Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu
Kendimiz Olabilmenin Sessiz Yolculuğu
Modern yaşamın hızında insan çoğu zaman dış dünyanın beklentileriyle şekillenir. Toplumsal roller, sorumluluklar, başarı ölçütleri ve çevrenin beklentileri arasında gerçek benliğini fark etmekte zorlanabilir. Oysa insanın en değerli hazinesi, sahip olduğu öz benliğidir.
Öz benlik; kişinin dış etkilerden, başkalarının yargılarından ve geçici kimliklerden bağımsız olarak sahip olduğu en doğal, en samimi ve en gerçek hâlidir. Başka bir ifadeyle, insanın kendisiyle baş başa kaldığında karşılaştığı iç dünyasıdır.
Öz Benliğin Temel Özellikleri
Maskelerin Ardındaki Gerçek
Günlük yaşamda hepimiz farklı roller üstleniriz. Anne, baba, öğrenci, çalışan ya da yönetici olabiliriz. Ancak bu rollerin ötesinde değişmeyen bir özümüz vardır. Öz benlik, işte bu gerçek kimliği ifade eder.
Doğuştan Gelen Saflık
İnsanın yaratılışında bulunan samimiyet, merhamet, merak ve içtenlik gibi özellikler öz benliğin temel parçalarıdır. Bu yönler, insanın en doğal hâlini yansıtır.
İçsel Rehber
Öz benlik, kişinin değerlerini, inançlarını ve yaşamda gerçekten ne istediğini anlamasına yardımcı olan içsel bir pusula gibidir. İnsan çoğu zaman doğruyu ve yanlışı önce kendi vicdanında hisseder.
Öz Benlik ve Sahte Benlik
İnsan hayatı boyunca iki farklı yönelim arasında kalabilir: öz benlik ve sahte benlik.
Öz benlik;
- İç huzura yönelir.
- Kendi değerinin farkındadır.
- Samimiyet ve kabul duygusunu besler.
- Dış koşullardan bağımsız olarak varlığını sürdürür.
Sahte benlik ise;
- Sürekli onay ve takdir arar.
- Korku, kıyaslama ve rekabetten beslenir.
- Dış dünyanın beklentilerine göre şekillenir.
- Kırılgan ve değişkendir.
İnsan öz benliğinden uzaklaştıkça kendisiyle arasındaki bağ zayıflar; özüne yaklaştıkça içsel huzuru ve dengeyi daha güçlü hisseder.
Öz Benlikten Uzaklaşmanın İşaretleri
Hayatın yoğunluğu, yaşanan kırgınlıklar ve çeşitli travmalar insanı öz benliğinden uzaklaştırabilir. Bunun bazı belirtileri şunlardır:
- Kendi isteklerinden çok başkalarının beklentilerine göre yaşamak,
- Sürekli bir boşluk ve anlamsızlık hissi taşımak,
- Kendisiyle baş başa kalmaktan kaçınmak,
- İç sesini dinlemek yerine sürekli dış uyaranlara yönelmek,
- Hayatın içinde yorgun ve tükenmiş hissetmek.
Bu belirtiler, kişinin kendisiyle yeniden bağ kurma ihtiyacına işaret edebilir.
Öz Benliğe Yeniden Dönmek
Öz benlikle buluşmak kısa sürede gerçekleşen bir durum değil, bir farkındalık ve keşif yolculuğudur.
Kendini Gözlemlemek
İnsan zaman zaman kendisine şu soruyu sormalıdır: “Bu tercihi gerçekten ben mi istiyorum, yoksa başkalarının beklentileri mi beni yönlendiriyor?” Bu sorgulama, kişinin kendisini daha iyi tanımasına yardımcı olur.
Sessizliğe Alan Açmak
Yoğun hayat temposu içinde insanın kendisiyle baş başa kalabileceği zamanlar oluşturması önemlidir. Sessizlik, iç sesin duyulmasına imkân verir.
Sağlıklı Sınırlar Koymak
Kişiyi tüketen, yoran ve özünden uzaklaştıran durumlar karşısında gerektiğinde “hayır” diyebilmek, öz benliği korumanın önemli yollarından biridir.
Manevi Perspektiften Öz Benlik
İslam düşüncesinde öz benlik, insanın yaratılıştan getirdiği temiz ve saf fıtratla ilişkilendirilir. Kur’an-ı Kerim’de insanın iç dünyasına dikkat çekilerek benliğini arındıran kişinin kurtuluşa ereceği ifade edilir:
“Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömen ise hüsrana uğramıştır.”
(Şems Suresi, 9-10)
Bu ayet, insanın kendi özünü koruması ve geliştirmesi gerektiğini hatırlatan önemli bir rehber niteliğindedir.
“Herkesi Memnun Edemezsin!”
Öz benliğini kaybeden insan, sürekli “El alem ne der?” diye yaşar ve sonunda kimseye yaranamaz. Nasreddin Hoca bu durumu yüzyıllar öncesinden harika bir mizahla özetlemiş:
Hoca bir gün oğluyla birlikte yanlarına eşeği de alarak kasabaya doğru yola çıkmış. Hoca eşeğe binmiş, çocuk da yürüyormuş. Karşıdan gelenler: “Yahu koskoca adam eşeğe binmiş, küçücük çocuğu yürütüyor, hiç insafı yok!” diye fısıldaşmışlar. Hoca utanmış, eşekten inmiş, oğlunu bindirmiş. Az sonra başkaları görmüş: “Şimdiki gençler de çok saygısız, yaşlı babası yürüyor, kendisi eşek üzerinde keyif çatıyor!” demişler.
