Mimar Sinan benzeri bir mimarı. Mimar yapmış eserini bırakmış bizlere ki sahip çıksın diye. Bizim şimdi bu eserlere sahip çıkıp, bu klasik mimariyi korumamız lazım,” dedi.

Onları dinleyen Derviş Dede, diye bilinen beyaz sakallı ve nurani yüzlü olan zat müsaade isteyerek söze girdi. Muhterem arkadaşlarım, öncelikle Mehmet Rıza Bey çok güzel bir konuyu gündeme getirdi. Bunun üzerinde düşünmemiz sağladığı için teşekkür etmek istiyorum.  O konuşurken, dinleyenlerin sayısı giderek artmaya başladı. Ve meraklandılar, neden Mehmet Rıza Bey’in Süleymaniye Cami niye hep aynı sözü için teşekkür etti diye meraklanmışlardı. Derviş Dede, anlatmaya başladı:

“Arkadaşlar düşünün Süleymaniye Cami yüz yıllardır aynı. Eseri yapan usta, eseri yapan mimar işini bitirmiş, imzasını atmış ve kenara çekilmiş. Bizde şimdi bu camiye hayran hayran bakıp ustayı hatırlıyor ve onun emeğine teşekkür ediyoruz. Allah C.C ‘de bizi yarattı. Hem de insan olarak yarattı. Ve öyle bir eser yarattı ki adına da insan dedi. Bu yarattığı insanın bir özelliği var. Hem gelişim üzerine olması. Yani hep tekâmül üzerine olmasıdır.  Allah ne diyor, Kuran-ı Kerim’de, biz sizi ahsen-i takvim üzere yarattık, yani en güzel şekilde yarattık. Peki, yarattı da bitti mi, insanoğlu hep kendini eğitiyor, okuyor, görüyor, tecrübe kazanıyor ve kendini geliştiriyor. Yaptığı hatalarından ders alıyor, etrafındaki ibretlik olaylardan ders alıp kendisi ondan uzak duruyor. Örnek insanlara bakıp onların deneyimlerinden istifade ediyor. Yani arkadaşlar İNSAN HEM GELİŞİM VE DEĞİŞİM İÇERİSİNDE. İşte onun için İNSANOĞLUNDA TEKRAR OLMAZ. ONUN İÇİN İNSANOĞLUNDA SIKILIYORUM OLMAZ. ÜFF İÇİM DARALDI OLMAZ,  OLMAMALI. Çünkü Allah bize irade vermiş, tıpkı çok güzel bir resmi yapan sanatçının fırçayı resmin kendisine vermesi gibi bize de İRADE VERMİŞ ve ey kullarım kendinizi geliştirin, tekâmül edin ki ta ki bana ulaşasınız. Bunu ne diyoruz, tasavvufta Vahdet-i Vücut. İşte bizim Süleymaniye’den farkımız bu. İşte bizim dünyanın en pahalı resimlerinden ya da en pahalı vazolarından farkımız bu. BİZ İNSANIZ VE TEKÂMÜL ÜZERİNEYİZ. Yani gelişiriz, kendimizi hem geliştirmeliyiz. ”

Kısaca:  Tin Suresi: “Ant olsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.

Araf Suresi: “ Gerçekten onlara, bilgiye göre açıkladığımız, inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olan bir Kitap getirdik. “

Kehf Suresi:i “İşte Zülkarneyn’in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.

Casiye sureis: Sizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.

Zariyat Suresi: Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?

 Enbiya 16-17 Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website