Bu kez Hoca da eşeğe binmiş, ikisi birden ilerlemişler. Defa bu kez hayvanseverler çıkmış: “Yazık günah, bir hayvana iki kişi birden biner mi, hiç merhamet kalmamış!” diye söylenmişler. Hoca ne yapacağını şaşırmış. En sonunda oğluyla birlikte eşekten inmişler, önlerine katıp yürütmeye başlamışlar. Bu sefer de arkalarından gülenler olmuş: “Bak şunlara, altlarında eşek var ama ikisi de yaya yürüyor, ne enayi adamlar!” demişler.
Hoca oğluna dönmüş ve demiş ki:
“Gördün mü oğlum? Başkalarının lafına bakarsan, en sonunda eşeği sırtına alıp taşımak zorunda kalırsın!”
Kendini Başka Yerde Arama
Eski zamanlarda bir genç, hayatın anlamını ve kendi içindeki o büyük gücü keşfetmek için diyar diyar gezip bilge bir hoca aramış. Dağları aşmış, okyanusları geçmiş, en sonunda bir bilgeye ulaşıp sormuş: “Efendim, ben günlerdir yollardayım. İçimdeki o huzuru, o gerçek gücü arıyorum. Hangi ülkeye gitmeliyim, hangi tapınakta aramalıyım?”
Bilge adam gence sevgiyle gülümsemiş ve cebinden küçük bir ayna çıkarıp gencin yüzüne tutmuş. Sonra da şöyle demiş:
“Evlat, sen sarayın anahtarını cebinde taşıyorsun ama kapıyı açmak için dünyanın öbür ucundaki ülkelere gidiyorsun. Aradığın hazine; dış dünyadaki unvanlarda, kıyafetlerde ya da insanların övgülerinde değil. O hazine, şu aynada gördüğün yüzün arkasında, senin kendi özündedir. Kendine dön, kendinle tanış.”
- Karakterine Filtre Yapma: Telefonuna filtre yapabilirsin ama karakterine filtre yapma.
- Asil Olanı Seç: “Herkes gibi” olmak kolaydır; zor ve asil olan “kendin” olmaktır.
- Yunus Emre’yi Dinle: “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır?”
Bulanık Su
Bir gün genç bir öğrenci bilge bir öğretmene sormuş: — “Hocam, neden bazen kendim gibi davranamıyorum?”
Bilge öğretmen öğrenciyi göl kenarına götürmüş. Suyun içine küçük taşlar atmış. Su dalgalanmış ve görüntü bulanmış. — “Kendini görüyor musun?” diye sormuş. Öğrenci: — “Hayır hocam, su çok karışık.” demiş.
Bir süre beklemişler. Su sakinleşince öğrenci kendi yansımasını net şekilde görmüş. Öğretmen gülümsemiş: — “İnsan zihni de böyledir. Gürültü, korku, başkalarının beklentileri ve telaş arttığında insan kendi özünü göremez. Sakinleşince gerçek kendiliğini fark eder.”
REHBERİMİZ OLAN KURAN DİYOR Kİ:
“Hanif olarak yüzünü dine, Allah’ın insanları üzerine yarattığı o fıtrata çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir; fakat insanların çoğu bilmezler.”
(Rûm Suresi, 30. Ayet)
Mesaj: Öz benlik, aslında Allah’ın insana doğuştan verdiği tertemiz fıtrattır. Dış etkenler bu fıtratı bulandırabilir, ancak asıl öz değişmez. Kendine dönüş, bu ilahi yaratılışa dönüştür.
“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne gönderdiğine baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
(Haşr Suresi, 18. Ayet)
Mesaj: Kendini gözlemlemek, niyetlerini sorgulamak ve “Bunu gerçekten ben mi istiyorum?” sorusunu sormak, aslında Kur’an’ın öğütlediği bir nefis muhasebesidir. Bu muhasebe kişiyi özüne götürür.
“İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’ın rızasını değil de insanların beğenisini kazanmak için gösteriş yaparlar.”
(Bakara Suresi, 264. Ayet – Mealen)
Mesaj: Öz benliğine sahip çıkan insan, asıl olarak Allah’ın rızasını hedefler. Başkalarının beğenisini kazanmak için özünden taviz vermez.
Bu ayetler ışığında metnin genç okura vermek istediği nihai mesaj şudur:
“Sen, Allah’ın sana emanet ettiği tertemiz bir fıtrat (öz) ile doğdun. Hayat boyunca karşılaştığın her türlü beklenti, korku ve övgü arayışı, bu özü bulandırabilir. Ancak asıl başarı ve kurtuluş, bu özü tanımak, arındırmak ve onunla yaşamaktır. Başkalarını memnun etmek için kendini feda etme; asıl olan, seni yaratanın rızasını kazanmaktır. Sessizliğe çekil, vicdanının sesini dinle ve bil ki; aradığın tüm cevaplar aslında kendi içinde saklıdır.”


En çok sevdiğim kendimi bilmekle gercekten hakikati görüyoruz.
Hakikat nedir ?
Gözle görünür kalple okunur ve beden dans eder.
O güzelliğin sarhoşluğunu yaşar.
İnsan dalip gider.
Nereye derseniz, kalbindeki cennete varoluşa
Kendimi cok seviyorum
Ve fahri bey katkılarınız icin cok teşekkür ediyorum
Gün geçtikçe vay canına diyorum .
Ama bugün birseye uzuldum birkaç kişi bizim gribtan toplanıp sohbet yapmış. Gayb ettim.
Sabırsızım!!!! Öğrenmeye. Bana 1 kelime öğretenin 40 yil kolesi olurum. Bu anlamli sözü bu yıl öğrendim anlamini .
Aynam aynalar ne güzeldir